tane ile cümle

tane kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Komşumuzun iki tane kahverengi köpeği var.Our neighbor has two brown dogs.
Belki de yeni bir tane satın almamız gerek.Maybe we should buy a new one.
Gerçekten üç tane kız kardeşin var mı?Do you really have three younger sisters?
Bu,Tom'u sevmeme sebeplerimden sadece bir tanesi.That's just one of the reasons I don't like Tom.
Bir örgü tanığı, on tane işitsel tanıktan daha değerlidir.An eyewitness is worth more than ten auditory witnesses.
Hala birkaç tane kaldı.We still have a few left.
Bunlardan üç tanesi benim.Three of these are mine.
Kaç tane tur attın?How many laps did you swim?
Sana bir tane daha göstereceğim.I'll show you another one.
Senin de bir taneye ihtiyacın olacak, değil mi?You're going to need one, too, aren't you?
Geçen hafta kaç tane sandviç yedin?How many sandwiches did you eat last week?
İnsanın yılda ortalama kaç tane muz yediğini düşünüyorsun?How many bananas do you think the average person eats in a year?
Kendime bir sandviç yapıyorum. Sen de bir tane ister misin?I'm making myself a sandwich. Do you want one, too?
Kendime bir sandviç yapıyorum. Senim için de bir tane yapmamı ister misin?I'm making myself a sandwich. Would you like me to make one for you, too?
Yatak odanda kaç tane pencere var?How many windows are in your bedroom?
Geçen yıl kaç tane kitap okudun?How many books did you read last year?
Geçen sene yaklaşık kaç tane kitap okudun?About how many books did you read last year?
Yaklaşık kaç tane pulun var?About how many stamps do you have?
Bir tane daha ister misin?Do you want another one?
Sadece bir tane elma gördüm.I only saw one apple.
Tom'un kaç tane karısı vardı?How many wives has Tom had?
Pek az kişinin iki tane arabası vardır.Only a few people have two cars.
Bakılacak üç tane çocuğum var.I have three children to support.
İki tane bilgisayarı var.He has two computers.
Bugün üç tane imtihana girdim.I had three exams today.
Şemsiyemi kaybettim. Yeni bir tane almam gerekiyor.I've lost my umbrella. I have to buy a new one.
Bu meyveler kiloyla mı, taneyle mi satılıyor?Are those fruits sold by weight or by the piece?
Bana birkaç tane Berberice sözcük öğret.Teach me a couple of Berber words.
Ben kendim birkaç tane Berberice sözcük biliyorum.I know a couple of Berber words myself.
Bizde bunlardan otuz tane var.We have thirty of those.
Bu fabrikada kaç tane kadın çalışıyor?How many women work in this factory?
Bu kampüste kaç tane kafeterya var?How many cafeterias are on this campus?
Yorgun görünüyorsun bir tanem.You look tired, my dear.
Elmayı sever ve haftada üç dört tane yer.He likes apples and eats three or four a week.
Hititler, Anadolu'da yaşamış eski çağ uygarlıklarından bir tanesidir.The Hittites are one of the civilizations of the ancient era that lived in Anatolia.
Bu kitaptan üç tane almak istiyorum.I'd like to get three copies of this book.
Tom'a üç tane kâğıt 1 dolar verdim.I gave Tom three one-dollar bills.
Günde bir tane elma yemeye çalışıyorum.I try to eat an apple a day.
Gözüme kum tanesi kaçtı.A grain of sand has fallen into my eye.
Sana kaç tane lazım, deyiver hele.Just let me know how many you need.
Tom'a bir tane alalım.Let's buy Tom one.
Kaç tane hizmetçiniz var?How many servants do you have?
Bugün bunlardan kaç tane sattın?How many of these have you sold today?
Neden Tom'a bir tane almıyoruz?Why don't we buy Tom one?
Neden Tom için bir tane almıyoruz?Why don't we buy one for Tom?
Bu kadar çorabın içinde bir tanesinin de mi diğer teki olmaz yahu!All these socks, and not a single match?
Dışarıda seni bekleyen üç tane adam var.There are three men waiting outside for you.
Bunların bir tanesinin hakikaten önemi var mı ki?Does any of this really matter?
Bu eski dolap çok elektrik yakıyor, yeni bir tane almalıyız.This old fridge uses too much electricity. We should get ourselves a new one.
Ne olur ya, bir tane alabilir miyim?Pretty please, can I have one?
Kameranın flaşına iki tane pil gerekiyor.The camera's flash takes two batteries.
Hayır doğrusu – bizim tek bir iğnemiz var ama Allah, onun iki tane!”No indeed – we have only a single sting but God, He has two!'"
"200 albüm çıktı bir tane yaz şarkısı yok daha ortada"."200 albüm çıktı bir tane yaz şarkısı yok daha ortada".
Buna rağmen Rodwell, yaklaşık on tane çiftin el tutuşmalarını ikna etti.Rodwell, however, convinced about ten couples to hold hands.
İşte iki tane basit metin belgesi: (1) Can film seyretmeyi sever.Here are two simple text documents: (1) John likes to watch movies.
Rush'un üç tane çırağı ve kız kardeşi öldü; evden ayrılmak için çok hastaydı.Three of Rush's apprentices and his sister died; he was too sick to leave his house.
Giles ise, "Cleveland'da bir tane daha var," der.Giles responds, "There is another one in Cleveland.
Bu dava, Kanada'da evlenen beş tane İsrailli erkek çift tarafından açıldı.The case was filed by five male Israeli couples married in Canada.
Bu parçalardan on beş tanesini Madonna'ya gönderdiler.They sent fifteen of those tracks to Madonna.
Gemilerin yalnızca bir tane dümeni bulunuyordu.The ships each had a single rudder.

İlgili Sayfalar