Ben tehlikenin farkındaydım.I was aware of the danger.
Ben tamamen tehlikenin farkındaydım.I was fully alive to the danger.
Tehlikenin farkında olduğuna kesin gözüyle baktım.I took it for granted that you were aware of the danger.
Kız tehlikenin farkındaydı.The girl was aware of the danger.
Kırmızı bayrak tehlikenin varlığını gösterdi.The red flag indicated the presence of danger.
O, tehlikenin farkında değildi.He was not aware of the danger.
O tehlikenin farkındaydı.He was aware of the danger.
O, tehlikenin farkında olmalı.He must be aware of the danger.
Onlar beni uyarıncaya kadar tehlikenin farkında değildim.I was not aware of the danger until they warned me.
O, tehlikenin farkında olmayabilir.She may not be aware of the danger.
Tehlikenin karşısında cesaretini gösterdi.She showed her courage in the face of danger.
Tehlikenin canı cehenneme!Damn the torpedoes!
Tom tehlikenin farkındadır.Tom is aware of the danger.
Tehlikenin gayet farkındayım.I'm very much aware of the danger.
Bu tehlikenin geçtiği anlamına gelmez.That doesn't mean that the danger has passed.
Tom tehlikenin farkındaydı.Tom was aware of the danger.
Tom tehlikenin farkında değildi.Tom was unaware of the danger.
Tom tehlikenin farkında olmalı.Tom must be aware of the danger.
Tom tehlikenin farkında olmayabilir.Tom may not be aware of the danger.
İçinde olduğun tehlikenin farkında mısın?Do you realize the danger you're in?
Tehlikenin farkındayım.I'm aware of the danger.
Korkaklar tehlikenin ilk işaretinde koşarlar.Cowards run at the first sign of danger.
Tom'un tehlikenin dışında olduğunu duyduğuma sevindim.I'm glad to hear Tom is out of danger.
Afrika isyanı bastırıldığında, senato kendini büyük bir tehlikenin içinde buldu.When the African revolt collapsed, the Senate found itself in great jeopardy.
Birey tehlikenin yakınında olmamak için yüksek alarmdadır.The individual is placed on high alert in order to be certain danger is not near.
Ben tehlikenin habercisiyim ve işte hepinize bir uyarı.I am the canary in the coal mine here as a warning to all of you.
Onları oraya ben gönderiyorum, çoğu zaman tehlikenin tam ortasına.I send them there, oftentimes into harm\'92s way.
Tehlikenin tanımlamasıHazard identification
Tehlikenin özellikleriHazard characterization
O zaman bazıları yaklaşan tehlikenin farkına varmaya başladı ve ben de gözyaşlarımı tutamadım.Then some first began to perceive the imminent danger, and I myself could not refrain from tears.
Oyunun yazılışı Atina’nın tehlikenin eşiğinde bulunduğu bir döneme rastlar.La prima parte della sfida ha ancora una volta come oggetto la pericolosa situazione di Atene.
Tehlikenin karşısında cesaretini gösterdi.Она показала свою смелость перед лицом опасности.
Artık Keung Tehlikenin İçindedir.Мистик оказывается в опасности.
İşe başlar fakat bir anda kendisini gizli bir tehlikenin içerisinde bulur.في البداية تجده مزعجاً، لكن سرعان ما تقع في حبه وتكتشف أن يخفي سراً.
Roma Senatosu birden tehlikenin farkına vardı.De Romeinse autoriteiten waren zich bewust van dit gevaar.
Fakat kısa sürede tehlikenin sona ermediğini fark ederler.Men det avslöjas inte hur tvekampen slutar.
Afrika isyanı bastırıldığında, senato kendini büyük bir tehlikenin içinde buldu.Коли африканське повстання зазнало поразки, Сенат опинився у великій небезпеці.
Roma Senatosu birden tehlikenin farkına vardı.Римський командувач занадто пізно зрозумів задум ворогів.
Artık Keung Tehlikenin İçindedir.Hala se află în pericol de prăbușire.
Birey tehlikenin yakınında olmamak için yüksek alarmdadır.Egyéni tőrvívásban helyezés nélkül zárt.
Afrika isyanı bastırıldığında, senato kendini büyük bir tehlikenin içinde buldu.Da opprøret i Afrika falt sammen, befant senatet seg i en stor fare.
Roma Senatosu birden tehlikenin farkına vardı.Para Paus Roma memang sadar akan situasi ini.
Afrika isyanı bastırıldığında, senato kendini büyük bir tehlikenin içinde buldu.Khi cuộc nổi dậy của châu Phi thất bại, Viện Nguyên lão thấy mình đang trong tình trạng nguy hiểm lớn.
Tehlikenin farkında olmayabilir.彼女は危険に気付いていないかもしれない。
Önce başlarında onları koruyan kalmaz, sonra böyle bir tehlikenin bile varlığı unutulur.起初沒有人看好,認為是一大冒險。
Tehlikenin farkında olmayabilir.Може да не е наясно с опасността.
İşe başlar fakat bir anda kendisini gizli bir tehlikenin içerisinde bulur.Prvi će napasti ako osjeti ikakvu opasnost.
Bir hastalığın veya tehlikenin ardından verilen şükran ve ardından öğün sunusu.Pri pozdrave, po párení alebo ak hrozia.
Afrika isyanı bastırıldığında, senato kendini büyük bir tehlikenin içinde buldu.Po propadu afriškega upora se je senat znašel v veliki nevarnosti.
Ben tehlikenin habercisiyim ve işte hepinize bir uyarı.Soy un foco rojo, vengo a advertirles a todos.
Ben tehlikenin habercisiyim ve işte hepinize bir uyarı.אני הקנרית במכרה הפחם, ואני משמשת כאזהרה לכולכם;
Ben tehlikenin habercisiyim ve işte hepinize bir uyarı."炭鉱のカナリア" です 私たちは選択することが出来ます
Bu, hava saldırısı sığınağının bir uzantısıdır. Sesi, yakında olacak tehlikenin bir habercisi gibidir.Byl sem přenesen z protileteckého krytu, jako připomínka, jaké bezprostřední nebezpečí hrozilo.
Bu, hava saldırısı sığınağının bir uzantısıdır. Sesi, yakında olacak tehlikenin bir habercisi gibidir.Het blijft hier in de beslotenheid van de schuilkelder... als een herinnering hoe dreigend gevaar klonk.
Bu, hava saldırısı sığınağının bir uzantısıdır. Sesi, yakında olacak tehlikenin bir habercisi gibidir.Itt maradt az óvóhelyen, figyelmeztetésül, hogy miért szólhatott meg.
Bu, hava saldırısı sığınağının bir uzantısıdır. Sesi, yakında olacak tehlikenin bir habercisi gibidir.Permanece aqui nos confins de um abrigo antiaéreo, o seu som soava a existência de perigo iminente.
Bu, hava saldırısı sığınağının bir uzantısıdır. Sesi, yakında olacak tehlikenin bir habercisi gibidir.Pozostaje tu by przypominać o schronie, przypominać o tym jak brzmi zagrożenie.
Bu, hava saldırısı sığınağının bir uzantısıdır. Sesi, yakında olacak tehlikenin bir habercisi gibidir.Se pysyy täällä pommisuojassa, muistutuksena siitä, miltä välitön vaara kuulostaa.
Huzur içinde yaşayan insanlar gözleri önündeki tehlikenin farkına varmaz.Aqueles que têm vivido em paz não se apercebem do perigo diante dos seus olhos.
Huzur içinde yaşayan insanlar gözleri önündeki tehlikenin farkına varmaz.Chi è sempre vissuto in pace non si rende conto del pericolo davanti ai propri occhi.