tir ile cümle
tir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Bacayı temizlemek için çatıya tırmandılar.They climbed up on the roof to clean the chimney.
O, dağın en tepesine tırmandı.He climbed to the very top of the mountain.
Ben bir kutu tırnağa ihtiyaç duyuyorum.I need a box of nails.
Uçaklar çok yükseğe tırmandılar.The airplanes climbed very high.
Tom merdivene tırmandı.Tom climbed the ladder.
Tom bir sigara tiryakisi.Tom is a smoker.
O, başını tıraş etti.He shaved his head.
Bacaklarımı tıraş etmem.I don't shave my legs.
Onlar ayak tırnaklarını boyadı.They painted their toenails.
Ben çitin üzerinden tırmanmak zorunda kaldım.I had to climb over the fence.
Duvarın üzerine tırmanmak zorundaydım.I had to climb over the wall.
Sen bahsedinceye kadar Tom'un saç tıraşı olduğunu gerçekten fark etmedim.I hadn't really noticed Tom got a haircut until you mentioned it.
Dağın zirvesine tırmandı.He climbed to the peak of the mountain.
O, dağın zirvesine tırmandı.He climbed to the summit of the mountain.
Tom'un doğum günü 25 Mart'tır.Tom's birthday is March 25th.
Tırnaklarını kes.Clip your nails.
Ben bu dağa hiç tırmanmadım.I've never climbed this mountain.
Tırmanış dik ve zor olacak.The climb will be steep and difficult.
Uçak hızla tırmanmaya başladı.The plane began to climb rapidly.
Tom saç tıraşı olmak için gitti ama yakında geri dönmeli.Tom has gone to get a haircut, but he should be back soon.
Bir tepeden inmek ona tırmanmaktan daha kolaydır.It is easier to go down a hill than to climb it up.
O, merdivene tırmandı.He climbed up the ladder.
Tom kedinin neden Mary'yi tırmaladığını biliyordu.Tom knew why the cat scratched Mary.
Tom ağaçlara tırmanmayı seviyor.Tom likes to climb the trees.
Tıraş olmaya gideceğim.I'm going to go shave.
Tıraş zaman alır.Shaving takes time.
Tıraş olacağım.I'm going to shave.
Irmağın kaynağını bulmak için bütün gün tırmandılar.They climbed all the day to find the source of the river.
Mary kendi bacaklarını Alice'den daha sık tıraş eder.Mary shaves her legs more often than Alice does.
Sanırım saç tıraşı olmamın zamanı geldi.I think it's about time for me to get a haircut.
Tom bizim ön bahçemizdeki ağaca tırmandı.Tom climbed the tree in our front yard.
Tom geçen pazartesinden beri tıraş olmadı.Tom hasn't shaved since last Monday.
Tom bir saç tıraşına ihtiyacın olduğunu söyledi.Tom said you needed a haircut.
Tom el tırnaklarını çiğniyor.Tom chews on his fingernails.
Tom kamyona tırmandı.Tom climbed into the truck.
Tom bir dağ tırmanıcısı.Tom is a mountain climber.
Tom hâlâ tıraş olmadı.Tom still hasn't shaved.
Tom tepeye tırmandı.Tom climbed up the hill.
Tom kaya tırmanışına gitti.Tom went rock climbing.
Tom merdivenlere tırmandı.Tom climbed the stairs.
Tom parmaklığı tırmandı.Tom climbed the fence.
Tom yatağa tırmandı.Tom climbed into bed.
Tom tırnaklarını ısırıyor.Tom bites his nails.
Bir tıraşa ihtiyacın var.You need a shave.
Sen bir sigara tiryaki misin?Are you a smoker?
O dört kez Fuji Dağı'na tırmandı.He climbed Mount Fuji four times.
Onun yerine başını tıraş etmeye ne dersin? Sanırım sende iyi görünürdü.How about shaving your head instead? I think it would look good on you.
Eh, daha önce burada olan tırnak makasının nerede olduğunu biliyor musun?Eh, do you know where the nail clippers that were here before are?
Tom bahçedeki yaprakları tırmıkla temizledi.Tom raked up the leaves in the garden.
Ara sıra ağaçlara tırmanmayı severim.I enjoy climbing trees every once in a while.
Tom tepeden tırnağa her şeyi değiştirdi.Tom changed everything from the ground up.
Tom telefon direğine tırmandı.Tom climbed up the telephone pole.
Bir ağaca hiç tırmanmadığına bahse girerim.I bet you've never climbed a tree.
Tom ağaca tırmandı.Tom climbed the tree.
Çocuk, "bu ağaca tırmanmak istiyorum." dedi."I want to climb this tree," said the boy.
Kedim beni tırmaladı.My cat scratched me.
Tom o kadar yükseğe tırmandı ki onu göremedik.Tom climbed up so high that we couldn't see him.
Sen dağlara tırmanmayı seviyorsun, değil mi?You love to climb mountains, don't you?
O, dağlara tırmanmayı seviyor.He loves to climb mountains.
Dağlara tırmanmayı sever.She loves to climb mountains.
İlgili Sayfalar