Yağmur çiselemeye başladığında, evi terketmek üzereydim.I was on the point of leaving home when a light rain started to fall.
Tom, ülkeyi terketmek istediğini söylüyor.Tom says he wants to leave the country.
Tom terketmek zorunda olacak.Tom is going to have to leave.
Tom terketmek zorunda kalacak.Tom will have to leave.
Sami, Leyla'yı terketmek istiyordu.Sami wanted to leave Layla.
Terketmek ölümün acılı bir çeşidi. katlanmaktan daha zor.Renouncing is such a bitter death, it's harder to bear.
Ve bu iyi bir tecrübe değil, yani bir sergiyi mutsuz terketmek.And that's not a good experience, to leave a gallery like that.
'Ben böyle bir şey yapacağım,' Fare kalkarken ve terketmekle dedi.'I shall do nothing of the sort,' said the Mouse, getting up and walking away.
Terketmek mi?Dumped?
İngiliz bölgesini terketmek istediğiniz her sefer iznimizi alacaksınız.You will ask permission every time you want to leave the British side.
Buzullar bizi terketmekte.The glaciers are actually leaving us.
Her şeyi terketmek çok zor geliyor.Es fällt schwer, alles zurückzulassen.
Ama cepheyi terketmek zorundasınız.Ale musíte opustit frontu.
Ama cepheyi terketmek zorundasınız.Ista stara zgodba.
Ama cepheyi terketmek zorundasınız.Ta sama stara śpiewka.
Ama cepheyi terketmek zorundasınız.Αλλά θα πρέπει να εγκαταλείψετε το μέτωπο.
Ama cepheyi terketmek zorundasınız.Но трябва да напуснете фронта.
'Ben böyle bir şey yapacağım,' Fare kalkarken ve terketmekle dedi."Aku akan melakukan hal semacam itu," kata Mouse, bangkit dan berjalan pergi.
'Ben böyle bir şey yapacağım,' Fare kalkarken ve terketmekle dedi."Będę robić nic takiego", powiedział, że myszy, wstając i odchodząc.
'Ben böyle bir şey yapacağım,' Fare kalkarken ve terketmekle dedi."Én semmit sem az a fajta," mondta az Egér, felkelni, és elindult.
'Ben böyle bir şey yapacağım,' Fare kalkarken ve terketmekle dedi."En tee mitään sellaista," sanoi hiiri, nousta ylös ja kävellä pois.
'Ben böyle bir şey yapacağım,' Fare kalkarken ve terketmekle dedi.'Farei nada do tipo, "disse o Rato, levantando-se e indo embora.
'Ben böyle bir şey yapacağım,' Fare kalkarken ve terketmekle dedi."Ich werde nichts dergleichen tun", sagte die Maus, aufzustehen und zu Fuß entfernt.
'Ben böyle bir şey yapacağım,' Fare kalkarken ve terketmekle dedi.'Ik zal niets van de soort te doen,' zei de Muis, opstaan en weglopen.
'Ben böyle bir şey yapacağım,' Fare kalkarken ve terketmekle dedi."I se face nimic de acest gen", a spus mouse-ul, se ridică şi mersul pe jos departe.
'Ben böyle bir şey yapacağım,' Fare kalkarken ve terketmekle dedi."Jag ska göra någonting i den stilen, sa musen, stiga upp och gå därifrån.
'Ben böyle bir şey yapacağım,' Fare kalkarken ve terketmekle dedi."Ja nič také," povedala myš, vstal a odišiel.
'Ben böyle bir şey yapacağım,' Fare kalkarken ve terketmekle dedi."Já nic takového," řekla myš, vstal a odešel.
'Ben böyle bir şey yapacağım,' Fare kalkarken ve terketmekle dedi."Jaz se ne stori ničesar te vrste," je dejal Mouse, vstal in odšel.
'Ben böyle bir şey yapacağım,' Fare kalkarken ve terketmekle dedi."Jeg skal ikke gøre noget af den slags," sagde musen, komme op og gå væk.
'Ben böyle bir şey yapacağım,' Fare kalkarken ve terketmekle dedi."Je ne ferai rien de la sorte, dit la souris, se lever et marcher loin.
'Ben böyle bir şey yapacağım,' Fare kalkarken ve terketmekle dedi.저는이 종류의 아무것도 없다 '마우스는 올리고 꿈쩍도했다.
'Ben böyle bir şey yapacağım,' Fare kalkarken ve terketmekle dedi."No haré nada por el estilo,-dijo el Ratón, levantándose y andando.
'Ben böyle bir şey yapacağım,' Fare kalkarken ve terketmekle dedi.'Non farò niente del genere,' ha detto il Topo, alzarsi e andarsene.
'Ben böyle bir şey yapacağım,' Fare kalkarken ve terketmekle dedi."Tôi sẽ làm gì sắp xếp, chuột, và bỏ đi.
'Ben böyle bir şey yapacağım,' Fare kalkarken ve terketmekle dedi."Θα κάνω κάτι τέτοιο", είπε το ποντίκι, να πάρει μέχρι και το περπάτημα μακριά.
'Ben böyle bir şey yapacağım,' Fare kalkarken ve terketmekle dedi."Ще направя нищо подобно", каза мишка, ставане и ходене далеч.
'Ben böyle bir şey yapacağım,' Fare kalkarken ve terketmekle dedi."Я буду делать ничего подобного, сказал Мышь, вставая и уходя прочь.
'Ben böyle bir şey yapacağım,' Fare kalkarken ve terketmekle dedi."Я буду робити нічого подібного, сказав Миша, встаючи і йдучи геть.
'Ben böyle bir şey yapacağım,' Fare kalkarken ve terketmekle dedi."אעשה דבר כזה," אמר העכבר, קמה והלכה משם.
'Ben böyle bir şey yapacağım,' Fare kalkarken ve terketmekle dedi."سأفعل أي شيء من هذا القبيل ،' قال الفأر ، الحصول على ما يصل والمشي بعيدا.
'Ben böyle bir şey yapacağım,' Fare kalkarken ve terketmekle dedi.'あなたはそのようなナンセンスを話して私を侮辱!"私はそれを意味しなかった!"かわいそうなアリスは申し立てない。
Buzullar bizi terketmekte.A gleccserek lassan elhagynak minket.
Buzullar bizi terketmekte.Die Gletscher sind dabei uns zu verlassen.
Buzullar bizi terketmekte.Gheţarii chiar ne părăsesc.
Buzullar bizi terketmekte.Glaciärerna håller faktiskt på att lämna oss.
Buzullar bizi terketmekte.Glasier saat ini meninggalkan kita.
Buzullar bizi terketmekte.Gletsjers zijn ons aan het verlaten.
Buzullar bizi terketmekte.I ghiacciai ci stanno abbandonando.
Buzullar bizi terketmekte.실제로 빙하들은 우리 곁을 떠나고 있어요
Buzullar bizi terketmekte.Ľadovce nás v skutočnosti opúšťajú.
Buzullar bizi terketmekte.Ledovce nás totiž opouštějí.
Buzullar bizi terketmekte.Les glaciers nous quittent.
Buzullar bizi terketmekte.Lodowce nas opuszczają.
Buzullar bizi terketmekte.Những tảng băng thật sự đang bỏ rơi chúng ta.
Buzullar bizi terketmekte.Os glaciares estão a abandonar-nos.
Buzullar bizi terketmekte.Οι παγετώνες μάς εγκαταλείπουν.
Buzullar bizi terketmekte.Ледники фактически покидают нас.
Buzullar bizi terketmekte.Ледниците всъщност ни напускат.
Buzullar bizi terketmekte.Льодовики фактично залишають нас.