Tom bir hokey takımı kurdu.Tom made the hockey team.
Takip ettiğimiz adamlar silahlı ve oldukça tehlikeli farz edilmektedir.The men we're chasing are presumed armed and extremely dangerous.
Jason yağmura yakalanmış ve yeni takımını mahvetmişti.Jason was caught in the rain and ruined his new suit.
Tom yağmura yakalandı ve yeni takım elbisesi mahvoldu.Tom was caught in the rain and his new suit got ruined.
Neden geceleyin güneş gözlüğü takıyorsun?Why are you wearing sunglasses at night?
Tom'un örneğini takip etmelisin.You should follow Tom's example.
Takılarımı koymak için güzel bir ahşap kutum var.I have a pretty wooden box to keep my jewelry in.
Bana bu gezi için bir takım elbise yeterli görünüyor.It seems to me that one suit is sufficient for this trip.
Demiryolu istasyonunda bir taksi bulabilirsiniz.You can find a taxi at the railroad station.
Sanırım onlar bizi takip edecek.I think that they will follow us.
Polisler bizi takip ediyor.The police are following us.
Kapıcı bizim için bir taksi çağıracak.The doorman will call a taxi for us.
Bunu üzerine takmadan önce bu elbiseyi ütülemek zorundayım.I have to iron this dress before putting it on.
Erkek kardeşinin futbol takımı maçı kazandı ve şu anda kutlama yapıyorlar.Your brother's soccer team won the game and is celebrating right now.
Yeni bir takma adın olduğunu duyuyorum.I hear you've got a new nickname.
Tom bütün kapılarına yeni kilitler taktı.Tom put new locks on all his doors.
Sadece arabama yeni lastikler taktırdım.I've just had new tires put on my car.
Tom gözlük takıyor.Tom wears glasses.
O bir peruk takar.She wears a wig.
Habere göre İtalyan takımı kazandı.According to the news, the Italian team has won.
DVD yerine bir CD takmalısın.You must insert a CD instead of a DVD.
Biz haberleri oldukça düzenli olarak takip ederiz.We follow the news quite regularly.
Onlar bir futbol takımının parçasıdırlar.They're part of a football team.
Onlar beni takip etmiyorlar.They're not following me.
Televizyondaki tüm siyasi tartışmaları takip ederim.I follow all the political debates on TV.
Bir oyuncu kendi takımının ağına bir gol atarsa kendi kalesine gol olur.An own goal occurs when a player scores a goal into his team's net.
Takip ettin.You followed.
Onlar seni takımda istemiyor.They don't want you on the team.
Onları takımda istemiyorum.I don't want them on the team.
Tom bir şeye takıldı.Tom tripped over something.
Tom sahada takım antrenmanını izledi.Tom watched the team practice on the field.
Tom takım idmanını izledi.Tom watched the team practice.
Antrenör takım çalışmasını izledi.The coach watched the team practice.
Doğum günüm için bana verdiğin küpeleri taktım.I wore the earrings that you gave me for my birthday.
Taksi tam zamanında geldi.The taxi arrived in good time.
Başka kimi takımımızda istiyorsun?Who else do you want on your team?
Sen sarhoşsun, Tom. Taksiye bin. Biz eve gidiyoruz.You're drunk, Tom. Get in the taxi. We're going home.
Tüm takımın bir resmini çekebilir miyim?Can I get a picture of the whole team?
Bütün takımın bir resmini alalım.Let's get a picture of the whole team.
İzini takip ederek seni yakalamaya çalışıyoruz.We've been trying to track you down.
Biz hâlâ bir takımız.We're still a team.
Biz gaz maskesi takıyor olacağız.We'll be wearing gas masks.
Biz iyi bir takım kurduk.We made a good team.
Takım ne kadar büyük?How big is the team?
Tom ve onun erkek kardeşi aynı takımda oynuyor.Tom and his brother play on the same team.
Bu matematik öğretmeni aynı zamanda basketbol takımının antrenörüdür.This math teacher is also the coach of the basketball team.
Hayranlar takımları için tezahürat yaptı.The fans cheered for their team.
Alman milli takımı Portekiz'i dağıttı.The German national team dismantled Portugal.
Bu konudaki işbirliğiniz büyük oranda takdir edilecektir.Your cooperation in this matter will be greatly appreciated.
Portekiz'in çok iyi bir takımı var.Portugal has a very good team.
Benim takım sandığını getir.Get my tool box.
Sana br taksi çağırayım mı?Can I call you a cab?
Biri bana bir taksi çağırabilir mi?Can someone call me a cab?
Ben takım lideri değildim.I wasn't the team leader.
Tom takılmak için harika bir adam.Tom's a great guy to hang out with.
Bugün ebeveynlerinle takılmak biraz eğlenceliydi.It was kind of fun hanging out with your parents today.
O eldivenlerini taktı.He put on his gloves.
Takımım hiç çeyrek finalden öteye gidemedi.My team has never advanced beyond the quarter-finals.
Amerikan takımında beş tane Alman-Amerikalı vardır.There are five German-Americans on the American team.
En iyisi onu kafana takma.You'd better take it easy.