Ana içeriğe geç
Sözlük

tampon ile cümle

tampon kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Tampon çıtaları ovalleştirilmiştir, ön panjurlar farların çizgisine uyarlanmıştır.Передние уроневралии расширены, перекрывают боковые поверхности предхвостовых позвонков.
Bu probiyotik tamponların kullanımının etkinliği belirlenmemiştir.Эффект от применения данного заклинания не описан.
Asetik asit gıda sanayisinden tampon özelliğinden dolayı E260 adıyla bir katkı maddesi olarak kullanılır.ويستخدم حمض الخل في صناعة الأغذية تحت رمز المواد المضافة إلى الأغذية E260 بوصفه منظم حموضة.
Menstrual bardaklar ayrıca ped ve tamponlardan daha pratik ve çevre dostu olarak tanıtılmaktadır.كذلك يتم الترويج لكؤوس الحيض بإعتبارها أكثر عملية وصديقة للبيئة من السدادات والفوط.
Koruma alanı, 6 km2 korunan alan ve 5.4 km2'lik bir tampon bölgeyi kapsamaktadır.A reserva tem uma área de 6 km² de área protegida e uma zona tampão de 5.4 km².
Perikardiyal efüzyon; kardiyak tamponada yol açabilir.Comuns: Euforia pode conduzir à dependência.
Buffer solution Good'un tamponlarıBoutersem Vertrijk Belgische N-wegen
Bu dönemde 911S modellerine ön tampon altı spoyleri eklendi.Idag sitter det 136 högtalarelement i salongen.
Campanyalara araba tamponu ve t-shirt’leri dahil oldu.Kampanjerna mot beslutet innehöll bland annat spridning av bildekaler och T-shirtar.
Bir yenileme 2000 yeni tamponlar ve lambaları bir yenilenir iç ile verildi.Контракт на 2000 фургонів з 300-кубовим мотором і електромагнітною преселективною трансмісією був отриманий.
Tampon çıtaları ovalleştirilmiştir, ön panjurlar farların çizgisine uyarlanmıştır.Передні уроневралії розширені, перекривають бокові поверхні передхвостових хребців.
Çift tıklama ile) Metni Find tamponuna ⌘E ile koyun.Daným bodem veďte rovnoběžku s danou úsečkou.
Tampon ve sürücü katı.Šofar a troubení na něj.
UPS şebeke konumunda çalışırken aküler tampon şarjda kalır.Při sázení stromů dodržet spon.
Orta Çağ kenti 75 hektarlık bir alana ve 200 hektarlık bir tampon bölgeye sahiptir. ^Orașul medieval are o suprafață de 75 ha și o zonă tampon de 200 ha.
Aynı zamanda tampon bölge olarak ulusal ve yerel kanunlarla korunmaktadır.În Canada, adopția este controlată de legislația provincială sau teritorială.
Koruma alanı, 6 km2 korunan alan ve 5.4 km2'lik bir tampon bölgeyi kapsamaktadır.Rezervația cuprinde 6 km² de arie protejată și o zonă-tampon de 5,4 km².
Aynı zamanda tampon bölge olarak ulusal ve yerel kanunlarla korunmaktadır.Elterjedési területének legnagyobb részén nemzeti vagy helyi törvények védik.
Kanama tampon yaparak durdurulmalıdır, yara su ve sabunla temizlendikten sonra sarılmalıdır.Bőrre jutáskor azonnal le kell törölni, majd vízzel és szappannal lemosni.
Bikarbonat, pH tampon sisteminde hayatî derecede önemli biyokimyasal işleve sahiptir.Bikarbonaatilla on tärkeä tehtävä pH:n puskuroinnissa.
Buffer solution Good'un tamponlarıIsoisänsilta Trimble Solutions Oy.
Polonya'nın, Sovyetler'le Almanya arasında tampon olarak kullanılmasının daha uygun olacağını düşünüyordu.Το Πολωνικό ζήτημα φαινόταν να είναι το καλύτερο όπλο για συμβιβασμό με την Γερμανία.
Çarpışmadan 26 milisaniye sonra ön tamponlar araca gömülür.Efter 26 kampe brydes ligaen op.
Buna ilaveten kapı kolları ve tampon süslemeleri krom yerine siyah oldu.Blant annet forsvant kartlommene og bakspeilene ble svarte i stedet for forkrommede.
Bazı ülkeler tamponları tıbbi cihazlar olarak düzenler.Beberapa negara menetapkan tampon sebagai perangkat medis.
Romalı kadınlar yün tamponlar kullandılar.Wanita Romawi menggunakan tampon wol.
Earle Haas, ilk modern tampon olan Tampax'ı tüplü bir tüp aplikatörü ile patentlemiştir.Drs. Earle Haas mematenkan tampon modern pertama, Tampax, dengan desain tabung di dalam aplikator tabung.
Tampon uygulayıcıları plastik veya mukavvadan yapılabilir ve bir şırıngaya tasarım bakımından benzerdir.Aplikator tampon dapat terbuat dari plastik atau karton, dan desainnya menyerupai jarum suntik.
Ön tampon, koltuklar ve ön sürücü kokpitinde değişiklikler yapılmıştır.Có thay đổi về nắp buồng lái và ghế phóng.
Çarpışmadan 26 milisaniye sonra ön tamponlar araca gömülür.それまで開幕以来26打席連続無安打。
DNA izolasyonu sırasında tampon çözelti olarak da kullanılmaktadır.またDNAのエタノール沈殿にも使われる。
Bu makyaj yılında aracın dışında gövde rengi ayna ve tampon şeritleri bulunmaktadır.このメイクは当日、行列本体以外の観光客にも狐のメイクが施される。
Çift tıklama ile) Metni Find tamponuna ⌘E ile koyun.截形尾略帶雙凹形尾。
Tampax Procter & Gamble şirketine ait tamponlar üreten markadır.이에 그들은 프록터 & 갬블(Procter & Gamble)이라는 회사를 창립하였다.
Buffer solution Good'un tamponları플레브스 노부스 호모 옵티마테스
Bikarbonat, pH tampon sisteminde hayatî derecede önemli biyokimyasal işleve sahiptir.탄산수소 이온은 pH 완충계에서 중요한 생화학적 역할을 담당한다.
Boyalı tampon ve panjurlara sahipti, ancak ön cam yıkama mekanizması yoktu.לא היו לו שיניים או לסתות אך היה לו פתח פה דמוי שפתיים.
Ayrıca ön ve arka tampon da yeniden tasarlandı.Дизайнът на предницата и задницата също е преработен.
Bir tampon ile karşılaştırıldığında, adet fincan vajinal kanala daha aşağı yerleştirilmelidir.В сравнение с тампона, менструалната чаша трябва да се постави по-ниско във вагиналния канал.
Menstrual bardaklar ayrıca ped ve tamponlardan daha pratik ve çevre dostu olarak tanıtılmaktadır.Менструалните чаши се рекламират като по-практичният и екологичен вариант.
Fizyolojik durumdayken, arteryo-venöz kanallar ve bağ dokudan oluşan bir tampon görevi görürler.U njihovom fiziološkom stanju, služe kao jastučići napravljeni od arterio-venskih kanala i vezivnog tkiva.
Bu dönemde 911S modellerine ön tampon altı spoyleri eklendi.Spolu v sezóne získali 119 bodov, čo je úctyhodné.
Tampon ve sürücü katı.Posmievačik, poludník aj pohonič.
Romalı kadınlar yün tamponlar kullandılar.Rimske legije so uporabljale mobilne peči.
Bikarbonat, pH tampon sisteminde hayatî derecede önemli biyokimyasal işleve sahiptir.Bikarbonat ima ključno biokemijsko vlogo pri fiziološkem pH pufrskem sistemu.
Orta Çağ'da Tiraspol, Moldovlar ile Tatarlar arasında tampon bölge olmuştur.Viduramžiais šios apylinkės buvo tarpinė (buferinė) zona tarp totorių ir moldavų.
Arabanın tamponu boğazıma çarptı ve boğazımı kesti.A lökhárító nyomása széthasította a nyakamat.
Arabanın tamponu boğazıma çarptı ve boğazımı kesti.Bara maşinii m-a lovit în gât, despicându-l.
Arabanın tamponu boğazıma çarptı ve boğazımı kesti.Bemper mobil itu mengenai tenggorokan saya dan menyayatnya.
Arabanın tamponu boğazıma çarptı ve boğazımı kesti.Bilens kofanger ramte mit hals, skar den op.
Arabanın tamponu boğazıma çarptı ve boğazımı kesti.Cái giảm xóc của chiếc xe đập vào cổ họng của tôi, và cứa banh nó.
Arabanın tamponu boğazıma çarptı ve boğazımı kesti.De bumper van de auto raakte mijn keel, sneed deze open.
Arabanın tamponu boğazıma çarptı ve boğazımı kesti.Die Stossstange des Wagens traf meine Kehle und schlitzte sie auf.
Arabanın tamponu boğazıma çarptı ve boğazımı kesti.El parachoques golpeó mi garganta y la abrió en dos.
Arabanın tamponu boğazıma çarptı ve boğazımı kesti.Il paraurti della vettura mi colpì alla gola, aprendola in due.
Arabanın tamponu boğazıma çarptı ve boğazımı kesti.그 차 범퍼가 제 목을 쳐서, 제 목을 갈라 벌어지게 했습니다.
Arabanın tamponu boğazıma çarptı ve boğazımı kesti.Le pare-choc de la voiture a heurté ma gorge, et l'a ouverte en deux.
Arabanın tamponu boğazıma çarptı ve boğazımı kesti.Náraznik auta narazil do môjho hrdla, a otvoril ho dokorán.
Arabanın tamponu boğazıma çarptı ve boğazımı kesti.O para-choques do carro bateu na minha garganta, e cortou-a ao meio.
Arabanın tamponu boğazıma çarptı ve boğazımı kesti.Zderzak trafił mnie w gardło, i rozciął je.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod