Dün Christine'le tanıştım.I met Christine yesterday.
Onu tanıyorum, ama sen tanımazsın.I know him, but you don't.
Bir ağaç meyvelerinden tanınır.A tree is known by its fruits.
Onunla tanışmış olmak büyük bir onur.It is a great honor to become acquainted with her.
O, tanıdığım bir adama benziyor.He looks just like a guy I know.
O, tanıdığım bir adam gibi görünüyor.She looks just like a guy I know.
O sadece tanıdığım bir kıza benziyor.She looks just like a girl I know.
Ben bu filmlerden hoşlanan kimseyi tanımıyorum.I don't know anybody who likes these films.
Onu uzun zamandır tanıyorum.I've known him a long time.
Özgeçmiş yalnızca bir tanıtımdır.A resume is just an advertisement.
Onlar seni tanır mıydı?Would they recognize you?
Seni nasıl tanıyacağım?How will I recognize you?
Sanırım seni tanıyorum.I think I know you.
Seni görür görmez seni tanıdım.I recognized you as soon as I saw you.
Keşke seninle tanışmasaydım.I wish I'd never met you.
Bazı tanıklar olduğunu umuyorum.I hope there were some witnesses.
Karınla nerede tanıştın?Where did you meet your wife?
Birbirimizi oldukça iyi tanıyoruz.We know each other fairly well.
Bu gece partide birini tanıyıp tanımayacağından şüpheliyim.I doubt if you'll know anyone at the party tonight.
Bu geceki partide kimseyi tanıyacağını sanmıyorum.I doubt if you'll know anyone at the party tonight.
Gerçek şu ki ben bile Tom'la hiç tanışmadım.The truth is I've never even met Tom.
Boston'a hiç gitmediysen Tom'la tanışamazdın.If you had never gone to Boston, you wouldn't have met Tom.
Seni buraya Tom'la tanışmak için getirdim.I've brought you here to meet Tom.
Onu tanıyorum, TomI know that, Tom.
Orada herhangi birini tanıyıp tanımayacağınızdan şüpheliyim.I doubt if you'll know anyone there.
Orada kimseyi tanıyacağını sanmam.I doubt if you'll know anyone there.
Onlardan birini tanıyor muydun?Did you know any of them?
Tom onu yapmak isteyebilecek birini tanımadığını söyledi.Tom said he didn't know anyone who might want to do that.
Tom'a Alzheimer tanısı koyulduTom has been diagnosed with Alzheimer's.
Hiç kızıl saçlı birini tanıyor musun?Do you know any redheads?
Onlar hapishanede tanıştılar.They met in prison.
Tom ve John hapishanede tanıştılar.Tom and John met in prison.
Tom Jackson'ı şahsen tanıyorum.I know Tom Jackson personally.
Onları şahsen tanıyorum.I know them personally.
Siz ikiniz ne kadar süredir birbirinizi tanıyorsunuz?How long have you two known each other?
İlk tanıştığımız parka dönmek istiyorum.I want to go back to the park where we first met.
Peki, siz ikiniz ne zaman tanıştınız?So, when did you two meet?
Siz ikiniz ne zaman tanıştınız?When did you two meet?
Nerede tanışmak istiyorsunuz?Where do you want to meet?
Sen ve karın nasıl tanıştınız?How did you and your wife meet?
Beni gerçekten ne kadar iyi tanıdığını düşünüyorsun?How well do you think you really know me?
Beni gerçekten tanıdığını düşünüyor musun?Do you think you really know me?
Beni tanıdığını düşünüyor musun?Do you think you know me?
Beni nasıl tanıdın?How did you recognize me?
Belki beni tanıyacaklar.Maybe they'll recognize me.
Tom Mary'yi tanıyor gibi görünüyordu.Tom seemed to know Mary.
Tom'u hemen tanıdım.I recognized Tom immediately.
Buradaki herkesi tanıdığımı düşünüyorum.I think I know everyone here.
Burada birini tanıdığımı sanmıyorum.I don't think I know anyone here.
Burada benimle tanışmayı kabul ettiğin için teşekkür ederim.Thank you for agreeing to meet me here.
Tom yardım edebilecek birini tanımıyordu.Tom didn't know anyone who could help.
Tom helikopter uçurabilecek birini tanımadığını söyledi.Tom said he didn't know anyone who could fly a helicopter.
O adamı tanıyorum.I recognize that guy.
Damadı tanıyor musun?Do you know the groom?
Bir kızla tanıştım.I met a girl.
Seni nereden tanıyorum?Where do I know you from?
Ben arkadaşlarımı tanıdım.I recognized my friends.
Fransızca konuşabilen birini tanıdığımı sanmıyorum.I don't think I know anyone who can speak French.
Tom Fransızca konuşabilen birini tanımıyordu.Tom didn't know anyone who could speak French.
Tom Fransızca konuşabilen birini tanımadığını söyledi.Tom said he didn't know anyone who could speak French.