Ana içeriğe geç
Sözlük

tartış ile cümle

tartış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
4
ORT. KELİME
Tom ve Mary sürekli tartışıyor.Tom and Mary are constantly arguing.
Tom gittikten sonra tartışmaya başladık.After Tom left, we started arguing.
Tom'la tartışmanın hiç bir anlamı yok.There's no point arguing with Tom.
Ebeveynlerim sürekli tartışıyor.My parents are constantly arguing.
Onunla kim tartışabilirdi?Who could argue with that?
Tom benimle tartışmadı.Tom didn't argue with me.
O konuda tartışmayalım.Let's not argue about it.
Ben o noktayı tartışmayacağım.I won't argue that point.
Tom ile tartışmadım.I didn't argue with Tom.
Hararetli bir tartışmamız vardı.We had a heated discussion.
Herhangi bir tartışmayı asla kazanmadım.I never win any arguments.
Onunla tartışmıyorum.I'm not arguing with that.
Tartışmak kimseyi bir yere vardırmamıştır.Arguing never got anyone anywhere.
Tom ve Mary birlikte geleceğe dair planları hakkında tartıştı.Tom and Mary discussed their future plans together.
Bunu Tom'la tartışmalısın.You should discuss this with Tom.
Tom onu Mary ile tartıştı.Tom discussed that with Mary.
Bu konu son derece tartışmalı.This subject is extremely controversial.
Tom ve John'un Meryem'le ilgili tartışması yumruklaşmayla neticelendi.Tom and John had an argument about Mary that ended in a punch-up.
Ölümle sonuçlanan bıçaklama olayının kıvılcımı, kontrolden çıkan tartışmadan çıkmıştı.The fatal stabbing was sparked by an argument that got out of control.
Bunu herhangi biriyle tartışmamalısın.You must not discuss this with anyone.
Birçok konuyu tartıştık.We discussed many topics.
Artık seninle tartışmaya uğraşamayacağım.I can't be bothered to argue with you anymore.
Şimdi ihtiyaç duyduğumuz aksiyon, tartışma değil.What we need now is action, not discussion.
Konuyu tartışmak bizi herhangi bir yere götürmez.Discussing the matter won't get us anywhere.
Başkan adaylarının tartışmasını seyrettiniz mi?Did you watch the presidential debate?
Tartışmaya değer sorular bunlar.These are questions worth discussing.
Bunlar tartışmaya değer sorunlar.These are questions worth debating.
O büyük bir tartışmaydı.It was a great debate.
Ne yazık ki bu meseleyi tartışmak istemiyorum.I'm afraid that I don't want to discuss this matter.
Onu şimdi tartışmak yersiz olurdu.It would be inappropriate to discuss that now.
Onun hakkında tartışmalarımız oldu.We've had discussions about that.
Bunu tartışmadık bile.We haven't even discussed that.
Bu, zaten tartışıldı.That's already been discussed.
Tom ve ben bunu tartışmadık.Tom and I didn't discuss that.
Biz bile onu tartışmadık.We haven't even discussed it.
Gerçekten onu tartışamam.I can't really discuss that.
Biz bile bunu tartışmadık.We didn't even discuss it.
Tartışacak çok şey var.There's a lot to discuss.
Ne tartışıldı?What was discussed?
Tom'un yaptığı her şey tartışmalıdır.Everything Tom does is controversial.
Tartışmayı kaybettiğini açıkça ispatladım.I have clearly demonstrated that you've lost the argument.
Senin fikrini tartışalım.Let's discuss your idea.
Bunu öğle yemeğinde tartışalım.Let's discuss this over lunch.
Seçeneklerimizi tartışalım.Let's discuss our options.
Biz bunu Tom'la tartışmalıyız.We need to discuss this with Tom.
Hadi bunu şimdi tartışmayalım.Let's not discuss this now.
Bunu özel olarak tartışmalıyız.We should discuss this in private.
Bunu şimdi tartışmak istemiyorum.I don't want to discuss this now.
Hakaretler ve tehditler şiddetli bir tartışmaya yol açtı.The insults and threats gave way to a donnybrook.
Bazıları tartışmak istemedi.Some didn't want to discuss.
Seninle tartışmak üzere değilim - sen sarhoşsun.I'm not about to argue with you - you're drunk.
Onlar para üzerine tartışmaya başladı.They began arguing over money.
Biz birçok olasılıkları tartıştık.We discussed many possibilities.
Onların tartıştığını duyabiliyordum.I could hear them arguing.
Tom ve Mary'nin tartıştıklarını duyabiliyordum.I could hear Tom and Mary arguing.
Tom, Mary ve John'un tartıştıklarını duyabildiğini söyledi.Tom said he could hear Mary and John arguing.
Bunu şimdi tartışıyor olmamalıyız.We shouldn't be discussing this now.
Onunla tartışmayı sevdim.I liked the discussion with him.
Bu tartışılmaz bir gerçektir.This is an indisputable fact.
Bütün ayrıntılar bugün tartışılacak.All the details will be discussed today.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod