O, 30.000 kayanın tonlarcasını 30 yılda bir gün30,000 טון סלעים מידי יום במשך 30 שנה,
O, 30.000 kayanın tonlarcasını 30 yılda bir gün30년동안 매일 30,000톤의 바위를 처리할 예정입니다.
O, 30.000 kayanın tonlarcasını 30 yılda bir gün30 ألف طن من الصخور يومياً لمدة 30 عاماً
O, 30.000 kayanın tonlarcasını 30 yılda bir gün何億トンもの有毒廃棄物を排出し
Ortada, milyonlarca tonlarca plastik atığı okyanusumuzda birikiyor ve üçüncü de ise radyoaktif maddeA középső sorban többmillió tonna műanyag szemét gyülemlik fel az óceánban,
Ortada, milyonlarca tonlarca plastik atığı okyanusumuzda birikiyor ve üçüncü de ise radyoaktif maddeAl secondo posto, milioni di tonnellate di rifiuti di plastica che si accumulano nell'oceano.
Ortada, milyonlarca tonlarca plastik atığı okyanusumuzda birikiyor ve üçüncü de ise radyoaktif maddeDie Mitte zeigt Millionen Tonnen von
Ortada, milyonlarca tonlarca plastik atığı okyanusumuzda birikiyor ve üçüncü de ise radyoaktif madde가운데는 수백만 톤의 플라스틱 파편이 우리의 바다에, 쌓여가고 있음을 보여줍니다.
Ortada, milyonlarca tonlarca plastik atığı okyanusumuzda birikiyor ve üçüncü de ise radyoaktif maddeNa linha do meio, temos milhões de toneladas de resíduos de plástico a acumularem-se no nosso oceano.
Ortada, milyonlarca tonlarca plastik atığı okyanusumuzda birikiyor ve üçüncü de ise radyoaktif maddePośrodku widzimy miliony ton plastikowych śmieci piętrzące w naszym wszechoceanie.
Ortada, milyonlarca tonlarca plastik atığı okyanusumuzda birikiyor ve üçüncü de ise radyoaktif maddeבאמצע זה מיליוני טונות של פסולת מפלסטיק אשר מצטברת באוקינוס,
Ortada, milyonlarca tonlarca plastik atığı okyanusumuzda birikiyor ve üçüncü de ise radyoaktif maddeأما السطر الأوسط فهي ملايين الأطنان من الأنقاض البلاستيكية تتراكم في المحيط،
Ortada, milyonlarca tonlarca plastik atığı okyanusumuzda birikiyor ve üçüncü de ise radyoaktif madde何億トンという プラスチックのゴミです 一番下は 福島の原発から
Size bir örnek vereceğim. İnterter üzerinde tonlarca sosyal site mevcut.Hier een voorbeeld: er zijn zo'n een miljard sociale sites op het web.
Sonra insanlar aynaya bakıyorlar ve diyorlar ki, bu seansa tonlarca para ödedim. ve bana ne dedi?Derefter kigger folk sig selv i spejlet og siger, Jeg har lige betalt en masse penge dette.
Sonra insanlar aynaya bakıyorlar ve diyorlar ki, bu seansa tonlarca para ödedim. ve bana ne dedi?En dan kijken de mensen in de spiegel en zeggen, ik heb net een hele hoop geld uit gegeven aan die lezing.
Sonra insanlar aynaya bakıyorlar ve diyorlar ki, bu seansa tonlarca para ödedim. ve bana ne dedi?Iar apoi oamenii se uită în oglindă şi spun tocmai am plătit o mulțime de bani pentru acea interpretare.
Sonra insanlar aynaya bakıyorlar ve diyorlar ki, bu seansa tonlarca para ödedim. ve bana ne dedi?Poi la gente si guarda alla specchio e dice ho pagato molto denaro per questa seduta. e cosa mi ha detto?
Sonra insanlar aynaya bakıyorlar ve diyorlar ki, bu seansa tonlarca para ödedim. ve bana ne dedi?Potem ludzie zaglądają w lustro i mówią: "Słono zapłaciłam za seans.
Sonra insanlar aynaya bakıyorlar ve diyorlar ki, bu seansa tonlarca para ödedim. ve bana ne dedi?그리고 나서 사람들은 거울을 보고 얘기하겠죠. 그 리딩(reading) 듣겠다고 방금 돈을 엄청 썼구나.
Sonra insanlar aynaya bakıyorlar ve diyorlar ki, bu seansa tonlarca para ödedim. ve bana ne dedi?Sitten ihmiset katsovat peiliin ja sanovat: "Maksoin juuri paljon rahaa tästä.
Sonra insanlar aynaya bakıyorlar ve diyorlar ki, bu seansa tonlarca para ödedim. ve bana ne dedi?Und dann sehen die Leute in den Spiegel und sagen, Ich habe für dieses Reading gerade viel Geld bezahlt.
Sonra insanlar aynaya bakıyorlar ve diyorlar ki, bu seansa tonlarca para ödedim. ve bana ne dedi?Và khi người ta nhìn vào gương, và họ nói, tôi đã trả rất nhiều tiền cho chuyện này.
Sonra insanlar aynaya bakıyorlar ve diyorlar ki, bu seansa tonlarca para ödedim. ve bana ne dedi?Y después esa gente se mirará al espejo y se dirá: "Acabo de pagar mucho dinero por ese contacto.
Sonra insanlar aynaya bakıyorlar ve diyorlar ki, bu seansa tonlarca para ödedim. ve bana ne dedi?Και τότε οι άνθρωποι κοιτάζονται στον καθρέφτη, και λένε, Μόλις πλήρωσα πολλά λεφτά για αυτό το διάβασμα.
Sonra insanlar aynaya bakıyorlar ve diyorlar ki, bu seansa tonlarca para ödedim. ve bana ne dedi?А потом люди смотрят в зеркало, и они говорят: "Я только что заплатил много денег за это чтение.
Sonra insanlar aynaya bakıyorlar ve diyorlar ki, bu seansa tonlarca para ödedim. ve bana ne dedi?Хората се поглеждат в огледалото и казват, Току-що платих много пари за това гледане и какво ми казахте?
Sonra insanlar aynaya bakıyorlar ve diyorlar ki, bu seansa tonlarca para ödedim. ve bana ne dedi?ואז האנשים מביטים במראה, והם אומרים, כרגע שילמתי הרבה כסף בשביל הקריאה הזו.
Sonra insanlar aynaya bakıyorlar ve diyorlar ki, bu seansa tonlarca para ödedim. ve bana ne dedi?ثم ينظر الناس في المرآة ، ويقولون انهم، لقد دفعت الكثير من المال لتلك القراءة.
Sonra insanlar aynaya bakıyorlar ve diyorlar ki, bu seansa tonlarca para ödedim. ve bana ne dedi?この降霊会のために大金を支払って 聞けたのは 愛しているわ だけ
Sonuçta burada tonlarca azot gazı var; oksijen ve karbondioksitten çok daha fazla miktarda.C'è solo una tonnellata di azoto qui, più che la ossigeno, molto più che l'anidride carbonica.
Sonuçta burada tonlarca azot gazı var; oksijen ve karbondioksitten çok daha fazla miktarda.Er is hier een hoop stikstof, meer dan de zuurstof en veel meer dan koolstofdioxide.
Sonuçta burada tonlarca azot gazı var; oksijen ve karbondioksitten çok daha fazla miktarda.Există foarte mult azot aici, mai mult decât oxigen, mult mai mult decât dioxidul de carbon.
Sonuçta burada tonlarca azot gazı var; oksijen ve karbondioksitten çok daha fazla miktarda.Hanya ada satu ton nitrogen di sini, lebih dari oksigen, lebih banyak daripada karbon dioksida.
Sonuçta burada tonlarca azot gazı var; oksijen ve karbondioksitten çok daha fazla miktarda.Há uma tonelada a mais de nitrogênio aqui, mas do que oxigênio e muito mais que ainda que o gás carbônico.
Sonuçta burada tonlarca azot gazı var; oksijen ve karbondioksitten çok daha fazla miktarda.Hay sólo una tonelada de nitrógeno por aquí, más que la oxígeno, mucho más que el dióxido de carbono.
Sonuçta burada tonlarca azot gazı var; oksijen ve karbondioksitten çok daha fazla miktarda.Je tady spousta dusíku, víc než kyslíku a mnohem víc než oxidu uhličitého.
Sonuçta burada tonlarca azot gazı var; oksijen ve karbondioksitten çok daha fazla miktarda.이곳에는 질소가 산소나 이산화탄소보다도 높은 농도로 존재합니다
Sonuçta burada tonlarca azot gazı var; oksijen ve karbondioksitten çok daha fazla miktarda.Mamy tu przecież bardzo dużo azotu, więcej niż tlenu i dużo więcej niż dwutlenku węgla.
Sonuçta burada tonlarca azot gazı var; oksijen ve karbondioksitten çok daha fazla miktarda.Це дуже велика кількість азоту. Більше, ніж кисню, та набагато більше, ніж вуглекислого газу.
Sonuçta burada tonlarca azot gazı var; oksijen ve karbondioksitten çok daha fazla miktarda.יש כאן טון של חנקן כאן, הרבה יותר מחמצן והרבה יותר מהפחמן ה-דו-חמצני.
Tonlarca altın külçe haline getiriliyor. . . .Gold eingeschmolzen haben um ihr -- zu finanzieren
Tonlarca çalışma da yapılmalıydı zaten, bu çok ciddi bir olay.Chiar trebuiau să se facă nenumărate studii; e o problemă importantă.
Tonlarca çalışma da yapılmalıydı zaten, bu çok ciddi bir olay.Elles ont dû être faites, c'est un sujet très sérieux.
Tonlarca çalışma da yapılmalıydı zaten, bu çok ciddi bir olay.En dat moest ook; het was een ernstige zaak.
Tonlarca çalışma da yapılmalıydı zaten, bu çok ciddi bir olay.E si dovevano fare centinaia di studi; è una questione importante.
Tonlarca çalışma da yapılmalıydı zaten, bu çok ciddi bir olay.Haufenweise Studien sollten durchgeführt werden; das ist eine ernste Angelegenheit.
Tonlarca çalışma da yapılmalıydı zaten, bu çok ciddi bir olay.많은 연구가 진행되어야 했습니다. 심각한 문제였으니까요
Tonlarca çalışma da yapılmalıydı zaten, bu çok ciddi bir olay.Mnóstwo badań powinno było być przeprowadzonych; to poważna sprawa.
Tonlarca çalışma da yapılmalıydı zaten, bu çok ciddi bir olay.Montones de estudios debían hacerse, es un asunto serio.
Tonlarca çalışma da yapılmalıydı zaten, bu çok ciddi bir olay.Provedly se spousty studií; protože jde o vážnou věc.
Tonlarca çalışma da yapılmalıydı zaten, bu çok ciddi bir olay.Rengeteg tanulmányt is kellett elvégezni, ez egy komoly ügy.
Tonlarca çalışma da yapılmalıydı zaten, bu çok ciddi bir olay.Tiveram que ser feitas, é um assunto muito grave.
Tonlarca çalışma da yapılmalıydı zaten, bu çok ciddi bir olay.Vypracovať tony štúdií bolo namieste, je to závažný problém.
Tonlarca çalışma da yapılmalıydı zaten, bu çok ciddi bir olay.Έπρεπε να γίνουν πολλές έρευνες, είναι ένα σοβαρό ζήτημα.
Tonlarca çalışma da yapılmalıydı zaten, bu çok ciddi bir olay.Цял куп проучвания трябваше да се направят; това е сериозен проблем.
Tonlarca çalışma da yapılmalıydı zaten, bu çok ciddi bir olay.Эти сотни исследований были необходимы, это очень серьёзный вопрос.
Tonlarca çalışma da yapılmalıydı zaten, bu çok ciddi bir olay.ובצדק! זה עניין רציני.
Tonlarca çalışma da yapılmalıydı zaten, bu çok ciddi bir olay.مئات الدراسات كان من المفترض أن تتم : إنها مشكلة حقيقية .
Tonlarca çalışma da yapılmalıydı zaten, bu çok ciddi bir olay.データが得られました