Kaybolmalarına hiç bir tepki gelmedi, hiç kimse bundan sorumlu tutulmadı.Non c'è stata alcuna reazione a queste scomparse e nessuno ne è stato ritenuto responsabile.
Kaybolmalarına hiç bir tepki gelmedi, hiç kimse bundan sorumlu tutulmadı.Κανείς δεν είχε ασχοληθεί με τις εξαφανίσεις και κανείς δεν είχε συλληφθεί.
Kaybolmalarına hiç bir tepki gelmedi, hiç kimse bundan sorumlu tutulmadı.Никой не е реагирал на изчезванията и никой не бил заведен под отговорност.
Kaybolmalarına hiç bir tepki gelmedi, hiç kimse bundan sorumlu tutulmadı.Отсутствовала какая-либо реакция на исчезновения, не было найдено ни одного виновного.
Kaybolmalarına hiç bir tepki gelmedi, hiç kimse bundan sorumlu tutulmadı.לא היתה כל תגובה להעלמויות, ואף אדם לא הוכרז כאחראי על כך.
Kaybolmalarına hiç bir tepki gelmedi, hiç kimse bundan sorumlu tutulmadı.لم يكن هناك أي ردة فعل على اختفائهن و لم يتحمل أي شخص مسئولية إختفائهن
Kaybolmalarına hiç bir tepki gelmedi, hiç kimse bundan sorumlu tutulmadı.逮捕された人もいない状態です 彼女はこれを文章にし始め 友の家というセンターを開設
Kısaca paranın bir süreliğine elde tutulması için ödenen para.Así que es dinero que tu pagas para conservar dinero por algún período de tiempo.
Kısaca paranın bir süreliğine elde tutulması için ödenen para.Donc, c'est l'argent qu'on paye pour profiter de l'argent pendant une certaine période de temps.
Kısaca paranın bir süreliğine elde tutulması için ödenen para.Het is geld dat je betaalt om geld te houden over een bepaalde tijd.
Kısaca paranın bir süreliğine elde tutulması için ödenen para.Je to cena, kterou zaplatíte někomu za to, že během jistého časového období uchovával peníze.
Kısaca paranın bir süreliğine elde tutulması için ödenen para.Je to cena, ktorú zaplatíte niekomu za to, že držal peniaze počas istého časového obdobia.
Kısaca paranın bir süreliğine elde tutulması için ödenen para.그러니까 돈을 얼마 간의 기간 동안 빌리는 댓가로 지불하는 돈이라는 거죠.
Kısaca paranın bir süreliğine elde tutulması için ödenen para.Są to więc pieniądze, które płacimy za posiadanie pieniędzy przez pewien czas.
Kısaca paranın bir süreliğine elde tutulması için ödenen para.Siispä se on rahaa jonka maksat jotta saat pitää lainarahan jonkin aikaa.
Kısaca paranın bir süreliğine elde tutulması için ödenen para.Vì vậy, nó chính là số tiền mà bạn phải trả để có thể giữ số tiền bạn vay trong một thời gian nhất định.
Kısaca paranın bir süreliğine elde tutulması için ödenen para.Έτσι είναι χρήματα που καταβάλλετε, για να διατηρήσετε τα χρήματα για κάποιο χρονικό διάστημα.
Kısaca paranın bir süreliğine elde tutulması için ödenen para.Това са пари, които плащаш за държиш други пари за някакъв период.
Kısaca paranın bir süreliğine elde tutulması için ödenen para.Это деньги, которые вы платите для того чтобы держать/использовать деньги на некоторый период времени.
Kısaca paranın bir süreliğine elde tutulması için ödenen para.זה הכסף שאתה משלם כדי לשמור את הכסף לתקופה מסויימת
Kısaca paranın bir süreliğine elde tutulması için ödenen para.ولذلك هي عباره عن نقود تدفعها لكي تحافظ على نقود لمده معينه من الزمن .
Kısaca paranın bir süreliğine elde tutulması için ödenen para.借りるために払う料金のことです。 この定義はおそらく一番明快な定義ではないかもしれませんが、
Konutlar için kiracı seçilirken, şu noktalar göz önünde tutulmaktadır:En la selección de los habitantes, se tienen en cuenta
Konutlar için kiracı seçilirken, şu noktalar göz önünde tutulmaktadır:Kun asukkaat valitaan, otetaan huomioon
Konutlar için kiracı seçilirken, şu noktalar göz önünde tutulmaktadır:När hyresgästerna väljs beaktas
Konutlar için kiracı seçilirken, şu noktalar göz önünde tutulmaktadır:Pour choisir les futurs locataires, les critères suivants sont pris en compte :
Konutlar için kiracı seçilirken, şu noktalar göz önünde tutulmaktadır:При выборе нанимателя квартиры учитываются
Konutlar için kiracı seçilirken, şu noktalar göz önünde tutulmaktadır:تأخذ البلدية بعين الاعتبار عند اختيارها الساكنين ما يلي:
Konutlar için kiracı seçilirken, şu noktalar göz önünde tutulmaktadır:选择租户时,会考虑申请人的:
"küçük tutulmalar" oluşuyor.작은 일식현상이 일어납니다.
"küçük tutulmalar" oluşuyor.כאשר כוכב-הלכת עובר מלפני הכוכב שלו.
"küçük tutulmalar" oluşuyor.عندما يمر كوكب من أمام نجمه .
"küçük tutulmalar" oluşuyor.惑星の位置によってはそれを観察する
Kutsal Yasadan önce de dünyada günah vardı; ama yasa olmayınca günahın hesabı tutulmaz.Albowiem aż do zakonu grzech był na świecie; ale grzech nie bywa przyczytany, gdy zakonu nie masz.
Kutsal Yasadan önce de dünyada günah vardı; ama yasa olmayınca günahın hesabı tutulmaz.Antes de la ley, el pecado estaba en el mundo; pero como no había ley, el pecado no era tenido en cuenta
Kutsal Yasadan önce de dünyada günah vardı; ama yasa olmayınca günahın hesabı tutulmaz.(Căci înainte de Lege păcatul era în lume. Dar păcatul nu este ţinut în seamă cîtă vreme nu este o lege.
Kutsal Yasadan önce de dünyada günah vardı; ama yasa olmayınca günahın hesabı tutulmaz.car jusqu`à la loi le péché était dans le monde. Or, le péché n`est pas imputé, quand il n`y a point de loi.
Kutsal Yasadan önce de dünyada günah vardı; ama yasa olmayınca günahın hesabı tutulmaz.for vel var det synd i verden før loven, men synden tilregnes ikke hvor det ingen lov er;
Kutsal Yasadan önce de dünyada günah vardı; ama yasa olmayınca günahın hesabı tutulmaz.kajti greh je bil že pred postavo na svetu, toda greh se ne računi, dokler ni postave.
Kutsal Yasadan önce de dünyada günah vardı; ama yasa olmayınca günahın hesabı tutulmaz.죄가 율법 있기 전에도 세상에 있었으나 율법이 없을 때에는 죄를 죄로 여기지 아니하느니라
Kutsal Yasadan önce de dünyada günah vardı; ama yasa olmayınca günahın hesabı tutulmaz.Lebo aj do zákona bol hriech na svete, ale hriech sa nepripočíta, keď nieto zákona.
Kutsal Yasadan önce de dünyada günah vardı; ama yasa olmayınca günahın hesabı tutulmaz.Mert a törvényig vala bûn a világon; a bûn azonban nem számíttatik be, ha nincsen törvény.
Kutsal Yasadan önce de dünyada günah vardı; ama yasa olmayınca günahın hesabı tutulmaz.Nebo až do Zákona hřích byl na světě, ale hřích se nepočítá, když Zákona není.
Kutsal Yasadan önce de dünyada günah vardı; ama yasa olmayınca günahın hesabı tutulmaz.Porque antes da lei já estava o pecado no mundo, mas onde não há lei o pecado não é levado em conta.
Kutsal Yasadan önce de dünyada günah vardı; ama yasa olmayınca günahın hesabı tutulmaz.sillä jo ennen lakiakin oli synti maailmassa, mutta syntiä ei lueta, missä lakia ei ole;
Kutsal Yasadan önce de dünyada günah vardı; ama yasa olmayınca günahın hesabı tutulmaz.thi inden Loven var der Synd i Verden; men Synd tilregnes ikke. hvor der ikke er Lov;
Kutsal Yasadan önce de dünyada günah vardı; ama yasa olmayınca günahın hesabı tutulmaz.Ty synd fanns i världen redan innan lagen fanns. Men synd tillräknas icke där ingen lag finnes;
Kutsal Yasadan önce de dünyada günah vardı; ama yasa olmayınca günahın hesabı tutulmaz.διοτι μεχρι του νομου ητο εν τω κοσμω η αμαρτια, αμαρτια ομως δεν λογιζεται οταν δεν ηναι νομος
Kutsal Yasadan önce de dünyada günah vardı; ama yasa olmayınca günahın hesabı tutulmaz.Бо (й) до закону гріх був у сьвітї, та гріх не полїчуєть ся, коли нема закону.
Kutsal Yasadan önce de dünyada günah vardı; ama yasa olmayınca günahın hesabı tutulmaz.Ибо и до закона грех был в мире; но грех не вменяется, когда нет закона.
Kutsal Yasadan önce de dünyada günah vardı; ama yasa olmayınca günahın hesabı tutulmaz.כי עד זמן התורה היה החטא בעולם אך לא יחשב חטא באין תורה׃
Kutsal Yasadan önce de dünyada günah vardı; ama yasa olmayınca günahın hesabı tutulmaz.فانه حتى الناموس كانت الخطية في العالم. على ان الخطية لا تحسب ان لم يكن ناموس.
Kutsal Yasadan önce de dünyada günah vardı; ama yasa olmayınca günahın hesabı tutulmaz.沒 有 律 法 之 先 、 罪 已 經 在 世 上 . 但 沒 有 律 法 、 罪 也 不 算 罪
Kutsal Yasadan önce de dünyada günah vardı; ama yasa olmayınca günahın hesabı tutulmaz.沒有 律法 之 先 、 罪 已 經 在 世上 . 但 沒有 律法 、 罪 也 不 算 罪
listedeki belirtilerin çoğuna sahip diye sınırsız olarak tutulmaması gerektiğine karar verdiler.Dat betekent dat hij een meer dan gemiddelde kans op hervallen had.
listedeki belirtilerin çoğuna sahip diye sınırsız olarak tutulmaması gerektiğine karar verdiler.Isso podia significar que a probabilidade de recaída era muito maior que a média.
listedeki belirtilerin çoğuna sahip diye sınırsız olarak tutulmaması gerektiğine karar verdiler.그 이유는 검사에서 높은 점수를 받아 평균적으로 나타나는 상습적 범행 가능성 보다는 좋을 가능성이 있기 때문이었다는 겁니다.
listedeki belirtilerin çoğuna sahip diye sınırsız olarak tutulmaması gerektiğine karar verdiler.lebo skóruje vysoko na zozname, a to môže znamenať, že bude mať nadpriemernú šancu recidívy.
listedeki belirtilerin çoğuna sahip diye sınırsız olarak tutulmaması gerektiğine karar verdiler.רק בגלל שהשיג ציון גבוה באיזו רשימה שאולי אומרת שיש סיכוי גדול מהממוצע שהוא יחזור על פשעו.
listedeki belirtilerin çoğuna sahip diye sınırsız olarak tutulmaması gerektiğine karar verdiler.لأن درجاته عالية على قائمة ما والتي من الممكن أن تعني أنه لديه فرص أعلى من المتوسط في الميل للإنتكاس.