Tamamen uyanığım.I'm wide awake.
İnsanlar sana tamamen doğru olmayan birçok şey söyleyebilir.People tell you a lot of things that aren't quite true.
Tamamen boka batmışsın.You're full of shit.
O tamamen uyanık.He's wide awake.
O tamamen uyanıktı.He was wide awake.
O, tamamen uyanıktı.She was wide awake.
Haber tamamen kötü olamaz.The news can't all be bad.
Tom Mary'nin cuma gecesi gerçekten onunla çıktığına tamamen inanamıyor.Tom can't quite believe that Mary is really going on a date with him this Friday night.
Tamamen doğal.It's completely natural.
Tom'un tamamen doğru yaptığını düşünüyordum.I thought Tom did all right.
Ben Tom'un tamamen bir aptal olduğunu düşündüm.I thought Tom was a complete idiot.
Golf sahası tamamen ıssız, bir tek kişi yok!The golf course is completely deserted, there is not a single person!
Japonya tamamen okyanuslarla çevrili bir ülkedir.Japan is a country that is completely surrounded by oceans.
O tamamen boyayla kaplanmıştı.He was covered all over with paint.
Tamamen katılıyorum!My thoughts exactly!
Seni tamamen kendim için istiyorum.I want you all to myself.
Tom Mary'yi tamamen kendine saklamak istiyordu.Tom wanted to keep Mary all to himself.
Arkana bakma. Sen tamamen yalnız değilsin.Don't look back. You are never completely alone.
Tamamen mutluyum.I'm perfectly happy.
Burada tamamen mutluyum.I'm perfectly happy here.
Yalnız olmaktan tamamen mutluyum.I'm perfectly happy being alone.
Ben yalnız olmaktan tamamen mutluydum.I was perfectly happy being all alone.
Kendim olmaktan tamamen mutluydum.I was perfectly happy being by myself.
Burada tek başıma tamamen mutlu olacağım.I'll be perfectly happy here by myself.
Tom sözleşmeden tamamen memnun değildi.Tom wasn't completely happy with the agreement.
Tamamen suçlanacağım.I'm entirely to blame.
Sen tamamen sağlıklısın.You're completely healthy.
O tamamen deli.He's completely crazy.
Şunu kabul edelim ki bu cümle tamamen kötü.Let's face it: this sentence is simply bad.
Bankanın önündeki otopark tamamen dolu.The parking lot in front of the bank was completely full.
Bu öğrenci tamamen kontrolden çıkmış.This student is totally out-of-control.
Nedense, o tamamen dürüst olamadı.For some reason, he wasn't able to be completely honest.
O tamamen yanlış değil.That's not completely wrong.
O tamamen benim hatamdı.That was totally my fault.
Ben tamamen masumdum.I was completely innocent.
Tamamen kafam karıştı.I am all mixed up.
Benim cümbüşüm için tamamen hazırım.I’m totally prepared for my spree.
Ben tamamen şok oldum.I was totally shocked.
Yer tamamen ıssızdı.The place was totally deserted.
Tom tamamen yalnız.Tom is all alone.
Burada tamamen yalnızım.I'm all alone here.
Bu konuda tamamen yalnızım.I'm all alone on this.
Tom yine tamamen yalnız.Tom is all alone again.
Tom ve Mary artık tamamen yalnız.Tom and Mary are now completely alone.
Onun sözleri tamamen inandırıcı.His words are totally believable.
Sen tamamen delisin.You're completely crazy.
Sen tamamen çılgınsın.You're completely mad.
O tamamen delirdi.He's completely gone mad.
O tamamen çıldırdı mı?Is he completely gone mad?
Tamamen normal.It's completely normal.
Tamamen uyanığız.We're wide awake.
Tamamen güvenliyiz.We're perfectly safe.
Tamamen kaybettik.We're completely lost.
Tamamen kıpırdama.Hold perfectly still.
Tamamen katılmıyorum.I disagree completely.
Tamamen aynı fikirdeyim.I quite agree.
Tamamen katılıyorum.I totally agree.
Tamamen unuttum.I totally forgot.
Tamamen yalnızım.I'm all alone.
Tamamen bitirdim.I'm all done.