Ana içeriğe geç
Sözlük

teorik ile cümle

teorik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Osmanlı Arşivciliğinin Teorik Dayanakları Hakkında.În amintirea importantelor sale proiecte hidrotehnice.
Bu yüzden bu alt alanlar bütünüyle teorik linguistik olarak adlandırılır.De aceste toate se ocupă domeniul teoretic lingvistic al onomasiologiei.
Bu tutumlar şöyledir: Teorik: Başat ilgi alanı doğruluğun bulunması olan kimseler.Se pot face câteva observații: orice gen ziaristic trebuie să aibă, ca punct de pornire, fapte din realitate.
Ștefan Vodă Teorik Lisesi, şehirdeki tek Rumen lisesi olan bir genel eğitim kurumudur.Liceul Teoretic "Ștefan Vodă" este unica instituție de învățământ general cu statut de liceu român, din oraș.
Roma'dayken Fermi ve grubu fiziğin teorik ve pratik alanlarına birçok önemli katkıda bulundu.Rómában Fermi és csoportja sok praktikus és elméleti hozzájárulással gazdagította a fizikát.
Aynı zamanda kimyasal reaksiyonların teorik çalışmaları üzerine Roald Hoffmann ile yakın çalışmıştır.Szorosan együttműködött a kémiai reakciók elméleti tanulmányozásában Roald Hoffmannal.
John Archibald Wheeler (9 Temmuz 1911 - 13 Nisan 2008), Amerikalı bir teorik fizikçidir.John Archibald Wheeler (1911. július 9. – 2008. április 13.) kiemelkedő amerikai elméleti fizikus.
Martinus Justinus Godefriedus Veltman (Waalwijk 27 Haziran 1931 doğumlu), Hollandalı bir teorik fizikçi.Martinus Justinus Godefriedus Veltman (Waalwijk, Hollandia, 1931. június 27. –) Nobel-díjas holland fizikus.
Kütleli nötrinoların fiziği halen aktif bir teorik ve deneysel araştırma konusu.A tömeggel rendelkező neutrínók problémája jelenleg aktív elméleti és kísérleti kutatások tárgya.
Witten teorik fiziğe geniş katkılar yapmıştır.Wheeler nagy szolgálatot tett az elméleti fizikának.
Tüm çabalara rağmen bazı durumlarda deneyler, teorik öngörülerden oldukça alakasız sonuçlar veriyordu.Bármi is a valóság, az eddig elvégzett kísérletek bizonytalan eredményeket adtak.
Teorik bilgisinin büyük bir kısmını kendi başına çalışarak kazandı.Kutatásainak túlnyomó részét saját maga fedezte fel.
1928'de Zürih Federal Politeknik okulunda teorik fizik profesörlüğüne tayin edildi.1928-ban a zürichi Eidgenössische Technische Hochschule elméleti fizika professzorává nevezték ki.
Bir yıllık teorik ve pratik eğitimin ardından staj yaptı.Leszerelés után egy évvel fejezte be teológiai tanulmányait.
1967 yılından 1975 yılına kadar Anderson, Cambridge Üniversitesi'nde teorik fizik profesörlüğü yaptı.1967-től 1975-ig az elméleti fizika professzora volt a Cambridge Egyetemen.
Katı hal fiziğinde, çözülmemiş önemli teorik bir problem yüksek sıcaklıkta süper iletkenlik olgusudur.A kondenzált anyagok fizikájában a legnagyobb megoldatlan probléma a magas hőmérsékletű szupravezetés.
Bu uygulama öğrencilerin teorik bilgilerini pratik beceri ile birleştirmesini sağlar.Pedagógusként arra törekedett, hogy az elméleti oktatást lehetőség szerint összekapcsolja a gyakorlattal.
Teorik olarak bir Bount bunu yaparak sonsuza kadar yaşayabilir.Teoriassa he voisivat elää näin ikuisesti.
Süpersimetrinin kendisi içerisinde teorik problemleri vardır.Supersymmetriassa itsessään on teoreettisia ongelmia.
Sestertius'un ağırlığı teorik olarak 1 scripulum'dur (yaklaşık 1.125 gram).Teoriassa sestertiuksen painoksi oli asetettu yksi scripulum (n. 1,125 grammaa).
27 Şubat 1947), Amerikalı teorik fizikçi ve kozmolog.27. helmikuuta 1947) on amerikkalainen fyysikko ja kosmologi.
Tabi bu teoriktir.Yleinen teoria.
Bu uygulama öğrencilerin teorik bilgilerini pratik beceri ile birleştirmesini sağlar.Osaaminen tarkoittaa sitä, että opiskelija pystyy yhdistämään teoreettisen tiedon käytännön työhön.
Bu kanun 1884'te teorik olarak Ludwig Boltzmann tarafından üretildi.Teoreettisesti sen johti termodynamiikan pohjalta Ludwig Boltzmann vuonna 1884.
Derslerin içeriğinde teorik bilgiler kadar deneysel uygulamalar da vardır.Teoreettisten sisältöjen ohessa on myös kokeellisia kursseja.
1931-1940 yılları katı maddeler elektroniği hakkında daha ziyade teorik çalışmalar devri olmuştur.Hänen 1930-40-luvun levytyksensä ovat kuitenkin tunnetumpia kuin varhaiset taltioinnit.
Grafen teorik olarak 550 kapasitans yol açabilir 2630 m²/g teorik özgül yüzey alanına sahiptir F/g.Grafeenille voidaan määrittää pinta-ala, joka voi tarjota kapasitanssille jopa 550 F/g teoreettisen arvon.
Bunların bir kısmı teorik çalışmalar, bir kısmı ise bilim kurgu denemeleriydi.Vain osa oli tarkoitettu julkisuuteen, osa oli tehty arkistoon tieteellisiä tarkoituksia varten.
Solar gözlemler, Reuven Ramaty ve başkaları tarafından teorik çalışmaları tetiklemiştir.Οι ηλιακές παρατηρήσεις ενέπνευσαν θεωρητική δουλειά από τον Ρέουβεν Ραμάτυ και άλλους.
Aynı zamanda kimyasal reaksiyonların teorik çalışmaları üzerine Roald Hoffmann ile yakın çalışmıştır.Επίσης συνεργάστηκε στενά με τον Ρόαλντ Χόφμαν στις θεωρητικές μελέτες των χημικών αντιδράσεων.
Makroskopik bir nesnenin optik kaldırma da teorik olarak mümkündür.Η οπτική αιώρηση ενός μακροσκοπικού αντικειμένου είναι επίσης, θεωρητικά, εφικτή.
Edilen iki itiraz teorikti.Έχουν προκύψει δύο αντίθετες θεωρίες.
Kütleli nötrinoların fiziği halen aktif bir teorik ve deneysel araştırma konusu.Η φυσική των νετρίνων είναι αυτή τη στιγμή ένα πεδίο ενεργούς θεωρητικής και πειραματικής έρευνας.
Şansölyenin atanması teorik olarak tümüyle devlet başkanının özgür tercihine bağlıdır.Θεωρητικά, ο Πρόεδρος της Δημοκρατίας μπορεί ελεύθερα να ορίσει το πρόσωπο της αρεσκείας του.
Genel denge teorisi teorik ekonominin bir dalı.Η θεωρία γενικής ισορροπίας είναι κλάδος των θεωρητικών οικονομικών.
Yine aynı üniversitede teorik fizik üzerine doktora tezini vermiştir.Στο ίδιο πανεπιστήμιο εκπόνησε τη διδακτορική του διατριβή στη Θεωρητική Φυσική.
Teorik olarak DNA'da iki çeşit palindromik dizi olabilir.Επιπλέον, σε ορισμένες περιπτώσεις, το άτομο "χίμαιρα" έχει δύο είδη DNA.
Burada teorik fizikçi Ludwig Boltzmann ile çalıştı.Ακαδημαϊκός του σύμβουλος υπήρξε ο Λούντβιχ Μπόλτζμαν.
1885 yılında Planch, Kiel Üniversitesi’nde teorik fizik alanına doçent olarak atandı.Τον Απρίλιο 1885 ο Πλανκ διορίσθηκε έκτακτος καθηγητής της Θεωρητικής Φυσικής στο Πανεπιστήμιο του Κιέλου.
1964), Meksikalı teorik fizikçi.1963: Χρυσό Δίπλωμα από τους Μεξικανούς αρχιτέκτονες.
Bu aşırı büyük Öbek III yıldızların soyu çok uzun zamandır tükenmiştir ve ancak teorik olarak bulunurlar.Denne generation af supermassive population III stjerner er længe uddøde og er kun teoretisk beskrevet.
Teorik fizik ve klasik fagot entsrümanı eğitimi almıştır.Han var uddannet inden for både teoretisk fysik og klassisk fagot.
Teorik OKW emri altına alındı ama gerçekte oldukça bağımsız hareket ettiler.Disse var i teorien underlagt OKW, men fungerede i virkeligheden ret uafhængigt.
Genel denge teorisi teorik ekonominin bir dalı.Teorien er en vigtig bestanddel af monetaristisk økonomisk teori.
Tabi bu teoriktir.Det er en god teori.
Ağırlıklı ortalama kavramı ile ilişkili teorik açıklamalar son kısımda ele alınacakdır.Derfor må de "færdige" middelalderhistorier tages med de største forbehold.
1829) 1831 - James Clerk Maxwell, İskoç teorik fizikçi, matematikçi ve elektromanyetik teorinin kurucusu (ö.1831 - James Clerk Maxwell, skotsk fysiker og matematiker (død 1879).
Alan Turing teorik bilgisayar bilimi ve yapay zekanın kurucusu olarak kabul edilmektedir.Turing regnes som grunnlegger av teoretisk datateknologi og kunstig intelligens.
Alanları teorik ve pratik disiplinlere ayrılabilir.Metoden kan brukes innen alle praktiske og teoretiske områder.
Bu tekniğin çekici yanı, teorik olarak sonsuz çözünürlük sağlamasıdır.Normalformer i logikk er viktige for bl.a. automatisk teorembevising.
Bu noktaya kadar sadece teorik sonuçlar elde edildi.Kun praktiske løsninger har kommet ut av disse.
Bu uzun süreç deneysel ve teorik olarak bazı sorunlara neden olmuştur.Siden da har det blitt gjort store framskritt både eksperimentelt og teoretisk.
Fakat güneş nötrino akışı teorik olarak beklenen değerin bir kısmıydı.Tapi fluks solar neutrino adalah sebagian kecil dari nilai teoretis yang diharapkan.
Bu aşırı büyük Öbek III yıldızların soyu çok uzun zamandır tükenmiştir ve ancak teorik olarak bulunurlar.Namun, generasi bintang-bintang populasi III yang masif ini sudah lama punah dan hanya ada secara teoretis.
Teoriksel bakış açısından, katılımcının Heinz'ın ne yapması gerektiği hakkında ne düşündüğü önemli değildir.Dari sudut pandang teoretis, apa yang menurut partisipan perlu dilakukan oleh Heinz tidaklah penting.
Bu makale teorik disiplin ile ilgilidir.Artikel ini merujuk pada disiplin teoretis.
Her birinin teorik avantajları ve dezavantajları vardı.Masing-masing teori memiliki kelebihan dan kekurangan.
Büyük misterler: Bunlar, ilk aşamada edinilen teorik bilgilerin uygulanmasıyla kazanılan bilgilerdi.Pada awalnya berfungsi sebagai madrasah yang mengajarkan ilmu-ilmu Quran.
Eserlerinin önemi ve teorik bakışının değeri II. Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru anlaşılır.Karya serta idenya cukup berpengaruh pada perkembangan seni rupa Barat pasca Perang Dunia II.
İki yıl sonra teorik biyoloji de ilk kitabı olan Kalkınma Modern Teoriler kitabını yayınladı.Dua tahun kemudian ia menerbitkan buku berjudul teori baru tentang vaksinasi.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod