Kaç tane yakın arkadaşın var?How many close friends do you have?
Kaç tane sandviç kaldı?How many sandwiches are there left?
Kaç tane kitabın var?How many books do you have?
Bir tanesine sahip misin?Do you have one?
Şehrinizde kaç tane okul var?How many schools are there in your city?
Bir banka arıyorum. Buraya yakın bir tane var mı?I'm looking for a bank. Is there one near here?
Bir tane külçe altın çalmıştık.We had a bar of gold stolen.
Masanın üstünde kaç tane dolma kalem var?How many pens are there on the desk?
Bir çantaya ihtiyacım var. Bir tane ödünç verir misin?I need a bag. Will you lend me one?
Kaç tane resim satın aldın?How many pictures did you buy?
Bizim sınıfımız 50 tane oğlandan oluşur.Our class consists of fifty boys.
Kaç tane çantan var?How many bags do you have?
Kato'nun sınıfı kırk tane oğlan ve kızdan oluşur.Kato's class consists of forty boys and girls.
Kaç tane çocuğun var?How many children do you have?
Konferansa kaç tane mühendis katıldı?How many engineers took part in the conference?
Kaç tane dil konuşabilirsin?How many languages can you speak?
İngilizce günümüz dünyasındaki 2700 dilden sadece bir tanesidir.English is just one of over 2,700 languages in the world today.
Kaç tane İngilizce sözcük biliyorsun?How many English words do you know?
Lütfen bir tane deneyin.Please try one.
Ben dışarıya bir seferde kaç tane kitap alabilirim?How many books can I take out at one time?
Bir görgü tanığı, on tane kulak misafirinden daha iyidir.One eyewitness is better than ten earwitnesses.
Eğer istersen sana bir tane ödünç veririm.I'll lend you one if you like.
Bana daha iyi bir tane göster.Show me a better one.
İlginç kitapların varsa, bana birkaç tane ödünç ver.If you have any interesting books, lend me some.
Bir kurşun kalem istiyorsan, sana bir tane ödünç veririm.If you want a pencil, I'll lend you one.
Biraz daha büyük olan başka bir tane yok mu?Don't you have another one that's a little larger?
Lütfen bir tane daha al.Please take another one.
Lütfen bana başka bir tane daha gösterin.Please show me another one.
Başka bir tane deneyin.Try on another one.
İki tane alırsam fiyatı indirir misin?Could you knock down the price if I buy two?
Garson, üç tane kahve lütfen.Waiter, three coffees, please.
Bir kaleme ihtiyacınız varsa, size bir tane ödünç veririm.If you need a pen, I'll lend you one.
Eğer bir kalem istiyorsan, sana bir tane ödünç verebilirim.If you want a pen, I will lend you one.
Bir tane çatal eksik.There is a fork missing.
Pasaportumu kaybettim. Yeni bir tane almak zorunda kalacağım.I lost my passport. I'll have to get a new one.
Ben bir tane daha havlu getireceğim.I'll bring one more towel.
Evet, iki tane.Yes, two.
Peçeteleri katla ve her tabağın yanına bir tane koy.Fold the napkins and put one by each plate.
Kaç tane mutsuz evliliğin olması şaşırtıcıdır.It is surprising how many unhappy marriages there are.
Tom şapkasını kaybetti, ve yeni bir tane almak zorunda olduğunu hissetti.Tom lost his cap, and he felt that he had to buy a new one.
Bu arada, kaç taneniz günlük tutuyor?By the way, how many of you are keeping a diary?
Bu arada, kaç tane çocuk gidiyor?By the way, how many kids are going?
Biz gitmeden önce niçin bir tane almadın?Why didn't you get one before we left?
Bir televizyon seti istiyorum, ama bir tane satın almaya param yetmez.I want a television set, but I can't afford to buy one.
Masanın üstünde kaç tane kitap var?How many books are there on the table?
Benim için de bir tane satın alabilir misin?Can you buy one for me as well?
Onu tamir edemezsin. Yeni bir tane almalısın.You can't fix it. You should buy a new one.
Odada 2 tane pencere var.The room has two windows.
İki erkek kardeş iki bezelye tanesi kadar benzer.The two brothers are as like as two peas.
Soyguncu on tane polis tarafından kuşatılmış durumdaydı.The robber stood surrounded by ten policemen.
Okul dört tane bilgisayarlarla donatıldı.The school is equipped with four computers.
O şirket kaç tane araba satın aldı.How many cars has that company bought?
Partide beş tane Rus var.There are five Russians among the party.
Yarışta elli tane katılımcı vardı.There were fifty entries for the race.
Otobüste elli tane yolcu vardı.There were fifty passengers on board the bus.
Benim için bir tane ısmarlar mısın?Can you order one for me?
Üç tane tarçınlı çörek alabilir miyim?Could I have three cinnamon donuts?
Bunların arasından bir tane seçin.Choose one from among these.
Bu torbalar çok ağır, bu nedenle bir seferde bir tane torba taşı.These bags are very heavy, so carry one bag at a time.
Bu kekler iyi. Bir tane deneyin.These cakes are good. Please try one.