Tom bugünkü toplantıda bunun hakkında konuşacak.Tom is going to talk about that at today's meeting.
Tom toplantının ne zaman başladığını bilmediğini söyledi.Tom said he didn't know when the meeting started.
Toplantı en az üç saat sürecek.The meeting's going to last at least three hours.
Tom, Mary'nin bugünkü toplantıda olmadığını söyledi.Tom said that Mary wasn't at today's meeting.
Toplantılar sırasında uyanık kalma sorunum var.I have trouble staying awake during meetings.
Tom evsizler için battaniyeler topluyor.Tom is collecting blankets for the homeless.
Tom, Mary'nin bugünkü toplantıda olduğunu söyledi.Tom said that Mary was at today's meeting.
Toplantıda tek Kanadalı Tom'du.Tom was the only Canadian at the meeting.
Tom, toplantının ne zaman başladığını bilmiyor.Tom doesn't know when the meeting starts.
Tom bugünkü toplantıda olmak istemedi.Tom didn't want to be at today's meeting.
Tom bugünkü toplantıda olmak zorunda değildi.Tom didn't have to be at today's meeting.
Tom Mary'yi öpmek için cesaretini topladı.Tom plucked up the courage to kiss Mary.
Tom toplantıya gitmek istemedi.Tom didn't want to go to the meeting.
Tom toplantıya gitmek zorunda değildi.Tom didn't have to go to the meeting.
Tom bugünkü toplantıda olmak istedi.Tom wanted to be at today's meeting.
Tom bu dağınıklığı toparlamalı.Tom needs to clean up this mess.
Tom bu dağınıklığı toparlamak zorunda.Tom has to clean up this mess.
Bu dağınıklığı daha sonra toparlayacağım.I'll clean up this mess later.
Toplantıya geç kaldım.I was late for the meeting.
Tom ve ben arkamızı topladık.Tom and I cleaned up after ourselves.
Biz arkamızı toplamalıyız.We need to clean up after ourselves.
Sami kendi yatağını toplayabilir.Sami can make up his own bed.
Bütün aile büyük noel ağacının etrafında toplandı.The whole family gathered around the big Christmas tree.
Toplantıya katılmamıza gerek yok.It is not necessary that we attend the reunion.
Tom bana Mary'nin bugünkü toplantıda mevcut olacağını düşündüğünü söyledi.Tom told me he thought Mary would be present at today's meeting.
Acele etmezsem toplantıya geç kalacağım.I'll be late for the meeting if I don't hurry.
Tom çantalarını toplayıp gitti.Tom packed his bags and left.
Tom ve ben toplantıya geç kaldık.Tom and I were late for the meeting.
Trafik yoğundu, bu yüzden Tom ve ben toplantıya geç kaldık.The traffic was heavy so Tom and I were late for the meeting.
Yüksek topuklu giymekten hoşlanmam.I don't like wearing high heels.
Pazartesi bir toplantı yapacağız.We'll have a meeting on Monday.
Tom toplantı bitmeden önce gitti.Tom left before the meeting was over.
Tom toplantı bitmeden önce ayrıldı.Tom left before the meeting was over.
Tom toplantı bitmeden önce terk etti.Tom left before the meeting was over.
Yoğun trafik nedeniyle Tom ve ben toplantıya geç kaldık.Because there was a lot of traffic, Tom and I were late to the meeting.
Odamı çok derli toplu tutmuyorum.I don't keep my room very tidy.
Toplantıya başlayalım.Let's get the meeting started.
Ellerim su topladı.I have blisters on my hands.
Tom bugünkü toplantıda yoktu ama Mary vardı.Tom wasn't present at today's meeting, but Mary was.
Bugünkü toplantıda olacağım.I'll be at today's meeting.
Tom küçük bir mezarlıkta toprağa verildi.Tom was interred in a small cemetery.
Sami bir iş toplantısına katıldı.Sami attended a business meeting.
Sami çantasını topladı.Sami packed his bag.
Sami önemli bir toplantıya gelmedi.Sami didn't show up at an important meeting.
Sami'nin ailesi onu hatırlamak için bir araya toplandı.Sami's family gathered to remember him.
Sami, Rocky Dağları'nda yer alan küçük bir toplulukta yaşıyordu.Sami lived in a small community nestled in the Rocky Mountains.
Kırmızı olan top güzelmiş.The ball, which is red, is pretty.
Toplantı yakında başlayacak.The meeting's going to start soon.
Sami ve komşuları Leyla'nın geçimini sağlamak için para topladılar.Sami and his neighbors raised money to support Layla.
Eşyalarını topla.Gather your things.
Sami eşyalarını topladı.Sami packed up his things.
Sami'nin destekçileri mahkeme binasının dışında toplandı.Sami's supporters gathered outside the courthouse.
Toplantıda söylenen her şeyi anladın mı?Did you understand everything that was said at the meeting?
Sami mermi kovanlarını topladı.Sami collected the shell casings.
Sami, polis şefi ile bir toplantı daha planladı.Sami scheduled another meeting with the police chief.
Sami bir topless barda çalışıyordu.Sami worked at a topless bar.
Futbol topum nerede?Where is my soccer ball?
Sami iş toplantısına katıldı.Sami attended the business meeting.
Sami kırsal bir toplulukta doğdu.Sami was born in a rural community.
Ekmek, erken insan toplumlarının oluşumuna izin verdi.Bread allowed the formation of early human societies.