televizyon ile cümle
televizyon kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Birleşik Devletler'e dönerek televizyon dizilerinde çalıştı.De retour en URSS, elle retrouve le chemin des studios de télévision.
Televizyon dönüşünü 24 Ekim'de yaptı ve Mike Dalton'u yendi.Il gagne son premier match le 23 octobre à la FCW en battant Mike Dalton.
Animeler, genelde mangaların televizyona ya da sinemaya uyarlanmasıdır.Les lignes originales des Lotus leur ont souvent valu d'être utilisées au cinéma ou à la télévision.
Kiesler şöyle diyor: "Televizyon bağımlılığı daha kötü.Selon son point de vue, l'addiction à la télévision est bien pire.
Archie Andrews (kukla) Archie Bunker - Bir televizyon karakteri.Nina Archie Bunker's Place épisode "Captain Video"...
CBS tarafından yayınlanan 2014 töreni, televizyonda gösterilen ilk törendi.Sa première saison en 2014 a commencé à être l'une des émissions les plus populaires sur CW.
Aynı zamanda olay, yerel bir televizyon kanalı tarafından kaydedildi.C'est également le cas lors des informations locales de cette même chaîne télévisée.
Vladislav Listyev, Rus televizyon habercisi.Vladislav Listiev, journaliste russe.
Yer aldığı Disney yapımı televizyon dizileriyle tanındı.La collaboration a permis à l'équipe de Disney d'appréhender le milieu de la production télévisuelle.
Ülkenin ilk televizyon kanalıdır.Elle est la première chaîne publique du pays.
"Anıl İlter: Tam Bir Televizyon Çocuğu Oldum".Elizabeth dira souvent « J’ai toujours été un bébé de la télévision ».
Şehirde 1 Yerel televizyon kanalı ve 2 yerel radyo kanalı vardır.Le groupe possède trois chaînes de télévision nationales et plusieurs stations de radio.
İlk kez Erzurum Radyo ve Televizyonu'nda göreve başlamıştır.En 1962, elle débute une carrière à la radio et à la télévision.
Lütfen televizyonu aç.Enciende el televisor, por favor.
Televizyon izliyorum.Estoy viendo la televisión.
Küçük erkek kardeşim televizyon izliyor.Mi hermano pequeño está viendo la televisión.
Televizyon çalışmıyor.La televisión no funciona.
Her zaman televizyon izliyorsun.Siempre estás viendo la televisión.
Odada bir televizyon var.Hay un televisor en la habitación.
Tom, dün televizyon izledi.Tom vio la televisión ayer.
Neden yeni bir televizyona ihtiyacınız var?¿Por qué necesita usted un televisor nuevo?
Ben televizyon izlemem.No estoy viendo la televisión.
Dün gece televizyonda ne izledin?¿Qué viste en la televisión anoche?
Uyumadan önce televizyonu kapatmayı unuttum.Me olvidé de apagar la televisión antes de ir a dormir.
Hobilerim balık tutmak ve televizyon izlemektir.Mis hobbies son pescar y ver la televisión.
Yemekten sonra televizyon izleyebilirsin.Puedes ver la televisión después de cenar.
Akşam yemeğinden sonra televizyon izleyebilirsin.Puedes ver la televisión después de cenar.
Dün gece televizyonda bir basketbol oyunu izledi.Anoche él vio un partido de baloncesto por la tele.
Televizyonun çocuklar için kötü olduğunu düşünüyor musun?¿Crees que la televisión es mala para los niños?
Odamda bir televizyon var.Hay una televisión en mi habitación.
Yeni bir televizyon aldım.He comprado una televisión nueva.
Televizyonu seyrettin mi? Havaalanı kapanmış çünkü kaplumbağalar pisti işgal etmiş.¿Viste en la TV? El aeropuerto cerró porque las tortugas invadieron la pista.
Bütün gün televizyon izlemekten başka bir şey yapmaz.No hace nada más que ver todo el día la televisión.
Televizyondaki futbol maçını izledin mi?¿Viste el partido de fútbol por la tele?
Ben yemeğimi yedikten sonra televizyon izledim.Vi la televisión después de comer.
Benim evimde televizyonum yok.No tengo tele en casa.
Telefon çaldığında, ben televizyon izliyordum.Estaba viendo la televisión cuando sonó el teléfono.
Televizyonu açabilir miyim?¿Puedo encender la televisión?
Tom her zaman televizyon izliyor.Tom siempre está viendo la televisión.
O şimdi televizyon izliyor.Ahora está viendo la televisión.
Dün gece iki saati televizyon izleyerek geçirdim.Me pasé dos horas viendo televisión anoche.
Tom televizyonda Mary'yi gördü.Tom vio a Mary en la televisión.
Tom çok fazla televizyon izliyor.Tom ve demasiada televisión.
Tom Mary'ye televizyonda gördüğünü anlattı.Tom le dijo a Mary lo que había visto en televisión.
Tom daha gençken çok televizyon izlemedi.Cuando era más joven, Tom no veía mucho la televisión.
Dün gece bu odada kimin televizyon izlediğini düşünüyorsun?¿Quién piensas que estaba viendo la televisión en esta habitación ayer por la noche?
Yumi geldiğinde televizyon izliyordum.Cuando llegó Yumi, yo estaba viendo la televisión.
Akşam yemeğinden sonra televizyonda haber izledim.Vi las noticias en la televisión después de cenar.
Bill televizyonu açtı.Bill prendió la televisión.
Tom bütün gün televizyon izlemekten başka bir şey yapmadı.Tom se pasó el día viendo la televisión.
Televizyon izlemeyi severim.Me gusta ver la televisión.
O, hiç televizyon izlemez.Él no ve nada de televisión.
O, televizyonda beyzbol oyunları izlemeyi seviyor.A él le gusta ver partidos de béisbol en la televisión.
Bu gece canım televizyon izlemek istemiyor.Esta noche no tengo ganas de ver la televisión.
Haftada iki kez televizyon izlerim.Veo la televisión dos veces a la semana.
Dün gece televizyonda beyzbol oyunu izledik.Anoche vimos un partido de béisbol por la televisión.
Akşam yemeğinden sonra televizyon izler.Ve la televisión después de cenar.
O kadar meşgulüm ki televizyon izlemem.Estoy tan ocupado que no veo la televisión.
Televizyonda iyi bir şey yok.No echan nada bueno por la televisión.
Televizyonda bir beyzbol oyunu izledik.Vimos un partido de béisbol en televisión.