Geldi. Tabii ki tekerlekli sandalyede.و جاءت، بالطبع على الكرسي المتحرك.
Geldi. Tabii ki tekerlekli sandalyede.彼女の半身は病気で不自由で 残り半身は問題なし
Gezegenlerin yörüngeleri, araba tekerlekleri, moleküler seviyedi şeyler hep çembere örneklerdir. .행성들의 궤도 모양을 봐도, 바퀴들을 봐도, 또 분자단계 같은걸 봐도 말이죠
Gezegenlerin yörüngeleri, araba tekerlekleri, moleküler seviyedi şeyler hep çembere örneklerdir. .los planetas, que estés mirando llantas, o cosas a nivel molecular -
Gezegenlerin yörüngeleri, araba tekerlekleri, moleküler seviyedi şeyler hep çembere örneklerdir. .Ovasett om du tittar på planeternas omloppsbanor, hjul, eller saker på molekylnivå
Gezegenlerin yörüngeleri, araba tekerlekleri, moleküler seviyedi şeyler hep çembere örneklerdir. .ביקום, בין אם מסתכלים על צורת מסלול , הפלנטות, בין אם על גלגלים ובין אם מסתכלים על דברים ברמה המולקולרית.
Gezegenlerin yörüngeleri, araba tekerlekleri, moleküler seviyedi şeyler hep çembere örneklerdir. .الكون، سواء كنت تنظر الى مدارات الكواكب، او الى العجلات، او نظرت الى الاشياء عندما تكون في مرحلة الجزيئ
Gezegenlerin yörüngeleri, araba tekerlekleri, moleküler seviyedi şeyler hep çembere örneklerdir. .車輪や、分子のレベルのものなど 円は、広く存在します。 円は、どこにでも
Günün birinde kampçılar tekerlek lastiklerinin içinden suya atlıyorlardı.E durante un giorno in particolare i campeggiatori stavano saltando attraverso dei penumatici.
Günün birinde kampçılar tekerlek lastiklerinin içinden suya atlıyorlardı.Eines bestimmten Tages, sprangen die Camper durch Rohre.
Günün birinde kampçılar tekerlek lastiklerinin içinden suya atlıyorlardı.En op een bepaalde dag sprongen de andere kampeerders door banden.
Günün birinde kampçılar tekerlek lastiklerinin içinden suya atlıyorlardı.És egy bizonyos napon, a táborozók gumibelsőkön keresztül ugráltak.
Günün birinde kampçılar tekerlek lastiklerinin içinden suya atlıyorlardı.어느날, 캠프참가자들이 고무튜브로 뛰어들었습니다.
Günün birinde kampçılar tekerlek lastiklerinin içinden suya atlıyorlardı.Pewnego dnia koledzy skakali przez dętki od opon.
Günün birinde kampçılar tekerlek lastiklerinin içinden suya atlıyorlardı.Şi într-o zi, copiii săreau prin anvelope umflate.
Günün birinde kampçılar tekerlek lastiklerinin içinden suya atlıyorlardı.Um certo dia, os campistas estavam a saltar através de câmaras de ar.
Günün birinde kampçılar tekerlek lastiklerinin içinden suya atlıyorlardı.Và một ngày nọ, bọn trẻ nhảy qua các phao bơi.
Günün birinde kampçılar tekerlek lastiklerinin içinden suya atlıyorlardı.Y un día en particular, todos estaban saltando a través de neumáticos.
Günün birinde kampçılar tekerlek lastiklerinin içinden suya atlıyorlardı.Един ден лагеруващите скачаха през вътрешни гуми.
Günün birinde kampçılar tekerlek lastiklerinin içinden suya atlıyorlardı.ובאחד מהימים, החניכים קפצו דרך אבובים.
Günün birinde kampçılar tekerlek lastiklerinin içinden suya atlıyorlardı.وفي يوم معين، كان المخيمون يقفزون إلى المياه في دواليب العوامة.
Günün birinde kampçılar tekerlek lastiklerinin içinden suya atlıyorlardı.みんな浮き輪の中に飛び込んでいました 浮き輪の内側へのダイブです。 面白そうなので
Havada duran mendiliniz yoktur. Ve sonra havada duran büyük bir tekerlek gördü.En dan zag hij een groot wiel in de lucht.
Her şeyi tekerleklere taşıdık, yani tahrik motoru, direksiyon motoru, fren, hepsi tekerlekte.Abbiamo spostato tutto sulle ruote, quindi il motore, lo sterzo, i freni sono tutti sulle ruote.
Her şeyi tekerleklere taşıdık, yani tahrik motoru, direksiyon motoru, fren, hepsi tekerlekte.Alles ging in de wielen: de aandrijfmotor, de stuurmotor, de remmen.
Her şeyi tekerleklere taşıdık, yani tahrik motoru, direksiyon motoru, fren, hepsi tekerlekte.바퀴에 모든것을 담았습니다. 주행용 모터, 조종용 모터가 있고 바퀴마다 브레이크가 있죠.
Her şeyi tekerleklere taşıdık, yani tahrik motoru, direksiyon motoru, fren, hepsi tekerlekte.Pasamos todo a ruedas, para que tener el motor, la dirección, los frenos, todo en las ruedas.
Her şeyi tekerleklere taşıdık, yani tahrik motoru, direksiyon motoru, fren, hepsi tekerlekte.Totul s-a mutat pe roți, așa că avem motorul de condus, motorul de direcție, frânele, toate în roată.
Her şeyi tekerleklere taşıdık, yani tahrik motoru, direksiyon motoru, fren, hepsi tekerlekte.Všetko sme presunuli na volant, takže štartovanie, riadenie aj brzdenie sa ovládajú na volante.
Her şeyi tekerleklere taşıdık, yani tahrik motoru, direksiyon motoru, fren, hepsi tekerlekte.Wir haben alles in die Räder gepackt - jetzt sind Motor, Steuerung, Bremsen alle im Rad.
Her şeyi tekerleklere taşıdık, yani tahrik motoru, direksiyon motoru, fren, hepsi tekerlekte.Μεταφέραμε τα πάντα στους τροχούς, οπότε υπάρχουν o κινητήρας, η κρεμαγιέρα, τα φρένα όλα στο τιμόνι.
Her şeyi tekerleklere taşıdık, yani tahrik motoru, direksiyon motoru, fren, hepsi tekerlekte.Всё переместилось в колёса. То есть привод, система управления, тормоза — всё в колесе.
Her şeyi tekerleklere taşıdık, yani tahrik motoru, direksiyon motoru, fren, hepsi tekerlekte.העברנו הכל לגלגלים, כך שמנוע ההנעה, מנוע ההיגוי והבלמים, כולם נמצאים בתוך הגלגלים.
Her şeyi tekerleklere taşıdık, yani tahrik motoru, direksiyon motoru, fren, hepsi tekerlekte.車輪の中に駆動や操舵のためのモーター 減速装置などが入っています 車台が自由になり 折りたたむこともできます
Hiçbir zaman unutmayacağım, Mahmut ve oğlunun beraber yürüdüğünü ve boş tekerlekli sandalyeyi ittiklerini.A já nikdy nezapomenu, jak spolu Mahmoud a jeho syn šli a tlačili prázný vozíček.
Hiçbir zaman unutmayacağım, Mahmut ve oğlunun beraber yürüdüğünü ve boş tekerlekli sandalyeyi ittiklerini.Ik zal nooit vergeten hoe Mahmoud en zijn zoon samen de lege rolstoel voortduwden.
Hiçbir zaman unutmayacağım, Mahmut ve oğlunun beraber yürüdüğünü ve boş tekerlekli sandalyeyi ittiklerini.Nikdy nezabudnem, ako si Mahmúd a jeho syn spolu vykračovali tlačiac prázdny vozíček.
Hiçbir zaman unutmayacağım, Mahmut ve oğlunun beraber yürüdüğünü ve boş tekerlekli sandalyeyi ittiklerini.Nu voi uita niciodată cum Mahmoud și fiul său mergeau împreună, împingând scaunul cu rotile gol.
Hiçbir zaman unutmayacağım, Mahmut ve oğlunun beraber yürüdüğünü ve boş tekerlekli sandalyeyi ittiklerini.Y nunca olvidaré a Mahmoud y a su hijo caminando juntos, empujando la silla de ruedas vacía.
Hiçbir zaman unutmayacağım, Mahmut ve oğlunun beraber yürüdüğünü ve boş tekerlekli sandalyeyi ittiklerini.Και δεν θα ξεχάσω ποτέ τον Μαχμούτ και το γιο του να περπατούν μαζί και να σπρώχνουν την άδεια καρέκλα.
Hiçbir zaman unutmayacağım, Mahmut ve oğlunun beraber yürüdüğünü ve boş tekerlekli sandalyeyi ittiklerini.И я никогда не забуду как Махмуд с сыном шли вместе и катили пустое инвалидное кресло.
Hızlı araçtaki bir tekerlekteki somunların düşmesi böyle engellenir.Aşa îi opriţi pe nebuni să devieze de la drum din cauza vitezei.
Hızlı araçtaki bir tekerlekteki somunların düşmesi böyle engellenir.Así se evita que la tuerca se escapen de la rueda a altas velocidades.
Hızlı araçtaki bir tekerlekteki somunların düşmesi böyle engellenir.C'est comme ça qu'on empêche les boulons de se détacher de la roue à grande vitesse.
Hızlı araçtaki bir tekerlekteki somunların düşmesi böyle engellenir.Dat houdt de moeren op hun plaats bij hoge snelheden.
Hızlı araçtaki bir tekerlekteki somunların düşmesi böyle engellenir.Det er sådan, man forhindrer møtrikkerne i at springe af, når hjulene kører rundt med høj fart.
Hızlı araçtaki bir tekerlekteki somunların düşmesi böyle engellenir.Đó là cách bạn ngăn không cho đai ốc văng ra khỏi bánh xe khi chạy ở tốc độ cao.
Hızlı araçtaki bir tekerlekteki somunların düşmesi böyle engellenir.É assim que se evita que os rebites saltem a alta velocidade da roda.
Hızlı araçtaki bir tekerlekteki somunların düşmesi böyle engellenir.E' così che si impedisce al dado di fuoriuscire dalla ruota ad alta velocità.
Hızlı araçtaki bir tekerlekteki somunların düşmesi böyle engellenir.Ezzel lehet megakadályozni, hogy nagy sebességnél az anyacsavarok lepotyogjanak a kerékről.
Hızlı araçtaki bir tekerlekteki somunların düşmesi böyle engellenir.Ini yang membantu pusat rodanya tidak copot ketika rodanya bergerak cepat.
Hızlı araçtaki bir tekerlekteki somunların düşmesi böyle engellenir.그것이 아주 빠른 속도에서도 너트가 바퀴에서 분리되는 것을 막아줍니다.
Hızlı araçtaki bir tekerlekteki somunların düşmesi böyle engellenir.Po to, żeby przy dużej prędkości nakrętki nie zeszły z koła.
Hızlı araçtaki bir tekerlekteki somunların düşmesi böyle engellenir.So verhindert man, dass sich die Radmuttern bei hoher Geschwindigkeit lösen.
Hızlı araçtaki bir tekerlekteki somunların düşmesi böyle engellenir.Tak se zabrání tomu, aby se matice za vysoké rychlosti uvolnily z kol.
Hızlı araçtaki bir tekerlekteki somunların düşmesi böyle engellenir.Χρησιμεύει στο να εμποδίζει τις βίδες από να φύγουν απ' το τροχό σε υψηλές ταχύτητες.
Hızlı araçtaki bir tekerlekteki somunların düşmesi böyle engellenir.Благородя ему, на высокой скорости, гайки не отлетают от колёс.
Hızlı araçtaki bir tekerlekteki somunların düşmesi böyle engellenir.Завдяки ньому ви запобігаєте зіскакуванню гайки з колеса на високій швидкості.
Hızlı araçtaki bir tekerlekteki somunların düşmesi böyle engellenir.Така предотвратявате откачането на гайките на колелата при висока скорост.
Hızlı araçtaki bir tekerlekteki somunların düşmesi böyle engellenir.זו הדרך לעצור את המשוגע שבא במהירות מטורפת מאחורי ההגה.