Şu arabayı takip edin!Follow that car!
Onu takip etmek zorunda kaldım.I was compelled to follow her.
Avcı ayı izlerini takip etti.The hunter followed the bear tracks.
Parayı takip et.Follow the money.
O kuralları dikkatlice takip etmek istiyor.He wants to keep a close eye on the rules.
Seni takip edecek miyim?Am I to follow you?
Seni takip edeyim mi?Shall I follow you?
O benim tavsiyemi takip etmeli.He should follow my advice.
Biri tarafından takip edildiğimi düşünüyorum.I think that I was followed by someone.
Belirli bir adam Mary'yi takip etmeye başladı.A certain man began to follow Mary.
Birisi Tom'u takip etmeye başladı.Someone began to follow Tom.
Birisi Mary'yi takip etmeye başladı.Someone began to follow Mary.
Birinin beni takip ettiğini düşünüyorum.I think that someone followed me.
Bazıları onu takip etti.Some people followed him.
Bir adam Tom'u takip etmeye başladı.A man began to follow Tom.
Bir köpek bizi takip ediyor.A dog is following us.
Bununla ilgili ne kadar zaman geçirdiğini takip etmelisin.You must keep track of how much time you spend with it.
Beowulf ejderhayı inine kadar takip etmeye karar verdi.Beowulf decided to follow the dragon to its lair.
Onun köpeği onu her yerde takip eder.His dog follows him everywhere.
Hepimiz takip ediyoruz.We're all watching.
Tom beni takip edecek.Tom will come after me.
Neden bizi takip ediyorsun?Why are you following us?
Seni çok yakında takip edeceğim.I will follow you very soon.
İlk kez ne zaman takip edildiğini fark ettin?When did you first notice you were being followed?
Tutkumu takip ediyorum.I'm following my passion.
Dalgalanan pazarı takip edemiyorum.I can't keep track of the fluctuating market.
Küresel ısınmayla ilgili konuşmamızı takip etmek istiyorum.I would like to follow up on our conversation about global warming.
Tom sahne talimatlarını takip etmedi.Tom didn't follow stage directions.
Beyzbolu hiç takip etmiyorum.I don't follow baseball at all.
Gerekli işlemleri takip etmek zorundayız.We have to follow due process.
Bu kural takip edilmelidir.This rule should be followed.
Onlar seni takip etmiyorlar.They're not coming after you.
Tom beni garaja kadar takip etti.Tom followed me to the garage.
Artık bizi takip edemezler.They can't track us anymore.
Üç kız Tom'u takip etti.The three girls followed Tom.
Tom kimseyi takip etmiyordu.Tom wasn't following anyone.
Bizi Twitter'da takip edin.Follow us on Twitter.
Dania, Fadil'in önderliğini takip etmeye devam etti.Dania continued to follow Fadil's lead.
Siyaseti hiç takip etmiyorum.I don't follow politics at all.
Beni takip eden birinin olup olmadığını görmek için geriye baktım.I looked back to see if anyone was following me.
Hemşireler Fadıl'ı yakından takip ettiler.The nurses kept a close eye on Fadil.
O yıldızı takip edin.Follow that star.
Tom birisinin onu takip ettiğini biliyordu.Tom knew that someone was following him.
Tom, onu kimsenin takip etmediğinden emin oldu.Tom made sure nobody was following him.
Tom bisikletinde otobüsü takip etti.Tom followed the bus on his bicycle.
Sağa dönün ve işaretleri takip edin.Take a right and follow the signs.
Sola dönün ve işaretleri takip edin.Take a left and follow the signs.
Düz ilerleyin ve işaretleri takip edin.Go straight ahead and follow the signs.
Kuralları ben koymuyorum. Sadece onları takip ediyorum.I don't make the rules. I just follow them.
Tom planlarını takip edemedi.Tom failed to follow through on his plans.
Ben her zaman içgüdülerimi takip ettim.I have always followed my instincts.
Leyla ölüm tarafından takip edildi.Layla was stalked by death.
Takip etmek istemiyor musun?Don't you want to tag along?
Hiç kimsenin seni takip etmediğinden emin misin?Are you sure no one followed you?
Tom, babasının ayak izlerini takip etmek istiyor.Tom wants to follow in his father's footsteps.
Tom takip edildiğini bilmiyordu.Tom didn't know he was being followed.
Tom takip edildiğini fark etti.Tom realized he was being followed.
Sami kurbanlarını gizlice takip etti.Sami stalked his victims.
Beni takip edersen vururum.If you follow me, I'll shoot.
Tom beni takip edebilirdi.Tom could have followed me.