Ana içeriğe geç
Sözlük

tartış ile cümle

tartış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O, tartışmada uyuyor gibi yaptı.She pretended to be asleep during the debate.
Çift tartıştı ama kısa sürede uzlaştı.The couple quarreled, but soon made up.
Babam, sorunlarını hep annemle tartışır.My father always discusses his problems with my mother.
Kız kardeşimle tartıştım.I had a quarrel with my sister.
Senin için tartışmaya son vereceğim.I'll make it up for you.
Yeni bir öneriyi tartışmak için bir yürütme kurulu oluşturuldu.An executive council was formed to discuss the new proposal.
Güzel konuşan bilim adamı kolayca tartışmaya katıldı.The eloquent scholar readily participated in the debate.
Parti liderleri siyasi reform için bir öneriyi tartışıyorlar.Party leaders are hammering out a proposal for political reform.
Banyo tartısında kendimi tarttım.I weighed myself on the bathroom scales.
Yönetim kurulu teklifi önümüzdeki salı günü tartışacak.The board of directors is going to discuss the proposal next Tuesday.
Bitişikte oturan çift tekrar tartışıyor.The couple next door are fighting again.
Tartışma sonunda halledildi.The dispute was finally settled.
Tartışmada kısa bir mola vardı.There was a brief break in the discussion.
Tartışılacak konuların bir listesini yapar mısın?Will you make a list of issues to discuss?
Öfkeli isen tartışma ve tok isen yemek yeme.Don't argue when you are angry and don't eat when you are full.
Onun, onunla tartışmaya niyeti yoktu.She had no intention of quarreling with him.
Onların tartışmasını durdurmak için elimden geleni yaptım.I tried my best to get them to stop quarreling.
İşte tartışmaların çorap içinde düzüşen tavşanlardan daha sıcak geçtiği yer: Tatoeba!Tatoeba: Where debates are hotter than two rabbits making babies in a sock!
Perry yüksek sesle tartışmalara alıştı.Perry became used to the loud deliberations.
Bu konu tartışılmaya değer.That topic is worth discussing.
O her zaman bir şey tartışmak için hazır görünüyordu ve çok hoşgörülüydü.He always appeared to be ready to discuss anything and was very tolerant.
Her şey tartışılabilir.Everything is arguable.
Benim tartışmayı destekleyecek adil bir miktar bilimsel veriyi sıralayacağımI will marshal a fair amount of scientific data to support my argument.
Tartış ve örnekler ver.Discuss and give examples.
Biz planı onunla tartıştık.We discussed the plan with him.
Böyle tartışmalı bir görüşü dile getirdiği için eleştirildi.He was criticized for voicing such a controversial opinion.
Bazıları tartışmaktan nefret ederler.Some people hate to argue.
Bazı insanlar tartışmaktan nefret ederler.Some people hate to argue.
Bana ne hakkında tartıştığını söyle.Tell me what you're arguing about.
Onlar para hakkında tartışıyorlardı.They were arguing about money.
Onlar vergileri artırmayı tartışacaklar.They'll debate raising taxes.
Vatandaşlar belediye binasında sağlık hizmetleri konusunu tartışıyorlar.Citizens are debating about health care at City Hall.
Onlar zam hakkında tartışıyorlar.They're debating about raises.
Bugün tartışacak çok şey var.There's a lot to discuss today.
Bir sonraki projeyi tartışıyorlar.They're discussing their next project.
Para hakkında bir tartışma yaşıyorlar.They're having a dispute about money.
Onlar dokümanı tartışmalı.They need to discuss the document.
Bazı çiftler küçük sorunlarla ilgili olarak tartışırlar.Some couples argue over minor issues.
Hamile kız kardeşimle bebek isimlerini tartıştık.I discussed baby names with my pregnant sister.
Herhangi bir tartışmadan kaçınmaya çalışıyorum.I am trying to avoid any arguments.
Bu tartışma titiz ve tutarlı ama sonuçta inandırıcı.The argument is rigorous and coherent but ultimately unconvincing.
Tartışma şiddetli ve ahenkli ama sonuçta inandırıcı değil.The argument is rigorous and coherent but ultimately unconvincing.
Seninle tartışacak zamanım yok; yemek hazırlıyorum.I don't have time to argue with you; I'm preparing the food.
Teklifin diğer kısımlarını tartıştılar.They debated other parts of the proposal.
Onlar birçok konu hakkında hemen tartışmaya başladı.They immediately began arguing about many issues.
Uluslararası tartışmalardan uzak durmak istediler.They wanted to stay out of international conflicts.
Tartışma sırasında bir şey söylemedi.He had said nothing during the debate.
Tartışma ile ilgilenmedi.He was not interested in the debate.
Uzun tartışmadan sonra, Kongre tasarıyı geçirdi.After much debate, Congress passed the bill.
Delegeler günlerce uzlaşmayı tartıştılar.Delegates debated the compromise for many days.
Tartışmalar uzun ve bazen acıydı.The discussions were long and sometimes bitter.
Meclis üyesi bir miktar tartışmalı önerge sundu.The councilor tabled a number of controversial motions.
Neyin doğru ve neyin yanlış olduğu hakkında tartışmanın bir anlamı yok.There's no point arguing about what's true and what's false.
Onlar bir tartışmaya başladı.They began a discussion.
Samimi arkadaşlar olarak, sorunlarımızı tartışmalıyız.As close friends, we must share our troubles.
Biz insan hakları konusunda kısa bir tartışma yaptık.We had a brief discussion about human rights.
O, para hakkında onunla tartıştı.She argued with him about money.
O, onunla çocuklarının eğitimi hakkında tartıştı.She argued with him about their children's education.
O, onunla tartıştı ve sona ona vurdu.She argued with him and then hit him.
O, onunla tartışmaktan daha iyisini biliyordu.She knew better than to argue with him.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod