tir ile cümle
tir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Tom pencereye tırmandı.Tom climbed in through the window.
Ben Aso dağına tırmandım.I've climbed Mt. Aso.
Beyaz Saray, krizin tırmanabileceğinden endişe ediyor.The White House worries that the crisis could escalate.
Tom bıyığını tıraş etti.Tom shaved off his mustache.
Tom zirveye tırmandı.Tom came out on top.
Bir saç tıraşına ihtiyacım olduğunu düşünüyor musun?Do you think I need a haircut?
Tıraş oldum ve kendimi kestim.I shaved and cut myself.
Şu ana kadar hiç kimse o dağa tırmanmadı.Nobody has ever climbed that mountain.
Tom bir tırmanma botu giydi.Tom put on some climbing boots.
Sincaplar çok iyi tırmanıcıdır.Squirrels are very good climbers.
Mary'nin tırnakları parlak kırmızıya boyanmış.Mary's nails were painted a bright red.
Bir saç tıraşı olman gerekiyor.You need to get a haircut.
Tom bana dağ tırmanışına gitmek istediğini söyledi.Tom told me he wanted to go mountain climbing.
Ne sıklıkta bacaklarını tıraş edersin?How often do you shave your legs?
Uygun ekipman olmadan kaya tırmanışı tehlikeli.Rock climbing without proper equipment is dangerous.
Benim soyadım Smith'tir.My surname is Smith.
Tırtıl güzel bir kelebeğe dönüştü.The caterpillar transformed into a beautiful butterfly.
Tırnak makası getirmek iyi bir fikirdir.It's a good idea to bring nail scissors.
Tom bacağına tırmanan bir şey hissetti.Tom felt something crawling up his leg.
O, tırnaklarını hep kırmızıya boyar.She always paints her nails red.
Önümüzde uzun bir tırmanış var.We've got a long climb ahead of us.
O, kışın Fuji Dağına tırmanan ilk adamdı.He was the first man to climb Mt. Fuji in the winter.
Dağ tırmanışı gerçekten çok hoşlandığım bir şey değil.Mountain climbing isn't something I really enjoy so much.
Enseni tıraş etmemi ister misin?Would you like me to shave the back of your neck?
Yarın dağ tırmanışına gideceğim.I'm going to go mountain climbing tomorrow.
Ödünç alabileceğim bir tırnak törpün var mı?Do you have a nail file I could borrow?
Bolzano, İtalya'daki Güney Tirol'ün başkentidir.Bolzano is the capital of South Tyrol, in Italy.
Güney Tirol İtalya'da olmasına rağmen, nüfusunun çoğunluğu Almanca konuşur.Even though South Tyrol is in Italy, the majority of the population speaks German.
Güney Tirol, İtalya ve Avrupa'nın en zengin bölgelerinden biridir.South Tyrol is one of the wealthiest regions in Italy and in Europe.
Hiç Fuji dağına tırmandın mı?Have you ever climbed up Mt. Fuji?
Tıraş olman gerekiyor.You need to shave.
Tıraş olmalısın.You need to shave.
Mary üç yıldır bacaklarını tıraş etmedi.Mary hasn't shaved her legs in three years.
Tom pencereden tırmandı.Tom climbed through the window.
Dün tıraş oldun mu?Did you shave yesterday?
Tom tırnaklarını çiğniyor.Tom is chewing his fingernails.
Tom'un saç tıraşına ihtiyacı yok.Tom doesn't need a haircut.
Tom tırabzanı tuttu.Tom held onto the handrail.
Sen bir çocukken bizim meşe ağacına tırmanırdın.You used to climb our oak tree when you were a kid.
Tom merdivene tırmanacak.Tom is going to climb the ladder.
Tom tırnaklarını yiyiyor.Tom is biting his nails.
Tom ağaçlara tırmanmada iyidir.Tom is good at climbing trees.
Wrong'un zıt kelimesi right'tır.The opposite of wrong is right.
Urallara tırmanmak istiyorsan sen cesur bir kişisin.You're a brave soul if you want to climb the Urals.
Bir dağa tırmanmak nefes kesen bir iştir.Climbing a mountain is a breathtaking challenge.
Mary tırnaklarını törpülüyor.Mary is filing her nails.
Mary bir tırnak törpüsü ile tırnaklarını törpülüyor.Mary is filing her nails with a nail file.
Ben köpeğimin tırnaklarını kırpmayı unuttum.I forgot to trim my dog's nails.
Bu müzik kulağımı tırmalıyor.That music is grating on my nerves.
Kadınlar genellikle tırnaklarını boyarlar.Women often paint their fingernails.
Tıraş oldum.I shaved.
Benim tırnaklarım çok kısa.My nails are too short.
Bacaklarını tıraş eder misin?Do you shave your legs?
En önemlisi, faizler tırmanıyor.Most importantly, the borrowing rates are going up.
Ne kadar yükseğe tırmanırsanız, ısı da o kadar düşer.The higher you climb, the lower the temperature gets.
Tom'un sakal tıraşı olmadan önce daha iyi göründüğünü düşünüyorum.I think Tom looked better before he shaved his beard off.
Anlaşmazlık tırmanıyor.The conflict escalates.
Onların saçlarını tıraş etmem.I don't cut their hair.
Tom saçını tıraş ettirmek için, hastanenin yakınındaki berbere gitti.Tom went to the barbershop near the hospital to get his hair cut.
Tom, ilkbahara kadar saç tıraşı olmamaya karar verdi.Tom has decided not to get a haircut until spring.
İlgili Sayfalar