Ana içeriğe geç
Sözlük

temas ile cümle

temas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Haziran'ın 27'sinde 2. ve 3. Panzer Grupları Minsk'in hemen doğusunda temas kurdular.На 27 юни двете немски танкови групи (2-ра и 3-та) се съединяват пред Минск.
"2015 Eurovision grafik teması burada!".Посетен на 5 септември 2015. ((bg)) Ето го логото за Детска Евровизия 2015.
Camus ve diğer varoluşçularla temas kurdu.С тях се сблъскват Одисей и неговите спътници.
Kendisine temas edilmesinden hoşlanmaz.Не обичат да се държат в ръка.
David S. Goyer'e göre Kara Şövalye'nin en önemli teması "yükseliş".Prema riječima Davida S. Goyera, glavna tema Viteza tame je eskalacija.
Bu opera eserinin ana teması "Bir eserde müzik mi yoksa sözler mi daha önemlidir?" konusudur.Što je najvažnije u operi - riječi ili glazba?
Şarkı albümün dans temasından ayrılmakta ve uzak mesafeli ilişkilerin zorluklarını ele almaktadır.Pjesma odmiče od dance stila albuma i pjeva o problemima veza na daljinu.
Albümün genel teması insanın zayıflığı, başarısızlığı ve enaniyetidir.Cijeli album je napravljen na temu ljudske slabosti, neuspjeha i arogancije.
En az 10.000 ila 20.000 yıl önce sonlanan sporadik temasa devam ettiler.Održavali su povremene kontakte koji su okončani prije najmanje 10 000 do 20 000 godina.
Bu organizmalar genellikle ciltle doğrudan temas, yutulma veya taşıyıcı bir haşere ile vücuda girer.Ovi organizmi najčešće uđu u tijelo putem izravnog dodira s kožom, gutanjem ili putem kukaca nositelja.
Eğer Peçenekler sorun çıkartırda, Kumanlar ile temas olabilirdi.Ako se neka ženka tjera, može doći do borbe između mužjaka.
İkinci yılında festivalin teması 'Şehir ve İnsan' olarak belirlendi.Godine 2003., grad je označen kao "Grad umjetnosti i povijesti".
Birkaç gün sonra fark etti ki mukusla temas eden bölgedeki bakteriler ölmüştür.Nekoliko dana kasnije otkrio je da je već raspadnuta bakterija počela nestajati.
Dizinin açılış teması ve müziği değişmiştir.Osnovna tema i uvodna glazba nisu se mijenjali.
Filmin ana teması pişmanlık üzerine kurulmuş.Glavna tema ovoga animiranoga filma je pobačaj.
P305+P351+P338 GÖZ İLE TEMASI HALİNDE: Su ile birkaç dakika dikkatlice durulayın.P305 + P351 + P338: PO ZASIAHNUTÍ OČÍ: Niekoľko minút ich opatrne vyplachujte vodou.
Şafak Vakti’nin ana teması Bella ve Edward’ın evlenmeleridir.V Úsvite majú Edward a Bella svadbu.
Ele teması mecburi ise eldiven kullanılmasında yarar vardır.Pri jeho používaní sa doporučuje nosiť rukavice.
Bu temas sağlanırsa E Ordular Grubu Sovyet 26. ve 57. Orduları kuşatacaktır.V prípade úspešného stretnutia mali spoločne zaútočiť na sovietsku 26. armádu a 57. armádu.
Her şeyden çok kadın ile erkek arasındaki aşk temasını işler.Najčastejšie sa tu vyskytuje láska medzi mužom a ženou.
Metalik vuruşlarla bezeli yapımları meslek ürünlerinin ana temasını oluşturdu.Výroba top kvalitných produktov sa stáva hlavným cieľom spoločnosti.
Bu sayede halkla yakın temas halinde olma imkânı buldu.Myslím, že stále hľadal kontakt s človekom.
Avrupalılarla temas ilk kez 1500 nisanında Portekizli kâşiflerce olmuştur.Ako prvý Európania objavili Madagaskar Portugalci v roku 1500.
Şarkı genel bir aşk temasını işler.Väčšina piesní je o láske.
Mayer, Ağustos 1928'de, kazananları belirlemek için Akademi Merkez Kurulu Hakimleriyle temasa geçti.V auguste 1928 nechal na dresy pridať čísla hráčov.
Tablonun teması, ortaçağdaki Ölüm Dansı'nı akla getirir.Témou albumu sú sny muža o manželskej nevere počas krízy stredného veku.
Yani, yalnız temas vardır.Poznáva len jednotliviny.
Sayın milletvekili arkadaşım bir nebze temas etti, sizin huzurunuzdan seslenmek istiyorum.Moji priatelia v jednom priestore mávali mojim priateľom v inom, vďaka tomu, že som ich spojil.
En önemli bulaşma yolu hastalıklı ve hastalıksız domuzların doğrudan temasıdır.Najúčinnejšia forma prevencie je vyhýbanie sa kontaktu s infikovanými zvieratami a ľuďmi.
Temas noktaları birbirinden ayrıldıkça, temas noktasındaki küçük noktalar son olarak ayrılacak kısım olur.Ko se kontakti razklenejo, nekaj manjših stičnih točk ostanejo še zadnje v stiku.
Kendisine temas edilmesinden hoşlanmaz.Nerad se je pogovarjal z njimi.
Bu organizmalar genellikle ciltle doğrudan temas, yutulma veya taşıyıcı bir haşere ile vücuda girer.Ti organizmi običajno pridejo v telo z neposrednim stikom prek kože, zaužitja ali prek žuželke-nosilca.
Sabah olunca başlarındaki subayla temasa geçtik.Zgodaj se je pričel ukvarjati s časnikarstvom.
7 Şubat 2003'teki bir temas denemesi başarılı olmadı.Poskus navezave stika s sondo 7. februarja 2003 ni bil uspešen in morebitni poskusi niso načrtovani.
Birincil frengi genellikle başka bir kişinin bulaşıcı lezyonları ile cinsel temas yoluyla bulaşır..Primarni sifilis se dobi običajno v neposrednem spolnem stiku z nalezljivimi lezijami druge osebe.
Oyunun teması Viking kültüründen esinlenmiştir.Temeljijo seveda na vikingški kulturi.
Troposfer, atmosferin yere temas eden en alt katıdır.Troposfêra je najnižji del Zemljinega ozračja, ki se neposredno dotika zemeljskega površja.
Gözler ya da cilde teması tahrişe neden olabilir.Stik s kožo ali z očmi lahko povzroči opekline.
Siğiller direkt kişiden kişiye temasla bulaşır.Kolera se redko širi neposredno s človeka na človeka.
Şafak Vakti’nin ana teması Bella ve Edward’ın evlenmeleridir.Jutranja zarja se začne z Edwardovo in Bellino poroko.
Erozyon ile temas ettiğinde, bu çekirdekler batholiths Dünya yüzeyinin büyük kısmını kaplayacak hale gelir.Kadar so izpostavljena eroziji, lahko ta jedra imenovana batolit, zasedajo velike površine Zemljine površine.
Suyla temas halinde hasar alırlar.Ob stiku z vodo umre.
Sürtünme kuvveti cismin yüzeye temas eden alanının büyüklüğüne bağlı değildir.Rank tenzorja ni odvisen od števila dimenzij prostora v katerem opazujemo tenzor.
Hava hattı kablolarıyla temas sıklıkla yaralanma ve ölüme sebep olur.Stik z daljnovodnimi vodniki je pogosto vzrok hudih poškodb ali smrti.
Albümün pastoral bir teması vardır.Nad oltarjem je Poklon pastirjev.
Bu yüzden bir arkadaşından kürtaj yapabilecek bir doktorla temas kurmasını ister.Potreben je posvet z zdravnikom, ki predpiše kakšno pomirilo.
Sayın milletvekili arkadaşım bir nebze temas etti, sizin huzurunuzdan seslenmek istiyorum.Tam mu je neki skladatelj predstavil svojo kantato in ga prosil za oceno.
CONTACT: ... ile temasa geç.Preprečiti stik s spojino.
Çalışmalarında tekrarlı olarak memlekete dönüş teması işlenir.V zadnjem času pa se ponovno kaže zanimanje za zemljo, vračanje na domačije...
Kaliforniyum oda sıcaklığında hava ile temas ederse yavaşça matlaşır.V vlažnem zraku pri sobni temperaturi pa se zlahka vname.
Bu kitap Tanrı'nın ne kadar bağışlayıcı olduğu temasına sahiptir.Knygoje taip pat užrašytas Dievo pažadas pasigailėti.
Fiziksel temasa izin verilmez.Fizinis kontaktas nereikalingas.
Şiirlerinde her konuya yer vermesine karşın sevda teması ağırlıktadır.Dar būdama gimnaziste susidomėjo poezija, jos eilėraščiuose vyravo meilės tema.
Performans sırasında Marilyn Monroe teması kullanmıştır.Ant tuometinio viršelio puikavosi Marilyn Monroe portretas.
Dört yapraklı yoncanın teması sonucu ölür.Keturių kirčiuočių kirčiavimo sistemos pamatai šiuo atveju yra sugriuvę.
Bu sırada bazı Rus komutanların birlik yetkilileriyle temas ettiği de iddia edilir.Vėliau paaiškėjo, kad tuo užsiimdavo Rusijos specialiųjų tarnybų agentai.
Troposfer, atmosferin yere temas eden en alt katıdır.Troposfera – žemutinis Žemės atmosferos sluoksnis.
Ele teması mecburi ise eldiven kullanılmasında yarar vardır.Geriausia tai daryti apsimovus pirštines.
Aşk teması ise en çok işlenen konulardan olmuştur.Meilė yra viena iš pagrindinių temų mene.
Objeleri birbirlerine sürtmek iki yüzey arasındaki yapışkan teması arttıracaktır.Tam tepalas įterpiamas tarp dviejų judančių vienas kito atžvilgiu paviršių.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod