Tepelere tırmanmak iyi egzersizdir.It's good exercise to climb hills.
Yürüyüş için tepelere gidebilirsin.You can go for walks on the hills.
Tepelere yerleştirilmiş bir dizi muhafız tarafından korunmakta idi.It was surrounded by a series of protective hills where guards were placed.
Neum, dik tepelere, kumlu plajlara ve birkaç büyük turistik otele sahiptir.Neum has steep hills, sandy beaches, and several large tourist hotels.
Tabloda La Crau ovaları, Montmajour yapısı ve yatay hizasındaki tepelere uzanmaktadır.The painting reflects the La Crau plains set against Montmajour and hills along the horizon.
Yeşil dağ ve tepelere sahiptir.Para and has green hills.
O zaman dağlara, ‹Üzerimize düşün!› ve tepelere, ‹Bizi örtün!› diyecekler.Then they will begin to tell the mountains, 'Fall on us!' and tell the hills, 'Cover us.'
Tanrılar, kendi adamlarını korumak için Olympos'tan inerler ve ordu yakındaki tepelere yerleşir.The gods come down from the Olympus to save their protégés and the army settles in the hills nearby.
Burada, Cebel Ahmera ve Dejebel Rhar olarak bilinen tepelere sahip bir masif bulunuyordu.[2]This included a massif with the hills known as Djebel Ahmera and Dejebel Rhar.[8]
Topluca tepelere çıkılır, yemekler yenir.Ausstellung in der Villa Hügel, Essen.
Bu nedenle şehrin gelişmesi güney kıyılarda bulunan tepelere doğru olmaktadır.Il en résulte que le développement de la ville s'est cantonné aux collines de la côte sud.
Birçok insan güvenli yere ulaşmak için evlerini terk etti ve dağlara ve tepelere doğru kaçtı.Molti uomini dovettero lasciare le loro terre e rifugiarsi sulle montagne.
Coğrafi olarak köyün etrafında sık sık dağlara, ve kayalık tepelere rastlanır.Часто встречается вокруг скал и каменистых холмов.
Tepelere yerleştirilmiş bir dizi muhafız tarafından korunmakta idi.Podczas niego udało zabezpieczyć się kilka wzgórz.
Neum, dik tepelere, kumlu plajlara ve birkaç büyük turistik otele sahiptir.Neum har branta kullar, sandstränder och flera stora turisthotell.
Bir sonraki yıl mahallesin karşısındaki tepelere yine gelmişler.Кучма цими днями знову перебував за кордоном.
Fabius Hannibal’ın süvari gücünden çekiniyordu bu yüzden savaşı tepelere çekmek istiyordu.Fabius těsně následoval Hannibalovo drancující vojsko, avšak odmítal svést bitvu.
Rüzgar kum içindeki ince taneleri tepelere taşır.De kan bore gjennom alt fra hardt fjell til sand.
Neum, dik tepelere, kumlu plajlara ve birkaç büyük turistik otele sahiptir.Neum có những ngọn đồi dốc, những bãi biển đầy cát và một số khách sạn du lịch lớn.
30 O zaman dağlara, ‘Üzerimize düşün!’ ve tepelere, ‘Bizi örtün!’ diyecekler.Bấy giờ người ta sẽ nói với núi rằng: Hãy đổ xuống trên chúng ta! với gò rằng: Hãy che lấp chúng ta!
Bu topların sayısı 500 kadardı ve en hakim tepelere yerleştirilmişlerdi.^ そのうち500両以上は小山に投入された。
30 O zaman dağlara, ‘Üzerimize düşün!’ ve tepelere, ‘Bizi örtün!’ diyecekler.那時,人要開始對高山說:倒在我們身上罷!
Bu topların sayısı 500 kadardı ve en hakim tepelere yerleştirilmişlerdi.Те били най-скъпи, стигали до 500 лири стерлинги и били най-търсени от турците.
Aynı kayayı farklı tepelere çıkarmaya çalışıyor olsa yaptığı işe bir nebze anlam katabilirdi.Dovedete si představit, že kdyby valil kámen do různých kopců, měl by aspoň nějaký pocit pokroku.
O zaman dağlara, ‹Üzerimize düşün!› ve tepelere, ‹Bizi örtün!› diyecekler.Akkor kezdik mondani a hegyeknek: Essetek mi reánk; és a halmoknak: Borítsatok el minket!
O zaman dağlara, ‹Üzerimize düşün!› ve tepelere, ‹Bizi örtün!› diyecekler.Allora cominceranno a dire ai monti
O zaman dağlara, ‹Üzerimize düşün!› ve tepelere, ‹Bizi örtün!› diyecekler.Alors ils se mettront à dire aux montagnes: Tombez sur nous! Et aux collines: Couvrez-nous!
O zaman dağlara, ‹Üzerimize düşün!› ve tepelere, ‹Bizi örtün!› diyecekler.Atunci vor începe să zică munţilor: ,Cădeţi peste noi!` Şi dealurilor: ,Acoperiţi-ne!`
O zaman dağlara, ‹Üzerimize düşün!› ve tepelere, ‹Bizi örtün!› diyecekler.Bấy giờ, người ta sẽ nói với núi rằng: Hãy đổ xuống trên chúng ta! với gò rằng: Hãy che chúng ta!
O zaman dağlara, ‹Üzerimize düşün!› ve tepelere, ‹Bizi örtün!› diyecekler.Bấy_giờ , người_ta sẽ nói với núi rằng : Hãy đổ xuống trên chúng_ta ! với gò rằng : Hãy che chúng_ta !
O zaman dağlara, ‹Üzerimize düşün!› ve tepelere, ‹Bizi örtün!› diyecekler.Dann werden sie anfangen, zu sagen zu den Bergen: Fallet über uns! und zu den Hügeln: Decket uns!
O zaman dağlara, ‹Üzerimize düşün!› ve tepelere, ‹Bizi örtün!› diyecekler.Da skal de begynne å si til fjellene: Fall over oss! og til haugene: Skjul oss!
O zaman dağlara, ‹Üzerimize düşün!› ve tepelere, ‹Bizi örtün!› diyecekler.Då skall man begynna säga till: bergen: 'Fallen över oss', och till höjderna: 'Skylen oss.'
O zaman dağlara, ‹Üzerimize düşün!› ve tepelere, ‹Bizi örtün!› diyecekler.Da skulle de begynde at sige til Bjergene: Falder over os! og til Højene: Skjuler os!
O zaman dağlara, ‹Üzerimize düşün!› ve tepelere, ‹Bizi örtün!› diyecekler.Então começarão a dizer aos montes: Caí sobre nós; e aos outeiros: Cobri-nos.
O zaman dağlara, ‹Üzerimize düşün!› ve tepelere, ‹Bizi örtün!› diyecekler.Entonces comenzarán a decir a las montañas: "¡Caed sobre nosotros!" y a las colinas: "¡Cubridnos!
O zaman dağlara, ‹Üzerimize düşün!› ve tepelere, ‹Bizi örtün!› diyecekler.In die dagen zullen de mensen erom smeken dat de bergen op hen vallen en dat de heuvels hen bedekken.
O zaman dağlara, ‹Üzerimize düşün!› ve tepelere, ‹Bizi örtün!› diyecekler.그 때에 사람이 산들을 대하여 우리 위에 무너지라 하며 작은 산들을 대하여 우리를 덮으라 하리라
O zaman dağlara, ‹Üzerimize düşün!› ve tepelere, ‹Bizi örtün!› diyecekler.Silloin ruvetaan sanomaan vuorille: `Langetkaa meidän päällemme`, ja kukkuloille: `Peittäkää meidät`.
O zaman dağlara, ‹Üzerimize düşün!› ve tepelere, ‹Bizi örtün!› diyecekler.Tedaj jamejo praviti goram: Padite na nas! in hribom: Pokrijte nas!
O zaman dağlara, ‹Üzerimize düşün!› ve tepelere, ‹Bizi örtün!› diyecekler.Tedy poczną mówić górom: Padnijcie na nas! a pagórkom: Przykryjcie nas!
O zaman dağlara, ‹Üzerimize düşün!› ve tepelere, ‹Bizi örtün!› diyecekler.Tehdyť počnou říci k horám: Padněte na nás, a pahrbkům: Přikrejte nás!
O zaman dağlara, ‹Üzerimize düşün!› ve tepelere, ‹Bizi örtün!› diyecekler.Vtedy začnú hovoriť vrchom: Padnite na nás! a brehom: Prikryte nás:
O zaman dağlara, ‹Üzerimize düşün!› ve tepelere, ‹Bizi örtün!› diyecekler.Τοτε θελουσιν αρχισει να λεγωσιν εις τα ορη, Πεσετε εφ' ημας, και εις τα βουνα, Σκεπασατε ημας
O zaman dağlara, ‹Üzerimize düşün!› ve tepelere, ‹Bizi örtün!› diyecekler.Тогава ще почнат да казват на планините: Паднете върху нас, и на хълмовете: Покрийте ни.
O zaman dağlara, ‹Üzerimize düşün!› ve tepelere, ‹Bizi örtün!› diyecekler.тогда начнут говорить горам: падите на нас! и холмам: покройте нас!
O zaman dağlara, ‹Üzerimize düşün!› ve tepelere, ‹Bizi örtün!› diyecekler.Тоді стануть говорити горам; упадїть на нас, і узгіррям: Покрийте і нас.
O zaman dağlara, ‹Üzerimize düşün!› ve tepelere, ‹Bizi örtün!› diyecekler.אז יחלו לאמר אל ההרים נפלו עלינו ואל הגבעות כסונו׃
O zaman dağlara, ‹Üzerimize düşün!› ve tepelere, ‹Bizi örtün!› diyecekler.حينئذ يبتدئون يقولون للجبال اسقطي علينا وللآكام غطينا.
O zaman dağlara, ‹Üzerimize düşün!› ve tepelere, ‹Bizi örtün!› diyecekler.那 時 、 人 要 向 大 山 說 、 倒 在 我 們 身 上 . 向 小 山 說 、 遮 蓋 我 們
O zaman dağlara, ‹Üzerimize düşün!› ve tepelere, ‹Bizi örtün!› diyecekler.那時 、 人 要 向 大山說 、 倒在 我 們 身上 . 向小山 說 、 遮蓋我們