tişört ile cümle
tişört kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bay Su Sıçratan Pantolon'un tişörtlerini ve rozetlerini satıyorlar.Empezaron a vender playeras y pines de Mister Splashy Pants.
Bay Su Sıçratan Pantolon'un tişörtlerini ve rozetlerini satıyorlar.Ils vendent des T-shirts et pins de Mister Splashy Pants
Bay Su Sıçratan Pantolon'un tişörtlerini ve rozetlerini satıyorlar.미스터 스플래쉬 팬츠 셔츠와 핀
Bay Su Sıçratan Pantolon'un tişörtlerini ve rozetlerini satıyorlar.Mereka menjual kaos dan pin Mister Splashy Pants.
Bay Su Sıçratan Pantolon'un tişörtlerini ve rozetlerini satıyorlar.Mister Splashy Pants ingeket és kitűzőket árulnak.
Bay Su Sıçratan Pantolon'un tişörtlerini ve rozetlerini satıyorlar.Predávajú tričká a odznaky Pán Mokré Trenky.
Bay Su Sıçratan Pantolon'un tişörtlerini ve rozetlerini satıyorlar.Prodajajo majice in priponke Mister Splashy Pants.
Bay Su Sıçratan Pantolon'un tişörtlerini ve rozetlerini satıyorlar.Prodávají trička a odznáčky s Panem Mokré Trenky.
Bay Su Sıçratan Pantolon'un tişörtlerini ve rozetlerini satıyorlar.Są koszulki i przypinki z Pluszczkiem.
Bay Su Sıçratan Pantolon'un tişörtlerini ve rozetlerini satıyorlar.Sie verkaufen Mister-Splashy-Pants-Hemden und -Anstecknadeln.
Bay Su Sıçratan Pantolon'un tişörtlerini ve rozetlerini satıyorlar.Venderam T-shirts e pins do Mister Splashy Pants.
Bay Su Sıçratan Pantolon'un tişörtlerini ve rozetlerini satıyorlar.Ze verkopen Mister Splashy Pants shirts en buttons.
Bay Su Sıçratan Pantolon'un tişörtlerini ve rozetlerini satıyorlar.Πουλάνε κονκάρδες και μπλούζες του Κύριου Σπλάσι Πάντς.
Bay Su Sıçratan Pantolon'un tişörtlerini ve rozetlerini satıyorlar.Вони продавали футболки й значки Пана Плескучі Штанці.
Bay Su Sıçratan Pantolon'un tişörtlerini ve rozetlerini satıyorlar.Они продают майки и значки с этим китёнком.
Bay Su Sıçratan Pantolon'un tişörtlerini ve rozetlerini satıyorlar.Те продават фланелки и значки с Господин Пляскащи гащи.
Bay Su Sıçratan Pantolon'un tişörtlerini ve rozetlerini satıyorlar.הם מוכרים חולצות וסיכות של שפריצי.
Bay Su Sıçratan Pantolon'un tişörtlerini ve rozetlerini satıyorlar.ويبيعون قمصان مستر إسبلاشي بانتس ودبابيس.
Bay Su Sıçratan Pantolon'un tişörtlerini ve rozetlerini satıyorlar.友達に送れる踊るスプラッシーのeカードまで作りました
Ben bir tişörtle kendimi belli etmeden durdum ve elimi bir çöp kutusuna koyup kaldırarak işaretleri verdim.A ja v mikine som iba nenápadne stál, kladúc ruku na odpadkový kôš a preč, signalizujúc tak, ďalší vývoj.
Ben bir tişörtle kendimi belli etmeden durdum ve elimi bir çöp kutusuna koyup kaldırarak işaretleri verdim.Ik stond daar anoniem in een trui mijn hand op een prullenbak te leggen om de acties door te seinen.
Ben bir tişörtle kendimi belli etmeden durdum ve elimi bir çöp kutusuna koyup kaldırarak işaretleri verdim.저는 그저 조용히 서서 쓰레기통에 손을 얹었다 떼었다 하며 지시를 내리고 있었죠.
Ben bir tişörtle kendimi belli etmeden durdum ve elimi bir çöp kutusuna koyup kaldırarak işaretleri verdim.ואני עמדתי שם אנונימי בסווטשירט, מרים ומוריד את היד מפח אשפה כדי לסמן את ההתקדמות.
Benim tartıştığım şey, cuma günleri kot pantolon ve tişörtle işe gitmenin asıl konu olmadığı.Ich behaupte, freitags in Jeans und T-Shirt zur Arbeit zu gehen, trifft nicht wirklich den Kern der Sache.
Benim tartıştığım şey, cuma günleri kot pantolon ve tişörtle işe gitmenin asıl konu olmadığı.금요일에 청바지와 티셔츠를 입고 출근하는 것이 정말 문제의 핵심이 이르는 게 아니라는 것이 제 견해입니다.
Benim tartıştığım şey, cuma günleri kot pantolon ve tişörtle işe gitmenin asıl konu olmadığı.Mă îndoiesc că mersul la muncă vinerea în blugi şi tricou e rezolvarea problemei.
Benim tartıştığım şey, cuma günleri kot pantolon ve tişörtle işe gitmenin asıl konu olmadığı.Min åsikt är, att gå till jobbet på fredag i jeans och T-shirt är inte riktigt att komma till pudelns kärna.
Benim tartıştığım şey, cuma günleri kot pantolon ve tişörtle işe gitmenin asıl konu olmadığı.Moje mnenje je, da se petkov odhod na delo v kavbojkah in majici v resnici ne dotika bistva problema.
Benim tartıştığım şey, cuma günleri kot pantolon ve tişörtle işe gitmenin asıl konu olmadığı.Op vrijdag naar het werk in spijkerbroek en T-shirt, daar gaat het niet om.
Benim tartıştığım şey, cuma günleri kot pantolon ve tişörtle işe gitmenin asıl konu olmadığı.Som presvedčený, že možnosť chodiť v piatok do práce v džínoch a krátkych rukávoch nerieši skutočný problém.
Benim tartıştığım şey, cuma günleri kot pantolon ve tişörtle işe gitmenin asıl konu olmadığı.Twierdzę więc, że chodzenie w piątki do pracy w dżinsach i polo nie trafia w sedno tej sprawy.
Benim tartıştığım şey, cuma günleri kot pantolon ve tişörtle işe gitmenin asıl konu olmadığı.Yo opino que ir a trabajar los viernes con ropa informal no es ir al meollo de la cuestión.
Benim tartıştığım şey, cuma günleri kot pantolon ve tişörtle işe gitmenin asıl konu olmadığı.אני טוען שלבוא לעבודה בלבוש לא רשמי ביום שישי לא ממש יורד לשורש הבעיה.
Benim tartıştığım şey, cuma günleri kot pantolon ve tişörtle işe gitmenin asıl konu olmadığı.إن كفاحي بأن أذهب إلى العمل يوم الجمعة بالجينز و القميص لا يصل بالفعل إلى لب المشكلة.
Benim tartıştığım şey, cuma günleri kot pantolon ve tişörtle işe gitmenin asıl konu olmadığı.これっぽちも問題の核心に迫っていない (笑い)
Beyaz tişörtlü, 5. kişi.Det er den femte person i den hvide t-shirt.
Bir keresinde dediğine göre restaronda çizgili tişörtlü bir adam görmüş.Egyszer, ahogy mesélte, egy férfit látott csíkos ingben, egy étteremben.
Bir keresinde dediğine göre restaronda çizgili tişörtlü bir adam görmüş.Einmal sagte sie, sie sähe einen Mann in einem gestreiften Hemd in einem Restaurant.
Bir keresinde dediğine göre restaronda çizgili tişörtlü bir adam görmüş.En una ocasión dijo que vio a un hombre con una camisa a rayas en un restaurante.
Bir keresinde dediğine göre restaronda çizgili tişörtlü bir adam görmüş.Jednou mi říkala, že viděla v restauraci muže v pruhovaném tričku.
Bir keresinde dediğine göre restaronda çizgili tişörtlü bir adam görmüş.Kerran hän sanoi nähneensä ravintolassa raitapaitaisen miehen.
Bir keresinde dediğine göre restaronda çizgili tişörtlü bir adam görmüş.한 번은 레스토랑에서 줄무늬 셔츠의 어떤 남자를 보았는데
Bir keresinde dediğine göre restaronda çizgili tişörtlü bir adam görmüş.Một lần bà ấy nói rằng mình nhìn thấy một người đàn ông áo kẻ trong một nhà hàng.
Bir keresinde dediğine göre restaronda çizgili tişörtlü bir adam görmüş.Numa ocasião descreveu que via um homem com uma camisa às riscas num restaurante.
Bir keresinde dediğine göre restaronda çizgili tişörtlü bir adam görmüş.Odată spunea că văzuse un bărbat îmbrăcat cu o cămaşă în dungi, într-un restaurant.
Bir keresinde dediğine göre restaronda çizgili tişörtlü bir adam görmüş.Op een keer zei ze dat ze een man met een gestreept hemd in een restaurant zag. En hij keerde zich om.
Bir keresinde dediğine göre restaronda çizgili tişörtlü bir adam görmüş.Raz mi povedala, že videla v reštaurácii muža v pruhovanom tričku.
Bir keresinde dediğine göre restaronda çizgili tişörtlü bir adam görmüş.Una volta disse che aveva visto un uomo con una camicia a strisce al ristorante.
Bir keresinde dediğine göre restaronda çizgili tişörtlü bir adam görmüş.Une fois elle raconta qu'elle vit un homme avec une chemise à rayures dans un restaurant.
Bir keresinde dediğine göre restaronda çizgili tişörtlü bir adam görmüş.Ved én lejlighed sagde hun, hun så en mand i en stribet trøje i en restaurant.
Bir keresinde dediğine göre restaronda çizgili tişörtlü bir adam görmüş.Vid ett tillfälle sa hon att hon såg en man med randig skjorta i en restaurang.
Bir keresinde dediğine göre restaronda çizgili tişörtlü bir adam görmüş.Σε μία περίπτωση είπε ότι έβλεπε έναν άνδρα με ένα ριγωτό πουκάμισο σε ένα εστιατόριο.
Bir keresinde dediğine göre restaronda çizgili tişörtlü bir adam görmüş.В един случай каза, че е видяла човек с раирана риза в ресторант.
Bir keresinde dediğine göre restaronda çizgili tişörtlü bir adam görmüş.Однажды она увидел человека в полосатой рубашке в ресторане
Bir keresinde dediğine göre restaronda çizgili tişörtlü bir adam görmüş.Одного разу, вона розповіла, що бачила у ресторані чоловіка у смугастій сорочці.
Bir keresinde dediğine göre restaronda çizgili tişörtlü bir adam görmüş.היא סיפרה שפעם אחת היא ראתה אדם בחולצת פסים במסעדה.
Bir keresinde dediğine göre restaronda çizgili tişörtlü bir adam görmüş.في إحدى المناسبات قالت إنها ترى رجل يرتدي قميصاً مخططه في مطعم
Bir keresinde dediğine göre restaronda çizgili tişörtlü bir adam görmüş.縞模様のシャツを着た男を見た 男は彼女の方を振り向き
Bir tanesini seçelim, mesela, yeşil tişörtlü olanı.Choisissons-en un. Par exemple, celui à la chemise verte.
Bir tanesini seçelim, mesela, yeşil tişörtlü olanı.Kita ambil salah satunya, orang dengan baju hijau itu.