İnsan veya kişi değiller, ama kelimenin tam anlamıyla kişilikleri var.Ce ne sont pas des personnes, mais ils ont leurs personnalités dans chaque sens du mot.
İnsan veya kişi değiller, ama kelimenin tam anlamıyla kişilikleri var.Chúng không phải là con người, nhưng có tính cách con người theo đúng ý của từ này.
İnsan veya kişi değiller, ama kelimenin tam anlamıyla kişilikleri var.돌고래는 사람이 아니지만 모든 의미에서 인격을 갖고 있습니다.
İnsan veya kişi değiller, ama kelimenin tam anlamıyla kişilikleri var.Nie osoby, ale osobowości, w każdym rozumieniu tego słowa.
İnsan veya kişi değiller, ama kelimenin tam anlamıyla kişilikleri var.Non sono persone, ma sono personalità in tutti i sensi della parola.
İnsan veya kişi değiller, ama kelimenin tam anlamıyla kişilikleri var.No son personas, pero sí personalidades en todo el sentido de la palabra.
İnsan veya kişi değiller, ama kelimenin tam anlamıyla kişilikleri var.Nu sunt persoane, dar sunt personalități în adevăratul sens al cuvântului.
İnsan veya kişi değiller, ama kelimenin tam anlamıyla kişilikleri var.Sie sind keine Personen, sondern Persönlichkeiten, im wahrsten Sinne des Wortes.
İnsan veya kişi değiller, ama kelimenin tam anlamıyla kişilikleri var.Это не люди, но это личности в полном смысле слова.
İnsan veya kişi değiller, ama kelimenin tam anlamıyla kişilikleri var.הן אינן אנשים, אבל הן אישיויות בכל מובן המילה.
İnsan veya kişi değiller, ama kelimenin tam anlamıyla kişilikleri var.قد لا تكون أشخاص، لكنها تملك شخصيات بكل ما تحمله الكلمة من معنى.
İnsan veya kişi değiller, ama kelimenin tam anlamıyla kişilikleri var.個性と言っておきますが 本当に 異星生物のような動物です
İşte bu tablodaki favori bölümlerimden birisine gideceğim, ve tam anlamıyla çatlakları göreceğim.Dostávame sa k jednej z mojich obľúbených častí tejto maľby, k malým trhlinkám.
İşte bu tablodaki favori bölümlerimden birisine gideceğim, ve tam anlamıyla çatlakları göreceğim.Ich werde in einen meiner Lieblingsteile dieses Bildes zoomen, bis ich wirklich bei den Rissen bin.
İşte bu tablodaki favori bölümlerimden birisine gideceğim, ve tam anlamıyla çatlakları göreceğim.Ik ga naar één van mijn favoriete delen van dit schilderij. Ik ga echt tot aan de barsten.
İşte bu tablodaki favori bölümlerimden birisine gideceğim, ve tam anlamıyla çatlakları göreceğim.Irei até uma das minhas partes favoritas neste quadro, e vou mesmo até às rachas.
İşte bu tablodaki favori bölümlerimden birisine gideceğim, ve tam anlamıyla çatlakları göreceğim.Jag skall gå till en av mina favoritdelar på den här tavlan, och jag skall verkligen gå till sprickorna.
İşte bu tablodaki favori bölümlerimden birisine gideceğim, ve tam anlamıyla çatlakları göreceğim.제가 이 그림에서 제일 좋아하는 부분으로 이동할 것입니다. 균열이 보이는 부분까지 들어가보죠.
İşte bu tablodaki favori bölümlerimden birisine gideceğim, ve tam anlamıyla çatlakları göreceğim.Megkeresem az egyik kedvenc részemet a képen, és igazán belemegyek a repedésekbe.
İşte bu tablodaki favori bölümlerimden birisine gideceğim, ve tam anlamıyla çatlakları göreceğim.Ora raggiungo uno dei miei punti preferiti del quadro. E arriverò davvero alle crepe nella vernice.
İşte bu tablodaki favori bölümlerimden birisine gideceğim, ve tam anlamıyla çatlakları göreceğim.Pokazal vam bom enega meni najljubših delčkov te slike in ga približal do razpok v barvi.
İşte bu tablodaki favori bölümlerimden birisine gideceğim, ve tam anlamıyla çatlakları göreceğim.Pokażę wam moją ulubioną część obrazu. Zamierzam naprawdę wejść w pęknięcia.
İşte bu tablodaki favori bölümlerimden birisine gideceğim, ve tam anlamıyla çatlakları göreceğim.Saya akan menuju ke salah satu bagian favorit saya dalam lukisan ini. Saya akan melihat ke celah ini.
İşte bu tablodaki favori bölümlerimden birisine gideceğim, ve tam anlamıyla çatlakları göreceğim.Ukáži vám jednu z mých oblíbených částí malby. Zde můžu opravdu pozorovat jednotlivé praskliny.
İşte bu tablodaki favori bölümlerimden birisine gideceğim, ve tam anlamıyla çatlakları göreceğim.Và tôi đến một phần ưa thích của mình trong bức vẽ này, và tôi thực sự thấy được các vết rạn.
İşte bu tablodaki favori bölümlerimden birisine gideceğim, ve tam anlamıyla çatlakları göreceğim.Voi merge la una din părțile mele favorite ale acestei picturi. Pot ajunge până la crăpături.
İşte bu tablodaki favori bölümlerimden birisine gideceğim, ve tam anlamıyla çatlakları göreceğim.Voy a una de mis partes favoritas en este cuadro, Y realmente voy a llegar a las grietas.
İşte bu tablodaki favori bölümlerimden birisine gideceğim, ve tam anlamıyla çatlakları göreceğim.Θα πάω σε ένα από τα πιο αγαπήμένα μου κομμάτια αυτού του πίνακα. Και θα φτάσω μέχρι τις ρωγμές.
İşte bu tablodaki favori bölümlerimden birisine gideceğim, ve tam anlamıyla çatlakları göreceğim.Ще отида в една от любимите ми части в тази картина, и наистина ще стигна до пукнатините.
İşte bu tablodaki favori bölümlerimden birisine gideceğim, ve tam anlamıyla çatlakları göreceğim.Я перейду на мої улюблені частини малюнку, та я наближу до тріщин.
İşte bu tablodaki favori bölümlerimden birisine gideceğim, ve tam anlamıyla çatlakları göreceğim.Я увеличу мою любимую часть этой картины. И я дойду прямо до трещин.
İşte bu tablodaki favori bölümlerimden birisine gideceğim, ve tam anlamıyla çatlakları göreceğim.אני אכנס לאחד האזורים האהובים עלי בציור הזה, ואני באמת עומד להכנס לסדקים.
İşte bu tablodaki favori bölümlerimden birisine gideceğim, ve tam anlamıyla çatlakları göreceğim.أنا ذاهب إلى إحدى الأجزاء المفضلة لدي في اللوحة، وسأقوم فعلا بالوصول إلى الشقوق.
İşte bu tablodaki favori bölümlerimden birisine gideceğim, ve tam anlamıyla çatlakları göreceğim.ヒビ割れまで細かく 見ることができます これが『星月夜』です
Kalp durdu ve kişi öldü değil, tam anlamıyla sadece kalp yapması gerekeni yapamıyor demektir.Het betekent letterlijk dat het hart er niet in slaagt om te doen wat het moet doen.
Kalp durdu ve kişi öldü değil, tam anlamıyla sadece kalp yapması gerekeni yapamıyor demektir.심장이 멈추면 사람이 죽겠죠, 심부전은 글자 그대로 심장이 해야만 하는 일을 못하게 된다는 의미입니다. 즉 사람이 필요한 것을 충족시키지 못하는 것입니다.
Kalp durdu ve kişi öldü değil, tam anlamıyla sadece kalp yapması gerekeni yapamıyor demektir.Solamente significa que el corazón no está ejerciendo bien sus funciones para su dueño.
Kalp durdu ve kişi öldü değil, tam anlamıyla sadece kalp yapması gerekeni yapamıyor demektir.心不全は文字通り、本来の働きができない(fail)、 体にとって十分な働きができない、状態のことなんだ
Karanlık tarafa geçtim, ve tam anlamıyla kendimi şımarttım.Am mers către latura întunecată, și m-am îmbuibat.
Karanlık tarafa geçtim, ve tam anlamıyla kendimi şımarttım.Átléptem a sötét oldalra, és csak kényeztettem magam.
Karanlık tarafa geçtim, ve tam anlamıyla kendimi şımarttım.Ho abbracciato il mio lato oscuro, e mi sono lasciato andare.
Karanlık tarafa geçtim, ve tam anlamıyla kendimi şımarttım.Ich ging zur dunklen Seite und ließ es mir gut gehen.
Karanlık tarafa geçtim, ve tam anlamıyla kendimi şımarttım.Ik liep over naar de duistere kant, en ik liet me helemaal gaan.
Karanlık tarafa geçtim, ve tam anlamıyla kendimi şımarttım.Jag gick över till den mörka sidan och släppte på alla spärrar.
Karanlık tarafa geçtim, ve tam anlamıyla kendimi şımarttım.J'ai basculé du côté obscur, et je me suis juste éclaté.
Karanlık tarafa geçtim, ve tam anlamıyla kendimi şımarttım.나쁜 것들에 빠져 마음껏 채웠죠.
Karanlık tarafa geçtim, ve tam anlamıyla kendimi şımarttım.Pasé al lado oscuro y me dí todos los gustos.
Karanlık tarafa geçtim, ve tam anlamıyla kendimi şımarttım.Passei para o lado das trevas e satisfiz todos os meus desejos.
Karanlık tarafa geçtim, ve tam anlamıyla kendimi şımarttım.Prešiel som na temnú stranu, a doprial som si všetko.
Karanlık tarafa geçtim, ve tam anlamıyla kendimi şımarttım.Přestoupil jsem na temnou stranu, a jenom jsem si dopřával.
Karanlık tarafa geçtim, ve tam anlamıyla kendimi şımarttım.Przeszedłem na ciemną stronę, i po prostu folgowałem sobie.
Karanlık tarafa geçtim, ve tam anlamıyla kendimi şımarttım.Saya menuju ke sisi gelapnya dan memanjakan diri saya sendiri.
Karanlık tarafa geçtim, ve tam anlamıyla kendimi şımarttım.Šel sem na temno stran in enostavno užival.
Karanlık tarafa geçtim, ve tam anlamıyla kendimi şımarttım.Tôi đã vào "phía tối" và tôi đã nuông chiều bản thân mình.
Karanlık tarafa geçtim, ve tam anlamıyla kendimi şımarttım.Πήγα στη σκοτεινή μεριά, και μου έκανα όλα τα χατήρια.
Karanlık tarafa geçtim, ve tam anlamıyla kendimi şımarttım.Я впал в другую крайность и решил ни в чём себя не ограничивать.
Karanlık tarafa geçtim, ve tam anlamıyla kendimi şımarttım.Я перейшов на сторону зла. Ні в чому собі не відмовляв.
Karanlık tarafa geçtim, ve tam anlamıyla kendimi şımarttım.עברתי לצד האפל, ופשוט פינקתי את עצמי.
Karanlık tarafa geçtim, ve tam anlamıyla kendimi şımarttım.فانتقلت الى الجانب المظلم وقد اهملت نفسي تماما
Karanlık tarafa geçtim, ve tam anlamıyla kendimi şımarttım.放蕩にふけりました 映画カリギュラさながらでした