Bu benim takım arkadaşım, Donnavan.This is my teammate, Donnavan.
Tom siyah çerçeveli gözlük takar.Tom wears black-rimmed glasses.
Dün gece bir taksi bulamadım.I couldn't find a taxi last night.
Tom ülkesinin takımı turnuvadan elendiği zaman üzgündü.Tom was sad when his country's team was eliminated from the tournament.
Futbol takımımız geçen sezon tüm maçları kazandı.Our soccer team won every game last season.
O takım Tom'a çok iyi uymuyor.That suit doesn't fit Tom very well.
Kanadalı bayan hokey takımı altın madalya kazandı.The Canadian women's hockey team won the gold medal.
Tom bir takım elbise giyiyordu ve bir evrak çantası taşıyordu.Tom was wearing a suit and carrying a briefcase.
Bu partide maske takabilir miyim?Can I wear a mask at this party?
O taklitçi bir aktris.She's a wannabe actress.
Ben o takım elbiseyi tekrar denemek isterim.I'd like to try that suit on again.
Özür dilemeyi denedim ama sözler boğazıma takıldı.I tried to apologize, but the words stuck in my throat.
Pardon, taksi durağı nerede?Excuse me, where is the taxi stand?
Onun özverisi takdire değer.His self-denial is admirable.
Tom müzik çalarını bilgisayarına taktı.Tom plugged his music player into his computer.
Tom iyi bir takım oyuncusu.Tom is a good team player.
Tom'un benim için yaptığını takdir ediyorum.I appreciate what Tom did for me.
Tom Mary'nin hiç mücevher takmasını istemedi.Tom didn't want Mary to wear any jewelry.
Tom bir maske takıyordu.Tom was wearing a mask.
Kaç tane takım yıldızına isim verebilirsin?How many constellations can you name?
Sen ve Tom birlikte takılmaz mıydınız?Didn't you and Tom used to hang out together?
Beni görmeye gelmeni takdir ediyorum.I appreciate your coming to see me.
Tom'la takıldığımda her zaman eğlenirim.I always have fun when I hang out with Tom.
Tom model trenlere takıntılı.Tom is obsessed with model trains.
Tom trenlere takıntılı.Tom is obsessed with trains.
Mükemmel bir takım oluruz.We make an excellent team.
Biz mükemmel bir takım oluşturacaktık.We'd make a perfect team.
İyi bir takım oluşturacağız.We'll make a good team.
Biz iyi bir takım kuruyoruz.We make a good team.
Kırmızı kravat takan adam burada tanıdığım tek kişi.The man wearing the red tie is the only one here I don't know.
Koruma gözlüğünü takıyor olmalısın.You should be wearing your safety goggles.
Tom annesinin imzasını taklit etti.Tom forged his mother's signature.
Erkek kardeşimin futbol takımı dün bir turnuva kazandı.My brother's football team won a tournament yesterday.
Onu oraya koyma. Biri takılıp düşebilir.Don't put that there. Somebody might trip over it.
Takip edilebilmemiz mümkün mü?Is it possible that we could've been followed?
Tom'un tavsiyesini takip etmenizi şiddetle tavsiye ederim.I strongly suggest you follow Tom's advice.
Atlar neden at gözlükleri takarlar?Why do horses wear blinders?
Takayama çok güzel.Takayama is very beautiful.
Takayama nerede?Where's Takayama?
Onun gözde takımı yarışmaların çoğunu kazanmaz.His favourite team doesn't win a lot of competitions.
Tom yeni bir takım elbise giyiyor.Tom is wearing a new suit.
İş görüşmende giymek için yeni bir takım satın almanı istiyorum.I want you to buy a new suit to wear to your job interview.
Onlar sana henüz bir takma ad verdiler mi?Have they given you a nickname yet?
Takımın en iyi forveti geçen sezon yirmi üç gol attı.The team's best striker scored twenty-three goals last season.
Sana verdiğim bileziği neden takmıyorsun?Why aren't you wearing the bracelet I gave you?
Takımın yarısının gıda zehirlenmesi geçirmesi nedeniyle maç ertelendi.The match was postponed because half the squad came down with food poisoning.
Tom Mary'ye bir takvim verdi ve o onu buzdolabının üstüne koydu.Tom gave Mary a calendar and she put it on her refrigerator.
Peruğunu tekrar tak.Put your wig back on.
Güneş gözlüğünü tak.Put your sunglasses on.
Emniyet kemerini tak.Put your seat belt on.
Okuma gözlüğünü tak.Put your reading glasses on.
Maskelerinizi takın.Put your masks on.
Maskeni tak.Put your mask on.
Şapkanı geri tak.Put your hat back on.
Bileziğini tak.Put your bracelet on.
Bu bileziği bileğine tak.Put this bracelet on your wrist.
Bileziği tak.Put the bracelet on.
Tom takım ceketini giydi.Tom put on his suit coat.
Tom eldivenlerini taktı.Tom put on his gloves.
Tom yine peruğunu taktı.Tom put his wig back on.