Dilsiz olmak gibi bir talihsizliğe sahip. Merhaba.Apakah kau tidak mengerti setiap bahasa Inggris?
Dilsiz olmak gibi bir talihsizliğe sahip. Merhaba.Czy ty nie rozumiesz dowolnego angielskiego?
Dilsiz olmak gibi bir talihsizliğe sahip. Merhaba.Er ist unglücklicherweise stumm.
Dilsiz olmak gibi bir talihsizliğe sahip. Merhaba.Etkö ymmärrä tahansa Englanti?
Dilsiz olmak gibi bir talihsizliğe sahip. Merhaba.Forstår du ikke nogen engelsk?
Dilsiz olmak gibi bir talihsizliğe sahip. Merhaba.Förstår du inte någon engelska?
Dilsiz olmak gibi bir talihsizliğe sahip. Merhaba.Không hiểu bất kỳ tiếng Anh?
Dilsiz olmak gibi bir talihsizliğe sahip. Merhaba.Lvanは、任意の言語を話すことはありません。
Dilsiz olmak gibi bir talihsizliğe sahip. Merhaba.Non capisci l'inglese?
Dilsiz olmak gibi bir talihsizliğe sahip. Merhaba.Vari nechápeš, anglicky?
Dilsiz olmak gibi bir talihsizliğe sahip. Merhaba.Δεν καταλαβαίνετε οποιαδήποτε αγγλικά;
Dilsiz olmak gibi bir talihsizliğe sahip. Merhaba.Невже ви не розумієте по-англійськи?
Dilsiz olmak gibi bir talihsizliğe sahip. Merhaba.Неужели вы не понимаете по-английски?
Dilsiz olmak gibi bir talihsizliğe sahip. Merhaba.لا تفهمون أي اللغة الإنجليزية؟
Dilsiz olmak gibi bir talihsizliğe sahip.Ő a szerencsétlenség lehet hülye.
Dilsiz olmak gibi bir talihsizliğe sahip.On je nesrečo biti neumen.
Dilsiz olmak gibi bir talihsizliğe sahip.Той има нещастието да бъде ням.
Ebe, bu üç kız kardeşin talihsiz bir günde doğduklarını ve bunun uğursuz olduğunu söylüyor.La levatrice annunciò che queste tre bimbe, nate in un giorno così infausto, erano tutte maledette.
Ebe, bu üç kız kardeşin talihsiz bir günde doğduklarını ve bunun uğursuz olduğunu söylüyor.La partera pregonó que estas tres bebés, nacidas en un día de fe, estaban todas embrujadas.
Ebe, bu üç kız kardeşin talihsiz bir günde doğduklarını ve bunun uğursuz olduğunu söylüyor.Moaşa a prezis că fetiţele născute într-o astfel de zi, erau blestemate.
Ebe, bu üç kız kardeşin talihsiz bir günde doğduklarını ve bunun uğursuz olduğunu söylüyor.Και η μαμή ανακοίνωσε πως αυτά τα τρία μωρά, γεννημένα μια τέτοια μοιραία μέρα, ήταν όλα καταραμένα.
Ebe, bu üç kız kardeşin talihsiz bir günde doğduklarını ve bunun uğursuz olduğunu söylüyor.И акушерка предрекла, что все дети, рождённые в такой суеверный день, подвержены порче.
Ebe, bu üç kız kardeşin talihsiz bir günde doğduklarını ve bunun uğursuz olduğunu söylüyor.והמיילדת הכריזה ששלושת התינוקות האלו, נולדו בכזה יום חדור אמונה, כולן מכושפות
Eğer bulduğumuz sayı çok büyük veya negatif olsaydı, çok talihsiz bir durum olurdu. -سيكون من المءسف لو كانت النقطة التي علينا ان نقص هذا السلك عبارة عن عدد اكبر، او من حسن حظنا انه لا يوجد لدينا
Filmde, kaza avukatlığı yapan çok talihsiz bir avukatı oynuyor.E nel film, recita
Filmde, kaza avukatlığı yapan çok talihsiz bir avukatı oynuyor.Et dans le film, il joue un avocat crève-la-faim, qui est devenu chasseur d'ambulances.
Filmde, kaza avukatlığı yapan çok talihsiz bir avukatı oynuyor.영화 안에서 그는 몰락한 변호사 역할입니다. 교통사고로 돈벌이하는 악랄한 변호사가 되죠.
Filmde, kaza avukatlığı yapan çok talihsiz bir avukatı oynuyor.Şi în film el joacă rolul unui avocat sărac, care devine un vânător de accidente, în speranță de clienți.
Filmde, kaza avukatlığı yapan çok talihsiz bir avukatı oynuyor.W tym filmie Newman gra adwokata w życiowym dołku, który zaczyna na siłę szukać wszędzie klientów.
Filmde, kaza avukatlığı yapan çok talihsiz bir avukatı oynuyor.Και στην ταινία υποδύεται έναν ξοφλημένο δικηγόρο που κατάντησε να διεκδικεί ιατρικές αποζημιώσεις.
Filmde, kaza avukatlığı yapan çok talihsiz bir avukatı oynuyor.Във филма той играе изпаднал адвокат, който е започнал да преследва линейки.
Filmde, kaza avukatlığı yapan çok talihsiz bir avukatı oynuyor.И в этой картине он играет разорившегося юриста, который стал адвокатом-стервятником.
Filmde, kaza avukatlığı yapan çok talihsiz bir avukatı oynuyor.ובסרט הזה הוא משחק עורך דין זרוק ושבור שמשתמש באירועים כמו תאונות כדי למצוא קליינטים
Filmde, kaza avukatlığı yapan çok talihsiz bir avukatı oynuyor.وفي الفيلم يلعب بول نيومان دور محامي معدم أصبح يبحث عن عملاء
Filmde, kaza avukatlığı yapan çok talihsiz bir avukatı oynuyor.落ちぶれた 悪徳弁護士を演じます 彼は 簡単に済みそうな
Kelime anlamıyla, talih tarafından kutsanmamış, talihsiz, şanssız kişi.Bogstavelig talt, en person som ikke var blevet velsignet af heldet.
Kelime anlamıyla, talih tarafından kutsanmamış, talihsiz, şanssız kişi.Chính xác hơn, một ai đó khi không được ban phát vận may, là một người không may.
Kelime anlamıyla, talih tarafından kutsanmamış, talihsiz, şanssız kişi.Dobesedno nekdo, ki ni bil blagoslovljen s srečo, nesrečnež.
Kelime anlamıyla, talih tarafından kutsanmamış, talihsiz, şanssız kişi.Doslova jako někoho, kdo neměl štěstí -- nešťastníka.
Kelime anlamıyla, talih tarafından kutsanmamış, talihsiz, şanssız kişi.Doslovne, niekto, komu štastie nedožičilo, nešťastník.
Kelime anlamıyla, talih tarafından kutsanmamış, talihsiz, şanssız kişi.Dosłownie, ktoś kto nie jest błogosławiony przez los, nieszczęśliwy
Kelime anlamıyla, talih tarafından kutsanmamış, talihsiz, şanssız kişi.Iemand die letterlijk niet door het fortuin was gezegend, een onfortuinlijke.
Kelime anlamıyla, talih tarafından kutsanmamış, talihsiz, şanssız kişi.În traducere literară, cineva care nu se bucură de norocul de a avea avere, un ghinionist.
Kelime anlamıyla, talih tarafından kutsanmamış, talihsiz, şanssız kişi.Kirjaimellisesti sellaiseksi, jota ei oltu siunattu hyvällä onnella.
Kelime anlamıyla, talih tarafından kutsanmamış, talihsiz, şanssız kişi.글자 그대로 행운의 축복을 받지 못한 불행한 사람이란 거죠.
Kelime anlamıyla, talih tarafından kutsanmamış, talihsiz, şanssız kişi.Letteramente, qualcuno che non era stato baciato dalla fortuna, uno sfortunato.
Kelime anlamıyla, talih tarafından kutsanmamış, talihsiz, şanssız kişi.Literalmente, alguém que não tinha sido abençoado pela fortuna.
Kelime anlamıyla, talih tarafından kutsanmamış, talihsiz, şanssız kişi.literalmente, alguien que no ha sido bendecido por la fortuna, desafortunado.
Kelime anlamıyla, talih tarafından kutsanmamış, talihsiz, şanssız kişi.Littéralement, quelqu'un qui n'a pas été béni par la chance, un malchanceux.
Kelime anlamıyla, talih tarafından kutsanmamış, talihsiz, şanssız kişi.Misslyckandet blir desto mer totalt. I medeltidens England-
Kelime anlamıyla, talih tarafından kutsanmamış, talihsiz, şanssız kişi.Secara harafiah, orang yang tidak dikaruniai keberuntungan, malang.
Kelime anlamıyla, talih tarafından kutsanmamış, talihsiz, şanssız kişi.Szó szerint, valaki, akinek nem volt szerencséje, egy szerencsétlen.
Kelime anlamıyla, talih tarafından kutsanmamış, talihsiz, şanssız kişi.Wörtlich, jemanden, dem das Glück, das Schicksal, nicht hold war: ein Un-Glücklicher.
Kelime anlamıyla, talih tarafından kutsanmamış, talihsiz, şanssız kişi.Κυριολεκτικά, ήταν κάποιος που δεν είχε την ευλογία της καλής μοίρας - ένας άτυχος.
Kelime anlamıyla, talih tarafından kutsanmamış, talihsiz, şanssız kişi.Буквално човек, който не е благословен с късмет, неудачник.
Kelime anlamıyla, talih tarafından kutsanmamış, talihsiz, şanssız kişi.Буквально, если ты не благословлен удачей, то ты — неудачник.
Kelime anlamıyla, talih tarafından kutsanmamış, talihsiz, şanssız kişi.Буквально - людина, яку не благословила доля, якій не щастить.
Kelime anlamıyla, talih tarafından kutsanmamış, talihsiz, şanssız kişi.באופן מילולי, מישהו שלא בורך על ידי הפורטונה, חסר מזל.
Kelime anlamıyla, talih tarafından kutsanmamış, talihsiz, şanssız kişi.حرفيا ،شخص لم ينعم عليه بالثروة , غير محظوظ.
Kelime anlamıyla, talih tarafından kutsanmamış, talihsiz, şanssız kişi.現代では 特に米国では