tanışma ile cümle

tanışma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Tom'la tanışmak benim için oldukça büyük bir deneyimdi.Meeting Tom was quite an experience for me.
Ben onun babasıyla tanışmak istiyorum.I'd like to meet his father.
Onun babasıyla tanışmak istiyorum.I'd like to meet her father.
Tom Mary'nin evinde onunla tanışmanı istiyor.Tom wants you to meet him at Mary's.
Kadınlarla tanışmaya başlaman gerek.You need to start meeting women.
Tom seninle tanışmayı çok istiyor.Tom very much wants to meet you.
Tom bizimle tanışmayı kabul etti.Tom has agreed to meet with us.
Tom'un kız kardeşi ile tanışmanı istiyorum.I'd like to meet Tom's sister.
Tom ve Mary hiç tanışmadı.Tom and Mary have never met.
Tanışmadığımızdan emin misin?Are you sure we haven't met?
Tom'un eşi ile hiç tanışmadım.I've never met Tom's wife.
Tom'la tanışmamız gerekiyor.We need to meet with Tom.
Tom seninle tanışmak istedi.Tom wanted to meet you.
Tom sizinle tanışmak istedi.Tom wanted to meet you.
Tom kimseyle tanışmadı.Tom didn't meet anyone.
Tom benimle tanışmak istedi.Tom wanted to meet me.
Ben beğenmediğim bir Kanadalı ile hiç tanışmadım.I've never met a Canadian I didn't like.
Onunla orada tanışmadın mı?Didn't you meet her there?
Sizinle tanışmak bir ayrıcalık.It's a privilege to meet you.
Biz aslında hiç tanışmadık.We never actually met.
Sonunda sizinle tanışmak büyük bir onur.It's a great honor to finally meet you.
Ben onunla tanışmak için istekli değilim.I'm not eager to meet him.
En büyük arzum biyolojik babamla tanışmaktı.My greatest desire was to meet my biological father.
Senin gibi biriyle hiç tanışmadım.I've never met anybody like you.
Seninle tanışmak harikaydı.It was marvellous to meet you.
Tom seninle tanışmak için endişeliydi.Tom was anxious to meet you.
Arkadaşım Tom'la tanışmanı istiyorum.I want you to meet my friend, Tom.
Bu adamla tanışmayı umuyorum.I hope to meet this man.
Ben uzun bir süredir sizinle tanışmak istiyordum.I've wanted to meet you for a long time.
Tom Mary ile tanışmadan önce kızlara karşı oldukça çaylaktı.Tom was quite inexperienced with girls before he met Mary.
En kısa zamanda Tom'la tanışmak istiyorum.I want to meet Tom as soon as possible.
Tom'la tanışmalısın.You should meet Tom.
Tom'la tanışmalısınız.You should meet Tom.
Tom ile tanışmalısın.You should meet Tom.
Tom ile tanışmalısınız.You should meet Tom.
Tom henüz Mary'nin ebeveynleri ile tanışmadı.Tom hasn't met Mary's parents yet.
Biz hiç tanışmadık.We never met.
Tom seninle tanışmak istediğini söylüyor.Tom says he wants to meet you.
O, seninle tanışmayı umut ederek geldi.He came hoping to meet you.
Tom ve Mary birbirleriyle ilk tanışmalarından sadece üç ay sonra evlendi.Tom and Mary got married just three months after they first met each other.
İlk tanışmamız böyle olmuştu.That's how we first met.
Seninle tanışmak istiyorum.I'd love to meet you.
Tom henüz Mary ile tanışmadı.Tom hasn't met Mary yet.
Tom'la tanışmamız son derece önemli.It's extremely important that we meet with Tom.
Tom'la tanışmak için sabırsızlanıyorum.I can't wait to meet Tom.
Bu ben Tom'la tanışmadan önce oldu.It happened before I met Tom.
Tom'un Boston'da yaşadığı aile ile henüz tanışmadım.I haven't yet met the family Tom lived with in Boston.
Ebeveynlerinle tanışmayı dört gözle bekliyorum.I'm looking forward to meeting your parents.
Tom bana seninle hiç tanışmadığını söyledi.Tom told me he's never met you.
Tom Mary'ye John'la hiç tanışmadığını söyledi.Tom told Mary he'd never met John.
Bu, Tom'un onunla tanışmamızı söylediği yer.This is where Tom told us to meet him.
Mary ile tanışmak istiyorum.I want to meet Mary.
Avustralyalı tarihi hakkında Tom'un bildiği kadar çok bilen biriyle asla tanışmadım.I've never met anyone who knows as much about Australian history as Tom does.
O, insanlarla tanışmak için oraya gider.He goes there to meet people.
Sen asla Mary'den daha nazik, daha sevgi dolu bir kişiyle tanışmayacaksın.You'd never meet a kinder, more loving person than Mary.
Tom Mary ile tanışmadan çok içerdi.Tom used to drink a lot before he met Mary.
Seninle tanışmak için uzun bir zaman bekledik.We've waited a long time to meet you.
Birbirimizle tanışmadık.We're not acquainted with each other.
Tom'la tanışmak için can atıyoruz.We're dying to meet Tom.
Başka kiminle tanışmak istersin?Who else would you like to meet?

İlgili Sayfalar