Bu bilgisayar da tahmin ve kontrol algoritmaları çalıştıran kuada talimatlar gönderir.Ez a laptop utasításokat küld a kvadnak, amelyen szintén futnak közelítő és szabályozó algoritmusok.
Bu bilgisayar da tahmin ve kontrol algoritmaları çalıştıran kuada talimatlar gönderir.쿼드에 차례로 명령을 보냅니다. 쿼드 또한 추정값과 제어 알고리즘을 계산하고 있죠
Bu bilgisayar da tahmin ve kontrol algoritmaları çalıştıran kuada talimatlar gönderir.la cual a su vez envía comandos al quad, que también ejecuta algoritmos de estimación y control.
Bu bilgisayar da tahmin ve kontrol algoritmaları çalıştıran kuada talimatlar gönderir.שבתורו שולח פקודות לכלי-הטיס, שאף הוא מריץ אלגוריתמי אומדן ובקרה.
Bu bilgisayar da tahmin ve kontrol algoritmaları çalıştıran kuada talimatlar gönderir.والتي بدورها ترسل الأوامر إلى الرباعية، والتي تقوم كذلك بتشغيل خوارزميات التقدير والتحكم.
Bu bilgisayar da tahmin ve kontrol algoritmaları çalıştıran kuada talimatlar gönderir.クアッド自体も推測と制御の アルゴリズムを実行しています 私達の研究の大きな部分を アルゴリズムが占めています
Bu bilgisayar da tahmin ve kontrol algoritmaları çalıştıran kuada talimatlar gönderir.跟住電腦會發送控制指令畀四旋翼 四旋翼亦都會執行計算同控制算法
Bu bütün Peygamberlerin (as), ve bilhassa Efendimizin (sav) talimidir-Dies ist, wonach es die Propheten (as) verlangte und besonders
Bu bütün Peygamberlerin (as), ve bilhassa Efendimizin (sav) talimidir-Esto fue lo que los Profetas (as) propusieron, especialmente lo que propuso Sayyidina Rasoul Allah (saws),
Bu bütün Peygamberlerin (as), ve bilhassa Efendimizin (sav) talimidir-Questo è quello che i Profeti (as) hanno richiesto e specialmente è
Bu bütün Peygamberlerin (as), ve bilhassa Efendimizin (sav) talimidir-Это - то, чего Пророки (ас) просили, и особенно просьба Саййидины Расулюллаха,
Bu cebabire hep Yahudilere tabidir, bütün emir ve talimlerini Yahudilerden alırlar.Mientras, esos tiranos seguían a los judíos, tomaban todas sus órdenes y enseñanzas de los judíos.
Bu cebabire hep Yahudilere tabidir, bütün emir ve talimlerini Yahudilerden alırlar.Tyrannen, die den Juden folgen und ihre Befehle und alle
Bu cebabire hep Yahudilere tabidir, bütün emir ve talimlerini Yahudilerden alırlar.И когда те тираны, которые следуют за Иудеями, берут их предписания и все учения от иудеев.
Bu da talihsizlik.Deci, asta e regretabil.
Bu da talihsizlik.Donc, pas de chance.
Bu da talihsizlik.Dus dat is nogal jammer.
Bu da talihsizlik.Eso es lamentable.
Bu da talihsizlik.정말 안타깝습니다.
Bu da talihsizlik.Nun, das ist bedauerlich.
Bu da talihsizlik.Peccato.
Bu da talihsizlik.Så det er uheldigt.
Bu da talihsizlik.Tehát ez nem túl szerencsés.
Bu da talihsizlik.To smutne.
Bu da talihsizlik.Λοιπόν, αυτό είναι θλιβερό.
Bu da talihsizlik.Така че, това е жалко.
Bu da talihsizlik.Что прискорбно.
Bu da talihsizlik.אז, זה מצער.
Bu da talihsizlik.و هذا لسوء الحظ
Bu da talihsizlik.でも幸いなことに 私の大好きなヒーロー
Bu, deniz ürünlerinin önemini ve onlara sahip olduğumuz için ne kadar talihli olduğumuzu anlamamızı sağlar.Cela nous permet de célébrer les produits de la mer que nous avons tant de chance de manger.
Bu, deniz ürünlerinin önemini ve onlara sahip olduğumuz için ne kadar talihli olduğumuzu anlamamızı sağlar.Ci permette anche di celebrare i prodotti del mare che siamo così fortunati da poter mangiare.
Bu, deniz ürünlerinin önemini ve onlara sahip olduğumuz için ne kadar talihli olduğumuzu anlamamızı sağlar.Dan kunnen we zeevoedsel eren omdat we toch het geluk hebben het te kunnen eten.
Bu, deniz ürünlerinin önemini ve onlara sahip olduğumuz için ne kadar talihli olduğumuzu anlamamızı sağlar.Det låter oss fira havets läckerheter som vi är så lyckligt lottade att få äta.
Bu, deniz ürünlerinin önemini ve onlara sahip olduğumuz için ne kadar talihli olduğumuzu anlamamızı sağlar.Điều đó giúp cho chúng ta coi trọng những món hải sản mà chúng ta cũng rất may mắn có được.
Bu, deniz ürünlerinin önemini ve onlara sahip olduğumuz için ne kadar talihli olduğumuzu anlamamızı sağlar.Dovoľuje nám to oslavovať dary mora, ktoré si aj my môžeme dovoliť jesť.
Bu, deniz ürünlerinin önemini ve onlara sahip olduğumuz için ne kadar talihli olduğumuzu anlamamızı sağlar.Hal ini memungkinkan kita mensyukuri makanan laut dan kita juga beruntung dapat menikmatinya.
Bu, deniz ürünlerinin önemini ve onlara sahip olduğumuz için ne kadar talihli olduğumuzu anlamamızı sağlar.Így aztán ünnepi fényben láthatjuk a tengeri csemegéket, amiket történetesen van szerencsénk megenni is.
Bu, deniz ürünlerinin önemini ve onlara sahip olduğumuz için ne kadar talihli olduğumuzu anlamamızı sağlar.그것이 우리가 해산물을 먹을 수도 있어서 아주 운이 좋다고 축하할 수 있도록 합니다.
Bu, deniz ürünlerinin önemini ve onlara sahip olduğumuz için ne kadar talihli olduğumuzu anlamamızı sağlar.Ne permite să sărbătorim peştii şi fructele de mare pe care avem privilegiul să-i mâncăm.
Bu, deniz ürünlerinin önemini ve onlara sahip olduğumuz için ne kadar talihli olduğumuzu anlamamızı sağlar.Nos permite disfrutar el pescado que tenemos la suerte de comer.
Bu, deniz ürünlerinin önemini ve onlara sahip olduğumuz için ne kadar talihli olduğumuzu anlamamızı sağlar.Permite-nos celebrar o peixe e o marisco que temos o privilégio de comer.
Bu, deniz ürünlerinin önemini ve onlara sahip olduğumuz için ne kadar talihli olduğumuzu anlamamızı sağlar.Pozwala nam to cieszyć się owocami morza, którymi mamy szczęście się cieszyć.
Bu, deniz ürünlerinin önemini ve onlara sahip olduğumuz için ne kadar talihli olduğumuzu anlamamızı sağlar.To nám umožní oslavovat mořské produkty kterou máme to štěstí jíst.
Bu, deniz ürünlerinin önemini ve onlara sahip olduğumuz için ne kadar talihli olduğumuzu anlamamızı sağlar.Μπορούμε να απολαύσουμε τα αγαθά της θάλασσας που έχουμε την μεγάλη τύχη να τρώμε.
Bu, deniz ürünlerinin önemini ve onlara sahip olduğumuz için ne kadar talihli olduğumuzu anlamamızı sağlar.Това ни позволява да ознаменуваме морската храна и за това, че сме толкова щастливи да я ядем.
Bu, deniz ürünlerinin önemini ve onlara sahip olduğumuz için ne kadar talihli olduğumuzu anlamamızı sağlar.Это позволяет нам ценить дары моря, которые мы имеем счастье еще и употреблять в пищу.
Bu, deniz ürünlerinin önemini ve onlara sahip olduğumuz için ne kadar talihli olduğumuzu anlamamızı sağlar.היא מאפשרת לנו לכבד את מאכלי הים ששפר מזלנו לאכלם.
Bu, deniz ürünlerinin önemini ve onlara sahip olduğumuz için ne kadar talihli olduğumuzu anlamamızı sağlar.إنها تتيح لنا الإحتفاء بالأطعمة البحرية التي نحن مرفهون بأكلها.
Bu, deniz ürünlerinin önemini ve onlara sahip olduğumuz için ne kadar talihli olduğumuzu anlamamızı sağlar.感謝の意を呼び起こさせてくれます ではこれをなんて呼びましょうか?
Bu gerçekten bizim gerçek talihsizlik.Das ist Gregor.
Bu gerçekten bizim gerçek talihsizlik.그것은 정말 우리의 진짜 있죠.
Bu gerçekten bizim gerçek talihsizlik.זה באמת חוסר מזל האמיתי שלנו.
Bu gerçekten bizim gerçek talihsizlik.هذا هو حقا لدينا سوء حظ حقيقي.
Bu gerçekten bizim gerçek talihsizlik.しかし、どのようにグレができますか?それはグレていた場合、彼はずっと前に持っているでしょう
Bu görevleri yerine getirirken, herhangi bir kimseden talimat istemez ya daalmaz.Den skall fortsätta att handlägga löpande ärenden till dess den har ersatts enligt artiklarna I-25 och I-26.
Bu görevleri yerine getirirken, herhangi bir kimseden talimat istemez ya daalmaz.Evropskému soudnímu dvoru je nápomocno osm generálních advokátů.
Bu görevleri yerine getirirken, herhangi bir kimseden talimat istemez ya daalmaz.No cumprimento dos seus deveres, não solicitará nem aceitará instruções dequalquer organismo.
Bu görevleri yerine getirirken, herhangi bir kimseden talimat istemez ya daalmaz.Priplnení týchto povinností nepožiada nijakýorgán opokyny, ani ich od nijakého orgánuneprijme.
Bu görevleri yerine getirirken, herhangi bir kimseden talimat istemez ya daalmaz.Se jatkaajuoksevien asioiden hoitamista, kunnes uusi komissio on nimitetty I-25 ja I-26 artiklanmukaisesti.