Bu, vatandaşın tercihine bırakılmalıdır.Sự lựa chọn phải do những người công dân.
Bu, vatandaşın tercihine bırakılmalıdır.Θα έπρεπε να αποφασίζουν οι πολίτες για αυτό.
Bu, vatandaşın tercihine bırakılmalıdır.Това би трябвало да е граждански избор.
Bu, vatandaşın tercihine bırakılmalıdır.Це має бути рішення самого громадянина.
Bu, vatandaşın tercihine bırakılmalıdır.Это должно быть решением самого гражданина.
Bu, vatandaşın tercihine bırakılmalıdır.זה צריך להיות בחירת האזרח.
Bu, vatandaşın tercihine bırakılmalıdır.لأنه ينبغي أن يكون قرار المواطن
Bu, vatandaşın tercihine bırakılmalıdır.しかし、私がそれを見たとき、
Etkili bir görüntü ile karşılaşırsak, hepimizin bir tercihi vardır.Aşa că atunci când ne confruntăm cu o imagine puternică toţi avem dreptul să alegem.
Etkili bir görüntü ile karşılaşırsak, hepimizin bir tercihi vardır.Donc quand nous sommes confrontés à une image forte, nous avons tous le choix.
Etkili bir görüntü ile karşılaşırsak, hepimizin bir tercihi vardır.Jadi saat kita berhadapan dengan gambar yang kuat kita memiliki pilihan.
Etkili bir görüntü ile karşılaşırsak, hepimizin bir tercihi vardır.이렇게 우리가 그런 강력한 사진을 봤을 때, 모든 선택은 우리에게 있습니다.
Etkili bir görüntü ile karşılaşırsak, hepimizin bir tercihi vardır.Ko smo torej postavljeni pred močno podobo, imamo izbiro.
Etkili bir görüntü ile karşılaşırsak, hepimizin bir tercihi vardır.Por isso, quando somos confrontados com uma poderosa imagem. todos nós temos uma escolha.
Etkili bir görüntü ile karşılaşırsak, hepimizin bir tercihi vardır.Quando siamo di fronte ad una immagine potente, dobbiamo fare tutti una scelta.
Etkili bir görüntü ile karşılaşırsak, hepimizin bir tercihi vardır.Så när vi konfronteras av en kraftfull bild måste vi alla välja:
Etkili bir görüntü ile karşılaşırsak, hepimizin bir tercihi vardır.Si tenemos una imagen poderosa, tenemos dos opciones.
Etkili bir görüntü ile karşılaşırsak, hepimizin bir tercihi vardır.Tak więc, w konfrontacji z potęgą obrazu, wszyscy mamy wybór.
Etkili bir görüntü ile karşılaşırsak, hepimizin bir tercihi vardır.Takže keď vidíme veľmi silný obraz, máme možnosť voľby.
Etkili bir görüntü ile karşılaşırsak, hepimizin bir tercihi vardır.Tehát mindannyian, amikor egy erőteljes képpel találkozunk, választhatunk.
Etkili bir görüntü ile karşılaşırsak, hepimizin bir tercihi vardır.Tudíž pokud jsme vystaveni silnému obrázku, máme všichni na výběr.
Etkili bir görüntü ile karşılaşırsak, hepimizin bir tercihi vardır.Vì vậy khi chúng ta đối mặt với một hình ảnh mạnh mẽ, tất cả chúng ta đều có 1 sự lựa chọn.
Etkili bir görüntü ile karşılaşırsak, hepimizin bir tercihi vardır.Wanneer we dus oog in oog staan met een krachtig beeld, hebben we allemaal een keuze.
Etkili bir görüntü ile karşılaşırsak, hepimizin bir tercihi vardır.Wenn wir mit einem aufrüttelnden Bild konfrontiert werden, haben wir alle die Wahl:
Etkili bir görüntü ile karşılaşırsak, hepimizin bir tercihi vardır.Οπότε όταν αντιμετωπίζουμε μία δυνατή εικόνα, μπορούμε να επιλέξουμε.
Etkili bir görüntü ile karşılaşırsak, hepimizin bir tercihi vardır.Когда мы сталкиваемся с ярким образом, у нас всех есть выбор.
Etkili bir görüntü ile karşılaşırsak, hepimizin bir tercihi vardır.Така че когато сме изправени пред въздействаща снимка, всички имаме избор.
Etkili bir görüntü ile karşılaşırsak, hepimizin bir tercihi vardır.Так, коли ми зустрічаємо сильне зображення, всі ми маємо вибір.
Etkili bir görüntü ile karşılaşırsak, hepimizin bir tercihi vardır.אז כאשר אנו ניצבים מול תמונה חזקה יש לכולנו ברירה.
Etkili bir görüntü ile karşılaşırsak, hepimizin bir tercihi vardır.عندما تواجهنا صورة قوية نملك جميعاً الخيار
Etkili bir görüntü ile karşılaşırsak, hepimizin bir tercihi vardır.選択肢は2つあります 目をそらすか 立ち向かうかです
Fakat o bir şey tercihin kimyasında, bir tercihin olduğunu hissederken.Ale je niečo na chemickom zložení voľby, pokiaľ máte pocit, že máte na výber.
Fakat o bir şey tercihin kimyasında, bir tercihin olduğunu hissederken.'mon Dieu!... c' est si bon', ta vie t'apparaît si douce.
Fakat sanatçıların tercihi simetriye dair bir beklenti yaratıp sonra onları bozmaktır.Artyści budują oczekiwanie symetrii, by go nie spełnić.
Fakat sanatçıların tercihi simetriye dair bir beklenti yaratıp sonra onları bozmaktır.Ceea ce le place artiştilor e să creeze aşteptări ale simetriei şi apoi să le încalce.
Fakat sanatçıların tercihi simetriye dair bir beklenti yaratıp sonra onları bozmaktır.Ce que les artistes aiment faire, c'est susciter une attente de cette symétrie et la briser.
Fakat sanatçıların tercihi simetriye dair bir beklenti yaratıp sonra onları bozmaktır.그러나 예술가들은 대칭에 대한 우리의 기대를 일단 높여 놓고 그 기대를 다시 깨트리는 것을 좋아하지요.
Fakat sanatçıların tercihi simetriye dair bir beklenti yaratıp sonra onları bozmaktır.Kunstenaars willen je symmetrie laten verwachten en ze dan breken.
Fakat sanatçıların tercihi simetriye dair bir beklenti yaratıp sonra onları bozmaktır.Künstler lieben es, Erwartungshaltungen von Symmetrie aufzubauen und sie dann zu brechen.
Fakat sanatçıların tercihi simetriye dair bir beklenti yaratıp sonra onları bozmaktır.Ma ciò' che agli artisti piace fare è allestire aspettative di simmetria, per poi frantumarle.
Fakat sanatçıların tercihi simetriye dair bir beklenti yaratıp sonra onları bozmaktır.Pero lo que los artistas gustan de hacer es crear expectativas de simetría y luego quebrarlas.
Fakat sanatçıların tercihi simetriye dair bir beklenti yaratıp sonra onları bozmaktır.Στους καλλιτέχνες αρέσει να δημιουργούν προσδοκίες συμμετρίας και μετά να τις καταστρέφουν.
Fakat sanatçıların tercihi simetriye dair bir beklenti yaratıp sonra onları bozmaktır.Але що художники люблять робити, це створювати очікування симетрії, а потім руйнувати їх.
Fakat sanatçıların tercihi simetriye dair bir beklenti yaratıp sonra onları bozmaktır.Но онова, което правят хората на изкуството, е да създават очаквания за симетрия, а после да ги нарушават.
Fakat sanatçıların tercihi simetriye dair bir beklenti yaratıp sonra onları bozmaktır.Художникам нравится создавать впечатление симметрии, а затем его разрушать.
Fakat sanatçıların tercihi simetriye dair bir beklenti yaratıp sonra onları bozmaktır.אך מה שהאמנים אוהבים לעשות הוא ליצור ציפיות לסימטריה ואז לסכל אותן
Fakat sanatçıların tercihi simetriye dair bir beklenti yaratıp sonra onları bozmaktır.و لكن الفنانين يحبون وضع توقعات تماثلية ثم القيام بكسرها.
Fakat sanatçıların tercihi simetriye dair bir beklenti yaratıp sonra onları bozmaktır.それをわざと壊したがるものです 日本を訪れたときに
Ha Ni burda alay edeceği bir şey yok. hayır , bu annesinin tercihi.Ha Ni, asta nu e gluma. Nu. E gustul mamei (lui Seung Jo)
Ha Ni burda alay edeceği bir şey yok. hayır , bu annesinin tercihi.Ha Ni, ceci n'est pas un jeu pour toi. Non. il s'agit des préférences de mère.
Ha Ni burda alay edeceği bir şey yok. hayır , bu annesinin tercihi.Ha Ni, det här är inte skämt för dig. Nej, det är mammans ordning.
Ha Ni burda alay edeceği bir şey yok. hayır , bu annesinin tercihi.Ha Ni, dit is geen grapje voor jou. Nee. Het is (Seung Jo's) moeder voorkeur
Ha Ni burda alay edeceği bir şey yok. hayır , bu annesinin tercihi.Ha Ni, không có giỡn với cậu đâu. Không. Đó là sở thích của mẹ (Mẹ Seung Jo).
Ha Ni burda alay edeceği bir şey yok. hayır , bu annesinin tercihi.Ha Ni, questo non è uno scherzo per te. No. Mamma (di Seung Jo) preferisce così.
Ha Ni burda alay edeceği bir şey yok. hayır , bu annesinin tercihi.Ha Ni, tohle není žádnej vtip. Ne. To jsou (Seung Joovi) mámy přednosti.
Ha Ni burda alay edeceği bir şey yok. hayır , bu annesinin tercihi.Ha Ni, to nie są żarty dla Ciebie. Nie.
Ha Ni burda alay edeceği bir şey yok. hayır , bu annesinin tercihi.Ha Ni, toto pre teba nie je žiadna sranda. Nie. To sú mamine (Seung Jo-vej mamy) preferencie.
Ha Ni burda alay edeceği bir şey yok. hayır , bu annesinin tercihi.Ha Ni, trägst du das jetzt aus spaß? Nein. So liebt es Mutter.
Ha Ni burda alay edeceği bir şey yok. hayır , bu annesinin tercihi.Χα Νι, δεν το παίρνεις στα αστεία όλο αυτό. Όχι. Είναι οι προτιμήσεις της μητέρας (του Σουνγκ Τζο).
Ha Ni burda alay edeceği bir şey yok. hayır , bu annesinin tercihi.Ха Ни, для тебя это не шутки. Нет. Так мама любит.