Babaları taksici.Their father is a taxi driver.
Beni zamanında havaalanına yetiştirmesi için taksiciye on dolar bahşiş verdim.I tipped the cabbie ten bucks for getting me to the airport on time.
New York'ta taksicilere ne kadar bahşiş verirsiniz?How much do you leave for a tip to a taxi driver in New York?
Tom taksici olmadan önce okul servisinde şoförlük yapıyordu.Tom was a school bus driver before he became a taxi driver.
Taksici beni dolandırmak istedi.The taxi guy wanted to rip me off.
Tom ek iş olarak taksicilik yapıyordu.Tom moonlighted as a taxi driver.
Tom üç sene taksicilik yaptı.Tom was a taxi driver for three years.
"Korsan taksicilik mi yapıyorsun?" diye sordum ona."Do you drive an unlicensed taxi?" I asked him.
Babası Alex, taksiciydi, annesi ise Jill,editör olarak çalışıyordu.Her father, Alex, is a taxi driver while her mother, Jill, works in the education system.
Bütün taksicilik hizmetleri RTA belgesiyle işletilmektedir.All taxi services are licensed by the RTA.
Bu model Amerika'da hem polis ve taksiciler tarafından alınabilir.This would be typical for police or taxi services for example.
Ancak, taksici tekrar hapı seçmesi için ona meydan okur.However, the cabbie challenges him again to choose a pill and see if he can solve the puzzle.
Bir taksici vardý. Buralarýn taksicisidir. Arada gelir.Stop stop, there is a cab driver, he works around here
Taksici mağduru, "Taksimetreyi kurcaladı ve benden 20 lira istedi."He fiddled with the meter and was charging me 20 lira.
Taksicilerin, Sırbistan'ın en zorlu sorunlarına yönelik çözümleri var.They often have answers to Serbia's most intractable problems.
Taksiciler o dönemleri saygı ve üzüntüyle anımsıyor.Back then, few of them were cab drivers.
Taksiciyle aranız iyi olursa herşey mümkün.If you become good acquaintances, everything is possible.
Snidarsiç, "Bu olursa, artık taksicilik yapmayacağımdan eminim."If this happens, I am sure I will not work as the taxi driver anymore.
Toplu taşıma ve taksicilik oldukça düzenlidir.Fahrwerk und Karosserie sind sehr steif.
Marsiyla'da taksicilik yapan Daniel, bir Japon bakana şehri gezdirmekle görevlendirilir.Mac begegnet Tom, der mit einem Wohnwagen nach Mexiko fahren will.
Babası Alex, taksiciydi, annesi ise Jill,editör olarak çalışıyordu.Ihr Vater Alex Mitchell ist Taxifahrer, während ihre Mutter Jill im Bildungssystem arbeitet.
Ancak, taksici tekrar hapı seçmesi için ona meydan okur.Die Behörde wies die Hersteller an, die Tabletten zurückzurufen.
Babası Alex, taksiciydi, annesi ise Jill,editör olarak çalışıyordu.Son père, Alex, est un chauffeur de taxi, tandis que sa mère, Jill, travaille dans le système éducatif.
2002 yıllında Ford bu modeli taksicileri için satışa sundu.En 2002, le fabricant a affirmé avoir vendu cent exemplaires à des clients.
Ayrıca dolmuşculuk ve taksicilik yapılmaktadır.Además existe un gran número de taxis y remises.
New York'ta taksicilere ne kadar bahşiş verirsiniz?Quanto si lascia di mancia ad un taxista a New York?
Babası Alex, taksiciydi, annesi ise Jill,editör olarak çalışıyordu.Её отец Алекс был водителем такси, а мать Джилл работала в системе образования.
Sherlock, taksici ölürken kendisinin "hayranını" ve taksicinin sponsorunu öğrenmek ister.Диксон продолжает искать пути для оправдания таксиста и себя.
Ancak, taksici tekrar hapı seçmesi için ona meydan okur.No entanto, o taxista desafia-o novamente para escolher uma pílula e ver se ele pode resolver o enigma.
Babası Alex, taksiciydi, annesi ise Jill,editör olarak çalışıyordu.Seu pai, Alex, é motorista de táxi, enquanto sua mãe, Jill, trabalha no sistema educativo.
Sherlock'la taksicinin bulunduğu binanın karşısındaki pencereden onları görür ve oradan taksiciyi vurur.Através de uma janela no edifício vizinho ele atira no taxista.
Oysa işsiz taksici Marcel (Bourvil) karaborsa işini aç kalmamak için, çaresizlikten yapmaktadır.Marcel Martin (Bourvil) is een werkloze taxichauffeur die zijn kost verdient op de zwarte markt.
Bütün taksicilik hizmetleri RTA belgesiyle işletilmektedir.Alle auto's rijden met Bridgestone banden.
Ehliyetsiz ve SRC belgesiz taksicilik yapılmaz.Een trekker mag dus niet zonder rijbewijs bestuurd worden.
Max Durocher (Jamie Foxx) Los Angeles'ta bir taksicidir.Max (Jamie Foxx) jest taksówkarzem w Los Angeles.
Babası Alex, taksiciydi, annesi ise Jill,editör olarak çalışıyordu.Jej ojciec, Alex, jest kierowcą taksówki, natomiast jej matka, Jill, pracuje w systemie edukacji.
Marsiyla'da taksicilik yapan Daniel, bir Japon bakana şehri gezdirmekle görevlendirilir.Marcus i Pierre wsiadają do taksówki, kierowanej przez kierowcę pochodzenia azjatyckiego.
Taksicinin sermayesi aracıdır.Działalność taksówek osobowych.
Max Durocher (Jamie Foxx) Los Angeles'ta bir taksicidir.Max (Jamie Foxx) är en vanlig kille som levt ett inrutat liv som taxichaffis i Los Angeles.
Bu model Amerika'da hem polis ve taksiciler tarafından alınabilir.Sedanversionen användes ofta som taxi- och polisbil i USA.
Bütün taksicilik hizmetleri RTA belgesiyle işletilmektedir.Всі послуги таксі ліцензуються RTA.
2002 yıllında Ford bu modeli taksicileri için satışa sundu.За 2 роки фірма продає всього 400 дорогих автомобілів цієї моделі.
Sherlock, taksici ölürken kendisinin "hayranını" ve taksicinin sponsorunu öğrenmek ister.Ten se ptá umírajícího taxikáře, kdo je jeho „fanoušek”.
Babası Alex, taksiciydi, annesi ise Jill,editör olarak çalışıyordu.Její otec Alex je taxikář a její matka Jill pracuje ve vzdělávacím systému.
Ancak, taksici tekrar hapı seçmesi için ona meydan okur.Sherlock už chce odejít, ale taxikář mu dá znovu na výběr mezi pilulkami.
2002 yıllında Ford bu modeli taksicileri için satışa sundu.Ford a trecut pe aceste economii pentru client.
Taksici beni dolandırmak istedi.Taximetristul a vrut să mă înșele.
Bu model Amerika'da hem polis ve taksiciler tarafından alınabilir.Auto on edelleen yleisessä käytössä poliisiautona ja taksina Yhdysvalloissa.
Taksici aynı tipte iki ilaç şişesi çıkarır.Järveen laskee kaksi suo-ojaa samalta suolta.
Araç'ın bu derecede sağlam olması taksiciler tarafından da tercih edilmesine yol açtı.Moottorin hyödyt olivat niin ilmeiset, että sellainen päätettiin lisätä myös matkustajakoneisiin.
Filmde Fikret (Erkan Kolçak Köstendil) adlı bir taksicinin yaşadığı olaylar anlatılmaktadır.Elokuvasta kerrotaan artikkelissa Silmänkääntäjä (elokuva).
Ancak, taksici tekrar hapı seçmesi için ona meydan okur.Etter overveielse valgte Pasteur å prøve vaksinen på ham.
Taksiciler ise sabaha dek ücretsiz taşıma yapacaklarını duyurdu.Også passasjerene begynte å legge merke til drivis om ettermiddagen.
Ehliyetsiz ve SRC belgesiz taksicilik yapılmaz.Det er imidlertid ikke lov til å drive spotkjøring uten taksameter.
Max Durocher (Jamie Foxx) Los Angeles'ta bir taksicidir.ジャック・ブルーノはラスベガスのタクシー運転手。
Filmde Fikret (Erkan Kolçak Köstendil) adlı bir taksicinin yaşadığı olaylar anlatılmaktadır.^ 映画「タクシー・ドライバー」を参考にしたものと思われる。
2002 yıllında Ford bu modeli taksicileri için satışa sundu.1912年,该城堡出售给一个私人业主。
Ehliyetsiz ve SRC belgesiz taksicilik yapılmaz.令人意外地沒有汽車駕照。
Taksici araç içinin ve dışının temizliğinden sorumludur.列車長有負責瞭望和行車之責。
Toplu taşıma ve taksicilik oldukça düzenlidir.正殿、配殿格局十分规整。