Lütfen Boston'da dikkatli ol, tamam mı?Please be careful in Boston, OK?
Sadece yaşadığım yerden bir blok ötede Boston'da tam burada yaşadığına inanamıyorum.I can't believe you live right here in Boston only a block from where I live.
Tamam, bunu deneyeceğim.OK, I'll give it a try.
Tamam, deneyeceğim.OK, I'll give it a shot.
Sadece bana bir tane ver, tamam mı?Just give me one, will you?
Sadece bana bir şans ver, tamam mı?Just give me a chance, OK?
Bana telefonu ver, tamam mı?Give me the phone, OK?
Bana bir dakika daha ver, tamam mı?Give me another minute, OK?
Bana bir dakika ver, tamam mı?Give me a minute, OK?
Tom Mary'ye bir tamam işareti verdi.Tom gave Mary the OK sign.
Tom'un en büyük oğlu, tam anlamıyla kendisine benziyor.Tom's oldest son looks just like him.
Tom henüz tamamen vazgeçmiş değil.Tom hasn't completely given up yet.
Lütfen Tom'a bir şans daha ver, tamam mı?Please give Tom another chance, OK?
Tom'a tamamlamak için yeterli zaman vermedin.You didn't give Tom enough time to finish.
Tom bana muhtemelen saatimi tamir eden bir adamın adını verdi.Tom gave me the name of a guy who can probably repair my watch.
Bana tam adınızı verebilir misiniz lütfen?Can you give me your full name, please?
Onu tam olarak Tom'un koymanı istediği yere koy.Put it exactly where Tom tells you to.
Tom hala tamamen ikna olmuyor.Tom still isn't totally convinced.
Tom yardım etmek istiyor ama nasıl yapacağından tam olarak emin değil.Tom wants to help, but isn't exactly sure how.
Arabamı tamir etmeme yardım ettiğin için teşekkürler.Thanks for helping me fix my car.
Onun tam bir sakalı var.He has a full beard.
Tom'un tam sakalı var.Tom has a full beard.
Mary, korkarim ki Tom sana karşı tamamen dürüst değildi.Mary, I'm afraid Tom hasn't been totally honest with you.
Tom, sana karşı tamamen dürüst değilim.Tom, I haven't been completely honest with you.
Onlar tam zıtlar.They're total opposites.
Bu sırrı saklamak zorundasın, tamam mı?You've got to keep this secret, OK?
Tamam, sır nedir?OK, what's the secret?
Bu sadece bizim küçük sırrımız olacak, tamam mı?It'll just be our little secret, OK?
O tam olarak bir sır değildi.It wasn't exactly a secret.
Birinci aşama tamamlandı.Phase one is complete.
Biz tamamen bir taneye sahibiz.We've all got one.
Tom'a ne söylediğini tamamen hatırlamanı istiyorum.I want you to remember exactly what you said to Tom.
O tam olarak doğru değil.That's not exactly true.
Tom'un yüzü tamamen morarmıştı.Tom's face was all black and blue.
Tamamen mutlu hissettim.I felt completely happy.
Tom, kes şunu, tamam mı?Tom, stop it, OK?
Tom bana olan borcunun tamamını ödedi.Tom paid me back all the money he owed me.
Tom arabayı tamir ediyor.Tom is fixing the car.
Tom Mary'nin kırık tabloyu tamir etmesine yardım etti.Tom helped Mary fix the broken table.
Tom tamamen tek başına kahvaltı yaptı.Tom had breakfast all by himself.
Tom otobüs durağına tam zamanında ulaştı.Tom got to the bus stop just in time.
Tom tam on sekiz yaşındayken evlendi.Tom got married when he was just eighteen years old.
Tom saatini tamir ettirdi.Tom got his watch fixed.
Tom kendini tamamen aşağılanmış hissetti.Tom felt utterly humiliated.
Tamam, dinleyin.OK, listen up.
Onu tamir ettirebilir miyiz?Can we get it fixed?
Bunu tamir edebilir miyiz?Can we fix it?
Onlara gerçeği söyleme, tamam mı?Don't tell them the truth, OK?
Tom ne demek istediğimi tam olarak bilir.Tom knows exactly what I mean.
Tom şeyin tamamı boyunca uyudu.Tom slept through the whole thing.
En kısa sürede onu tamamlamalıyım.I must complete it as soon as possible.
En kısa sürede onu tamamlamak zorundayım.I have to complete it as soon as possible.
En kısa sürede onu tamamlamam gerekiyor.I need to complete it as soon as possible.
Alışveriş konuşmayalım, tamam mı?Let's not talk shop, OK?
O, onların tamamen hakkında konuştukları şey.It's all they talk about.
Sadece hepimiz Tom'la konuşmaya gidelim, tamam mı?Let's just all go talk to Tom, OK?
Tom'un ne hakkında konuştuğunu tam olarak biliyorum.I know exactly what Tom is talking about.
Bu tam olarak Tom'un bahsettiği şey.That's exactly what Tom was talking about.
Tom tam konuşmak üzereyken ışıklar gitti.Just as Tom was about to speak, the lights went out.
Tamam Tom. Şu anda her şey yolunda.It's all right, Tom. Everything's all right now.