tav ile cümle
tav kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Mutfağa girdiğimde, o pilavlı tavuk köri yapıyordu.When I entered the kitchen, she was making chicken curry with rice.
İhtiyacım olan şey para değil, senin tavsiyen.What I need is not money, but your advice.
Dün tavuklarımız bir sürü yumurta yumurtladı.Our hens laid a lot of eggs yesterday.
İki köpeğimiz, üç kedimiz ve altı tavuğumuz var.We have two dogs, three cats, and six chickens.
Biz onun tavsiyesini dinlemeliyiz.We should have taken his advice.
Hemen başlamayı tavsiye ederdim.I'd advise starting at once.
Bana gelince, tavuğu domuzdan daha çok severim.As for me, I like chicken better than pork.
Tavan arasında bir gürültü duydum gibi geliyor.It seems to me that I heard a noise in the attic.
Tavsiye için gidecek kimsem yok.I have no one to go to for advice.
Yapabileceğim tek şey ona tavsiye vermektir.All I can do is to give her advice.
Lütfen tavsiyemi dinle.Please take my advice.
Amcam tavuklara bakmamı istedi.My uncle asked me to take care of the chickens.
Benim tavuklar geçen yıl daha az yumurtladı.My hens laid fewer eggs last year.
İngilizce öğretmenim bu kitapları okumamı tavsiye etti.My English teacher advised me to read these books.
Tom doktorunun tavsiyesine rağmen içmeye devam etti.My uncle kept on drinking in spite of his doctor's advice.
Benim en iyi dostum bana her zaman iyi tavsiyeler verir.My best friend always gives me good advice.
Benim tavşan dişlerim var.I have buck teeth.
Tavsiyeme rağmen o, fikrini değiştirmeyecek.He will not change his mind in spite of my advice.
Tavsiyemi dinle!Take my advice!
Tavsiyeme kulak ver!Take my advice!
Bunu şiddetle tavsiye ediyorum.I recommend it strongly.
Benim tavsiyem devlet tahvillerine yatırım yapmandır.My recommendation is that you invest in government bonds.
Sana tavsiye verecek konumda değilim.I'm not in a position to give you advice.
Tavsiyeni aklımda tutacağım.I will keep your advice in mind.
Tavsiyene göre davranacağım.I will act on your advice.
Tavşanlara bakmalıyım.I must look after the rabbits.
Sana bu kitabı tavsiye edebilirim.I can recommend this book to you.
Ben, utangaç genç adama güzel kıza aşkını ilan etmesini tavsiye ettim.I advised the shy young man to declare his love for the beautiful girl.
Bana müzeyi ziyaret etmem tavsiye edildi.I was advised to visit the museum.
Ona hangi kitabı okuyacağını tavsiye ettim.I advised him on what books to read.
Doktor'un tavsiyesi çok içmemi engelledi.The doctor's advice kept me from drinking too much.
Doktorun tavsiyesini dinlemediğim için pişmanım.I regret not having taken my doctor's advice.
Ne yapılacağını bilemeyince onun tavsiyesini istedim.Not knowing what to do, I asked him for advice.
Size dakik olmanızı tavsiye ederim.I advise you to be punctual.
Gitmemeni tavsiye ederim.I advise you not to go.
Kimden tavsiye isteyeceğimi bilmiyorum.I don't know who to ask for advice.
Tavanda yürüyen bir örümcek gördüm.I saw a spider walking on the ceiling.
Tavana ulaşamıyorum.I can't reach the ceiling.
Ben onun tavsiyeme uymasını önerdim.I suggested that he follow my advice.
Onun tavsiye ettiği kişiyi işe alacağım.I'll hire whoever he recommends.
Ebeveynlerinden bağımsız olmasını tavsiye ettim.I advised him to be independent of his parents.
Ona ailesinden bağımsız olmasını tavsiye ettim.I advised him to be independent of his parents.
Ona derhal geri gelmesini tavsiye ettim.I advised him to come back at once.
Ona sözünü tutmasını tavsiye ettim.I advised him to keep that promise.
Ona sigaradan vazgeçmesini tavsiye ettim.I advised him to give up smoking.
Ona araba sürmemesini tavsiye ettim.I advised him not to drive.
Ona sigarayı bırakmasını tavsiye ettim ama o beni dinlemedi.I advised him to give up smoking, but he would not listen to me.
Ben tavsiye için ona döndüm.I turned to him for advice.
Arazi alma hakkında ona biraz iyi tavsiye verdim.I gave him some good advice about buying land.
Onun tavsiyesi üzerine hareket ettim.I acted on his advice.
Ben onun tavsiyesini değerli olarak görüyorum.I regard his advice as valuable.
Onun kaba tavrından hoşlanmıyorum.I don't like his rude manner.
Ona, dokuza kadar gelmesini tavsiye ettim.I advised her to come by 9:00.
Ona bir sabah trenine binmesini tavsiye ettim.I advised her to catch a morning train.
Her zaman onun tavsiyesini dinlemeyiz.We do not always take his advice.
Biz onlara erken başlamalarını tavsiye ettik.We advised them to start early.
Övünme tavsiye edilmez.Self-praise is no recommendation.
Gençken yurtdışına gitmeni tavsiye ederim.I advise you to go abroad while young.
İçki içmeyi bırakmanı tavsiye ederim.I advise you to give up drinking.
Amcam bana dostça bir tavsiye verdi.The uncle gave me a friendly piece of advice.