tatlılı ile cümle
tatlılı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
O senin tatlılığın.That's sweet of you.
Interlingua'nın tatlılığı benim şiirsel vizyonum için daha uygundur.The sweetness of Interlingua was more suited to my poetic vision.
Hoffman için ''Onda bir tatlılık var.She noted that Hoffman "has a softness to her.
Arnavut şarabı, eşsiz tatlılık ve yerli çeşitleri ile karakterize edilir.Albanian wine is characterized by its unique sweetness and indigenous varieties.
O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.She could not understand how such a surly man could make such a coaxing sound.
Prenses Lee Seol meselesiyle, zor kullanarak değil de tatlılıkla ilgileniyor.As he is organizing your situation, I know he will have a hard time and suffer doing this.
Ve orada, onların arasında öyle bir tatlılık vardı ki...And there was so much sweetness there between them.
Kuzenlerin arasında, nasıl bir tatlılık vardı anlatamam.Between the cousins, so much sweetness.
Karımın tatlılığı beni nerdeyse tüketiyor.My wife's loveliness almost consumes me.
Öyleyse müsamaha ile tatlılıkla davran onlara.The Hour (of the great change) is certain to come.
Onlar ki melekler canlarını tatlılıkla alırlar: “Selâm size!When the angels receive the souls of those who are blameless they will say: "Peace on you.
Öyleyse müsamaha ile tatlılıkla davran onlara. [23,115-116; 38,27; 53,31; 43,89]Surely the Hour is coming; so pardon thou, with a gracious pardoning.
Arnavut şarabı, eşsiz tatlılık ve yerli çeşitleri ile karakterize edilir.The wine of Albania is characterized by its unique sweetness and indigenous varieties.
Şekerler ve alkol şarabın tatlılığını artırır; asitler (ekşilik) ve acı tanenler buna karşı koyar.Sugars and alcohol enhance a wine's sweetness; acids (sourness) and bitter tannins counteract it.
Fermantasyonu durdurmak şarabın olası tatlılığını da artırır.Stopping the fermentation also enhanced a wine's potential sweetness.
Etikette listelenen tatlılık seviyesi (yarı-seco) ile bir İspanyol köpüklü Cava.A Spanish sparkling Cava with its sweetness level (semi-seco) listed on the label.
Tipik olarak hiç şeker kalmayacak, bu nedenle tatlılık içermeyen bir meyve aroması olacaktır.Typically no sugar will be left so there will be a fruit flavour without sweetness.
Povidla gerekli tatlılığı ve tutarlılığı sağlamak için birkaç saat pişirilir.El Powidl se cuece durante horas para conseguir la dulzura y la consistencia necesaria.
Gravina, çocuğun şairlik yeteneğinden ve kişisel tatlılığından etkilendi.Gravina fu attratto dal talento poetico e dal fascino del ragazzo e dunque ne fece il suo protetto.
Povidla gerekli tatlılığı ve tutarlılığı sağlamak için birkaç saat pişirilir.Il powidl viene cotto per diverse ore fino a raggiungere la necessaria consistenza e dolcezza.
Bunun yerine albüme sertlik ve tatlılık anlamı taşıyan "Hard Candy" adını koydu.Вместо этого, она назвала альбом Hard Candy, который ссылается на сопоставлении жесткости и сладости.
Hoffman için ''Onda bir tatlılık var.Para Daniela, "Carmen tinha muitas virtudes".
Bunun yerine albüme sertlik ve tatlılık anlamı taşıyan "Hard Candy" adını koydu.Végül a Hard Candy név mellett döntött, ami kifejezi az album "keménységét és édességét" egyben.
İki çeşit terbiye metodu vardır:Hayvanı tatlılıkla alıştırmak veya kırbaç zoruyla yola getirmek.Sillä on kaksi työskentelytapaa: joko ajaa riista puuhun tai pysäyttää se.
Hoffman için ''Onda bir tatlılık var.她指出霍夫曼「對她很溫柔。
Bunun yerine albüme sertlik ve tatlılık anlamı taşıyan "Hard Candy" adını koydu.Naslov "Hard Candy" se odnosi na stapanju teškog i slatkog.
‹‹İncir ağacı, ‹Tatlılığımı ve güzel meyvemi bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?› diye yanıtladı.Jimž odpověděl fík: Zdali já, opustě sladkost svou a ovoce své výborné, půjdu, abych postaven byl nad stromy?
‹‹İncir ağacı, ‹Tatlılığımı ve güzel meyvemi bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?› diye yanıtladı."무화과나무가 그들에게 이르되 나의 단것, 나의 아름다운 실과를 내가 어찌 버리고 가서 나무들 위에 요동하리요 한지라"
‹‹İncir ağacı, ‹Tatlılığımı ve güzel meyvemi bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?› diye yanıtladı.Mas a figueira lhes respondeu: Deixaria eu a minha doçura, o meu bom fruto, para ir balouçar sobre as árvores?
‹‹İncir ağacı, ‹Tatlılığımı ve güzel meyvemi bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?› diye yanıtladı.Nhưng cây vả đáp rằng : Ta há sẽ bỏ sự ngọt ngon và trái tươi_tốt ta đặng đi xao_động trên các cây_cối ư ?
‹‹İncir ağacı, ‹Tatlılığımı ve güzel meyvemi bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?› diye yanıtladı.Nhưng cây vả đáp rằng: Ta há sẽ bỏ sự ngọt ngon và trái tươi tốt ta đặng đi xao động trên các cây cối ư?
‹‹İncir ağacı, ‹Tatlılığımı ve güzel meyvemi bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?› diye yanıtladı.Rispose loro il fico: Rinuncerò alla mia dolcezza e al mio frutto squisito, e andrò ad agitarmi sugli alberi
‹‹İncir ağacı, ‹Tatlılığımı ve güzel meyvemi bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?› diye yanıtladı.Смоковница сказала им: оставлю ли я сладость мою и хороший плодмой и пойду ли скитаться по деревам?
‹‹İncir ağacı, ‹Tatlılığımı ve güzel meyvemi bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?› diye yanıtladı.ותאמר להם התאנה החדלתי את מתקי ואת תנובתי הטובה והלכתי לנוע על העצים׃
‹‹İncir ağacı, ‹Tatlılığımı ve güzel meyvemi bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?› diye yanıtladı.فقالت لها التينة أأترك حلاوتي وثمري الطيب واذهب لكي املك على الاشجار.
‹‹İncir ağacı, ‹Tatlılığımı ve güzel meyvemi bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?› diye yanıtladı.無 花 果 樹 回 答 說 、 我 豈 肯 止 住 所 結 甜 美 的 果 子 、 飄 颻 在 眾 樹 之 上 呢
‹‹İncir ağacı, ‹Tatlılığımı ve güzel meyvemi bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?› diye yanıtladı.無花果 樹 回答 說 、 我豈肯 止 住所 結 甜美 的 果子 、 飄颻 在 眾樹 之上 呢
Karımın tatlılığı beni nerdeyse tüketiyor.De lieftalligheid van mijn vrouw vreet aan me.
Karımın tatlılığı beni nerdeyse tüketiyor.Die Liebenswürdigkeit meiner Frau verbraucht mich nahezu.
Karımın tatlılığı beni nerdeyse tüketiyor.Drăgălăşenia soţiei mele aproape mă consumă.
Karımın tatlılığı beni nerdeyse tüketiyor.내 아내의 사랑스러움은 나를 거의 소모시키지.
Karımın tatlılığı beni nerdeyse tüketiyor.La belleza de mi esposa casi me consume.
Karımın tatlılığı beni nerdeyse tüketiyor.L'avvenenza di mia moglie quasi mi consuma.
Karımın tatlılığı beni nerdeyse tüketiyor.Piękność mojej żony pochłania mnie niemal
Karımın tatlılığı beni nerdeyse tüketiyor.Очарование жены почти уничтожило меня.
Karımın tatlılığı beni nerdeyse tüketiyor.Прелестта на жена ми почти ме поглъща.
Karımın tatlılığı beni nerdeyse tüketiyor.מתיקותה של אשתי כמעט מכלה אותי.
Karımın tatlılığı beni nerdeyse tüketiyor.يستهلكني حسن زوجتي
Kuzenlerin arasında, nasıl bir tatlılık vardı anlatamam.Tra i cugini, c'era molta dolcezza.
O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.Cô không thể hiểu làm thế nào một cáu kỉnh như vậy người đàn ông có thể làm cho một âm thanh dỗ dành.
O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.Dia tidak bisa mengerti bagaimana seperti masam pria bisa membuat seperti suara membujuk.
O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.Ea nu a putut înţelege cum un astfel de ursuz om ar putea face un astfel de sunet coaxing.
O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.Ela não conseguia entender como um tal mal-humorado homem poderia fazer um som tão persuasão.
O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.Elle ne pouvait pas comprendre comment un tel hargneux l'homme pouvait faire une telle sonores câline.
O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.Hän ei voinut ymmärtää, miten tällainen äreä mies saattaa tulla coaxing ääni.
O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.Hon kunde inte förstå hur en sådan sur man kunde göra en sådan uppmuntran ljud.
O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.Hun kunne ikke forstå, hvordan en sådan sure mand kunne foretage en sådan lokkende lyd.
O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.휘파람. 그녀는 이해하지 못했습니다 어떻게 같은 기분이 언짢아하는 남자는 감언 이설 소리를 만들 수 있습니다.
O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.Nemohla pochopiť, ako také nevľúdne človek by mohla urobiť tieto prehovárania zvuk.
O anlamak ne kadar böyle bir somurtkan adam, böyle bir tatlılıkla kandırma ses yapabilir.Nemohla pochopit, jak takové nevlídné člověk by mohla učinit tyto přemlouvání zvuk.
İlgili Sayfalar