tanımlama ile cümle
tanımlama kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Elbette, bir kurgu yazarken, gerçek insanları tanımlamazsınız, karakterleri uydurursunuz.وبطبيعة الحال، عندما تقوم بكتابة خيالا، فإنك لا تصف أناسا حقيقيين، أنت تختلق شخصيات.
Elbette, bir kurgu yazarken, gerçek insanları tanımlamazsınız, karakterleri uydurursunuz.登場人物を作るのです でも 耳に挟んだ会話がヒントを 与えてくれることもあります
EMCDDA, Avrupa’da tedaviyi tanımlamak için iki tür bilgi toplamaktadır.Die EBDD erhebt zwei Arten von Informationen, um die Behandlung in Europa darzustellen.
EMCDDA, Avrupa’da tedaviyi tanımlamak için iki tür bilgi toplamaktadır.El OEDT recopila dos tipos de datos para describir el tratamiento en Europa.
EMCDDA, Avrupa’da tedaviyi tanımlamak için iki tür bilgi toplamaktadır.EMCDDA kerää kahdentyyppisiä tietoja hoitopalvelujen kuvaamiseksi EU:ssa.
EMCDDA, Avrupa’da tedaviyi tanımlamak için iki tür bilgi toplamaktadır.EONN indsamler to typer information til at beskrive behandlingen i Europa.
EMCDDA, Avrupa’da tedaviyi tanımlamak için iki tür bilgi toplamaktadır.Het EWDD verzamelt twee soorten informatie om behandelingen in Europa mee te beschrijven.
EMCDDA, Avrupa’da tedaviyi tanımlamak için iki tür bilgi toplamaktadır.OEDT colecteaz≤ dou≤ tipuri de informa†ii pentru a descrie tratamentul în Europa.
EMCDDA, Avrupa’da tedaviyi tanımlamak için iki tür bilgi toplamaktadır.O OEDT reúne dois tipos de informações para descrever o tratamento na Europa.
EMCDDA, Avrupa’da tedaviyi tanımlamak için iki tür bilgi toplamaktadır.Pro popis léčby v Evropě EMCDDA shromažďuje dva druhy informací.
EMCDDA, Avrupa’da tedaviyi tanımlamak için iki tür bilgi toplamaktadır.Το ΕΚΠΝΤ συλλέγει δύο είδη piληροφοριών piου αpiοτυpiώνουν την κατάσταση της θεραpiείας στην Ευρώpiη.
En son öğretiler, ilk kez, bize başarılı ailelerin sahip olduğu yapı bloklarını tanımlamamıza izin verdi.A mostani ösztöndíjak, először az életben, lehetővé tették, hogy azonosítsuk a sikeres családok építőköveit.
En son öğretiler, ilk kez, bize başarılı ailelerin sahip olduğu yapı bloklarını tanımlamamıza izin verdi.Die neueste Wissenschaft hat erstmalig die Bausteine glücklicher Familien identifiziert.
En son öğretiler, ilk kez, bize başarılı ailelerin sahip olduğu yapı bloklarını tanımlamamıza izin verdi.최근 한 연구비 덕분에 처음으로 성공적인 가정이 가진 성공 요인이 무엇인지 밝혀낼 수 있었습니다.
En son öğretiler, ilk kez, bize başarılı ailelerin sahip olduğu yapı bloklarını tanımlamamıza izin verdi.Những hiểu biết gần đây cho phép chúng ta, lần đầu tiên, xác định các phiến đá xây nên một gia đình hạnh phúc.
En son öğretiler, ilk kez, bize başarılı ailelerin sahip olduğu yapı bloklarını tanımlamamıza izin verdi.Ми нещодавно отримали ґрант, який дав нам змогу уперше визначити елементи, з яких складається щаслива сім'я.
En son öğretiler, ilk kez, bize başarılı ailelerin sahip olduğu yapı bloklarını tanımlamamıza izin verdi.Недавние исследования впервые позволили нам определить кирпичики, из которых состоят успешные семьи.
En son öğretiler, ilk kez, bize başarılı ailelerin sahip olduğu yapı bloklarını tanımlamamıza izin verdi.Последните проучвания ни позволиха, за първи път, да идентифицираме градивните блокове на успешните семейства.
En son öğretiler, ilk kez, bize başarılı ailelerin sahip olduğu yapı bloklarını tanımlamamıza izin verdi.מילגה שקיבלנו לאחרונה איפשרה לנו, לראשונה, לזהות את אבני הבנין שיש אצל משפחות מוצלחות.
En son öğretiler, ilk kez, bize başarılı ailelerin sahip olduğu yapı bloklarını tanımlamamıza izin verdi.المنح الدراسية الأخيرة قد سمحت لنا، للمرة الأولى، بتحديد أسس البناء التي تمتلكها الأسر الناجحة.
En son öğretiler, ilk kez, bize başarılı ailelerin sahip olduğu yapı bloklarını tanımlamamıza izin verdi.成功している家庭が持つ要素が 明らかになってきました 成功している家庭が持つ要素が 明らかになってきました 今日ここで 3項目挙げました
Entropiyi maddenin durumunu tanımlamanın yolu olarak görebiliriz.A entropie je ještě větší zkratka.
Entropiyi maddenin durumunu tanımlamanın yolu olarak görebiliriz.Es decir, es casi como que podrias esperar a que todo el universo venga y vaya, y aun esto no suceda.
Entropiyi maddenin durumunu tanımlamanın yolu olarak görebiliriz.그리고 엔트로피는 가장 빠르게 사용할 수 있는 지름길인 것입니다
Entropiyi maddenin durumunu tanımlamanın yolu olarak görebiliriz.להסתכל על האנטרופיה כ"מטה-קיצור דרך".
Eşitlik Yasası, ayrımcılığın ne olduğunu tanımlamaktadır.Diskrimineringslagen definierar vad som är diskriminering.
Eşitlik Yasası, ayrımcılığın ne olduğunu tanımlamaktadır.La ley de no discriminación establece qué se considera discriminación.
Eşitlik Yasası, ayrımcılığın ne olduğunu tanımlamaktadır.La loi sur l'égalité définit la discrimination.
Eşitlik Yasası, ayrımcılığın ne olduğunu tanımlamaktadır.Yhdenvertaisuuslaki määrittelee, mikä on syrjintää.
Eşitlik Yasası, ayrımcılığın ne olduğunu tanımlamaktadır.Закон о равноправии дает определение дискриминации.
Eşitlik Yasası, ayrımcılığın ne olduğunu tanımlamaktadır.يعرّف قانون التكافؤ ما هو التمييز.
Eşitlik Yasası, ayrımcılığın ne olduğunu tanımlamaktadır.《平等待遇法》对歧视行为作出了明确的定义。
"Evet, bu müşteri segmentinin bir tanımı sayılırdı". Ancak bu segmentin kimlerden oluştuğunu tanımlamadılar."No tak, to była faktycznie definicja naszej grupy docelowej", ale nie opisali właściwie jaka to grupa.
Fakat bunların hepsi o asıl başarı tanımlamasının etrafında toplandı.Ale všetko sa to odvíjalo od pôvodnej definície úspechu.
Fakat bunların hepsi o asıl başarı tanımlamasının etrafında toplandı.Dar totul s-a învârtit în jurul acelei definiţii inţiale a succesului.
Fakat bunların hepsi o asıl başarı tanımlamasının etrafında toplandı.De mindig a siker eredeti meghatározása körül forgott minden.
Fakat bunların hepsi o asıl başarı tanımlamasının etrafında toplandı.Doch das alles drehte sich um meine ursprüngliche Definition von Erfolg.
Fakat bunların hepsi o asıl başarı tanımlamasının etrafında toplandı.Jednak wszystko to obracało się wokół tej pierwotnej definicji sukcesu.
Fakat bunların hepsi o asıl başarı tanımlamasının etrafında toplandı.하지만 그것은 모두 성공의 원래 정의의 주변에서순환하지요.
Fakat bunların hepsi o asıl başarı tanımlamasının etrafında toplandı.Mais tout tournait autour de cette définition initiale de la réussite.
Fakat bunların hepsi o asıl başarı tanımlamasının etrafında toplandı.Mas tudo girou à volta da definição original de sucesso.
Fakat bunların hepsi o asıl başarı tanımlamasının etrafında toplandı.Ma tutto girava intorno alla definizione originale di successo.
Fakat bunların hepsi o asıl başarı tanımlamasının etrafında toplandı.Men det drejede sig om den originale definition af succes.
Fakat bunların hepsi o asıl başarı tanımlamasının etrafında toplandı.Pero todo giraba en torno a esa definición original de éxito.
Fakat bunların hepsi o asıl başarı tanımlamasının etrafında toplandı.Tapi itu semua berkisar pada definisi awal dari kesuksesan.
Fakat bunların hepsi o asıl başarı tanımlamasının etrafında toplandı.Tất cả đều xoay quanh định nghiã thành công ban đầu.
Fakat bunların hepsi o asıl başarı tanımlamasının etrafında toplandı.Αλλά όλα περιστρέφονταν γύρω από τον αρχικό ορισμό της επιτυχίας.
Fakat bunların hepsi o asıl başarı tanımlamasının etrafında toplandı.Але все це обертається довкола початкового визначення успіху.
Fakat bunların hepsi o asıl başarı tanımlamasının etrafında toplandı.Но всё постоянно крутилось вокруг определения успеха.
Fakat bunların hepsi o asıl başarı tanımlamasının etrafında toplandı.Но всичко се въртеше около тази оригинална дефиниция за успех.
Fakat bunların hepsi o asıl başarı tanımlamasının etrafında toplandı.אבל הכל סבב סביב ההגדרה הראשונית של הצלחה.
Fakat bunların hepsi o asıl başarı tanımlamasının etrafında toplandı.لكنها جميعاً تدور حول التعريف الأصلي للنجاح.
Fakat bunların hepsi o asıl başarı tanımlamasının etrafında toplandı.随分前に ジョージ・モリアティという
Fakat ebeveynlerim benden kendimi tanımlamamı istemedi.Aber meine Eltern zwangen mich nicht, mich festzulegen.
Fakat ebeveynlerim benden kendimi tanımlamamı istemedi.Ale moi rodzice nie wymagali, żebym się określiła.
Fakat ebeveynlerim benden kendimi tanımlamamı istemedi.Ale moji rodiče po mně nechtěli, abych se definovala.
Fakat ebeveynlerim benden kendimi tanımlamamı istemedi.A moji starši niso zahtevali od mene, da se definiram.
Fakat ebeveynlerim benden kendimi tanımlamamı istemedi.Ba mẹ tôi không hề đòi hỏi tôi phải xác định mình là ai.
Fakat ebeveynlerim benden kendimi tanımlamamı istemedi.Dar părinții mei nu mi-au cerut să mă definesc.
Fakat ebeveynlerim benden kendimi tanımlamamı istemedi.De a szüleim sem kértek meg rá, hogy definiáljam magam.