Tom telaşlı görünüyor.Tom seems flustered.
Tom'un telefonu çaldı.Tom's phone rang.
Tom'un telefonu titreşti.Tom's phone vibrated.
Biz telaşlı değiliz.We're not fussy.
Telefonu kapatma.Don't hang up.
Tom'a telefon edeceğim.I'll phone Tom.
Telefon kullanılamaz.The telephone can't be used.
Telefonunu dene.Try your phone.
Telefon kullan.Use the telephone.
Telefon nerede?Where's the phone?
Telefonun nerede?Where's your phone?
Ben ve ailem bir defasında televizyona çıkmıştık.Me and my family appeared on television once.
Bir keresinde televizyonda şarkı söyledim.I sang on television once.
Senin bir defa televizyona çıktığını hatırlıyorum.I remember you appeared on television once.
Bir keresinde televizyona çıkmıştım ama kimse buna inanmıyor.I appeared on television once, but nobody believes me.
Televizyonda görünmek için tek şansımı kaybettim.I lost my only chance to appear on television.
O bunu telaşla yazdı.He wrote it hurriedly.
Ders süresince telefonu çaldı.Her cellphone rang during class.
Onun diş telleri var.She has braces.
Gürültü tüm kasabayı telaşlandırdı.The noise alarmed the whole town.
O telefona yanıt verme.Don't answer that phone.
Tom cep telefonuna cevap vermiyor.Tom isn't answering his cell.
Telleri ayırmak zorunda kalacağız.We'll have to separate the wires.
O telefonu açma.Don't pick up that phone.
Cep telefonum yok.I don't have a cellphone.
Televizyonum yok.I don't own a television.
Bu sabah telefondaki kimdi?Who was on the phone this morning?
Televizyonu açık bırak.Leave the TV on.
Telefon çalmaya başladı.The phone started ringing.
Ders çalışmadan önce televizyon izler.He watches television before studying.
Ben okuyorken telefon çaldı.The telephone rang while I was reading.
Telefon numaramı istemiyor musun?Don't you want my phone number?
Cep telefonumu neredeyse havuza düşürüyordum.I almost dropped my cellphone into the pool.
Telefona cevap verdim.I answered the phone.
Telefonda konuştuğumuza inanıyorum.I believe we spoke on the phone.
Sanırım telefonda konuştuk.I think we spoke on the phone.
Bahse girerim ki bu Mary'nin gerçek telefon numarası bile değil.I bet that's not even Mary's real phone number.
Tom'u aradım ve telesekreterine bağlandım.I called Tom and got his answering machine.
Büyük olasılıkla şimdi telefonla Tom'a ulaşabilirim.I can probably reach Tom by phone right now.
Televizyonda ne zaman Jules Verne hakkında bir film izleyebilirim?When can I see a movie about Jules Verne on TV?
Tomve Mary eski bir film izlerken birkaç saat televizyonun önünde dinlendiler.Tom and Mary relaxed in front of the TV for a couple of hours watching an old movie.
Bana Tokyo'dan telefon açtı.She called me from Tokyo.
O benim telefonlarıma cevap vermedi.He didn't return my calls.
Telefonum tekrar çaldı.My phone rang again.
Cep telefonunu tekrar kullanabilir miyim?May I use your cell phone again?
Çalışırken telefona cevap vermem.I don't answer the phone when I'm working.
Tom'a telefon açtın mı?Did you phone Tom?
Nihayet Tom'a telefonda eriştim.I finally got Tom on the phone.
Televizyon bağımlısı olma.Don't be a couch potato.
Böyle bir televizyon bağımlısı olma.Don't be such a couch potato.
Çocuklarınızın televizyon bağımlısı olmasına izin vermeyin.Don't let your children become couch potatoes.
Tom'a Mary'nin telefon numarasını verdim.I gave Tom Mary's phone number.
Bazı telefon görüşmeleri yapmak zorunda kaldım.I had to make some phone calls.
Dün televizyon izledim.I watched television yesterday.
Onun telefon numarası sende var mı?Do you have his phone number?
Tom'un telefon numarasına sahip misin?Do you have Tom's phone number?
Sende Tom'un telefon numarası var mı?Do you have Tom's phone number?
Bina dikenli tel çitle çevrilmiş.The building is surrounded by a barbed wire fence.
En yakın ankesörlü telefonun nerede olduğunu söyleyebilir misin?Can you tell me where's the nearest payphone?
Bütün öğleden sonra telefondaydım.I've been on the phone all afternoon.