takılı ile cümle
takılı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Hala Emily ile beraberim, hala Şikago'da takılıyoruz.Nadal jestem z Emily i nadal chodzimy po Chicago.
Hala Emily ile beraberim, hala Şikago'da takılıyoruz.Olen edelleen Emilyn kanssa, olemme Chicagossa.
Hala Emily ile beraberim, hala Şikago'da takılıyoruz.Sono sempre con Emily e stiamo ancora girando per Chicago.
Hala Emily ile beraberim, hala Şikago'da takılıyoruz.Stále jsem s Emily a stále jsme spolu v Chicagu.
Hala Emily ile beraberim, hala Şikago'da takılıyoruz.Είμαι ακόμα με την Έμιλι και συνεχίζουμε τη βόλτα μας στο Σικάγο.
Hala Emily ile beraberim, hala Şikago'da takılıyoruz.Мы все еще гуляем с Эмили по Чикаго.
Hala Emily ile beraberim, hala Şikago'da takılıyoruz.لا أزال مع إيميلي، ولا زلنا نتجول في شيكاغو.
Hala Emily ile beraberim, hala Şikago'da takılıyoruz.これが...
Hayatın boyunca bir erkekle takılırsın.Będziesz spotykać się z facetem do końca życia.
Hayatın boyunca bir erkekle takılırsın.Esci con un ragazzo per il resto della tua vita. Tutto quello che affronterai saranno cose da ragazzo.
Hayatın boyunca bir erkekle takılırsın.Je ne sais pas, ceci est complètement nouveau pour moi.
Hayatın boyunca bir erkekle takılırsın. Sadece erkeklerle alakalı şeyleri öğrenirsin.Khi bạn ở bên một người con trai suốt đời... ...thì bạn chỉ biết toàn chuyện con trai.
Hayatın boyunca bir erkekle takılırsın. Sadece erkeklerle alakalı şeyleri öğrenirsin.Você esta saindo com um cara pelo resto da sua vida oque vocês vão fazer são coisas de garotos
Hayatın boyunca bir erkekle takılırsın. Sadece erkeklerle alakalı şeyleri öğrenirsin.高い食事でも ずっとゲップしてる気か?
Hayatın boyunca bir erkekle takılırsın.Si pasas tiempo con un chico por el resto de tu vida
İnanıyorum ki bunun farkındayız, ancak kendimizi bir çeşit anlatı döngüsü içinde takılıp kalıyoruz.Acredito que sabemos isto, mas acabamos presos numa espécie de círculo narrativo.
İnanıyorum ki bunun farkındayız, ancak kendimizi bir çeşit anlatı döngüsü içinde takılıp kalıyoruz.Cred că știm asta, dar suntem, totuși captivi într-un fel de buclă narativă.
İnanıyorum ki bunun farkındayız, ancak kendimizi bir çeşit anlatı döngüsü içinde takılıp kalıyoruz.Creo que lo sabemos bien, aunque nos encontramos atrapados en una forma de rizo narrativo.
İnanıyorum ki bunun farkındayız, ancak kendimizi bir çeşit anlatı döngüsü içinde takılıp kalıyoruz.Ich glaube, wir wissen das, und doch sind wir in einer Art Erzählschleife gefangen.
İnanıyorum ki bunun farkındayız, ancak kendimizi bir çeşit anlatı döngüsü içinde takılıp kalıyoruz.Ik denk dat we dit wel weten, toch blijven we gevangen in een soort verhalencyclus.
İnanıyorum ki bunun farkındayız, ancak kendimizi bir çeşit anlatı döngüsü içinde takılıp kalıyoruz.제 생각엔 우리는 이걸 알고 있지만, 우리 자신이 서사의 루프같은 것에 갇혀 있죠.
İnanıyorum ki bunun farkındayız, ancak kendimizi bir çeşit anlatı döngüsü içinde takılıp kalıyoruz.Tôi tin chắc rằng chúng ta biết điều này, như tự bẫy chúng ta vào cái thòng lọng của những câu chuyện.
İnanıyorum ki bunun farkındayız, ancak kendimizi bir çeşit anlatı döngüsü içinde takılıp kalıyoruz.Verím, že to vieme, napriek tomu sa nachádzame uväznení v tejto rozprávačskej slučke.
İnanıyorum ki bunun farkındayız, ancak kendimizi bir çeşit anlatı döngüsü içinde takılıp kalıyoruz.Věřím, že to víme, a i přesto se nacházíme uvězněni v jakési vypravěčské smyčce.
İnanıyorum ki bunun farkındayız, ancak kendimizi bir çeşit anlatı döngüsü içinde takılıp kalıyoruz.Wierzę, że to wiemy, ale znaleźliśmy się w potrzasku pętli narracyjnej.
İnanıyorum ki bunun farkındayız, ancak kendimizi bir çeşit anlatı döngüsü içinde takılıp kalıyoruz.Νομίζω πως το γνωρίζουμε αυτό, όμως βρισκόμαστε παγιδευμένοι σε μια επαναλαμβανόμενη διαδικασία.
İnanıyorum ki bunun farkındayız, ancak kendimizi bir çeşit anlatı döngüsü içinde takılıp kalıyoruz.Вярвам, че ние знаем това и въпреки това се оказваме хванати в капана на нашия разказ.
İnanıyorum ki bunun farkındayız, ancak kendimizi bir çeşit anlatı döngüsü içinde takılıp kalıyoruz.Я вважаю, що ми знаємо це, тим не менше ми знаходимо себе в пастці свого роду оповідної петлі.
İnanıyorum ki bunun farkındayız, ancak kendimizi bir çeşit anlatı döngüsü içinde takılıp kalıyoruz.Я думаю, что мы знаем это, иначе мы снова обнаружим себя в сказочной ловушке.
İnanıyorum ki bunun farkındayız, ancak kendimizi bir çeşit anlatı döngüsü içinde takılıp kalıyoruz.ולדעתי אנו יודעים זאת, אך אנו מוצאים עצמנו במעגל קסמים של אגדות.
İnanıyorum ki bunun farkındayız, ancak kendimizi bir çeşit anlatı döngüsü içinde takılıp kalıyoruz.وانا اعتقد اننا نعي هذا جيداً ولكن رغم هذا نجد انفسنا في دائرة مغلقة
İnanıyorum ki bunun farkındayız, ancak kendimizi bir çeşit anlatı döngüsü içinde takılıp kalıyoruz.しかし同じ物語の繰り返しから抜け出せずにいるのです 同じような退屈な物語を
İşte bu da haklı olma hissine takılıp kalmamız için yapısal bir neden.Chính vì lý do này, một lý do cơ cấu, mà chúng ta luôn có cảm giác là chúng ta đúng.
İşte bu da haklı olma hissine takılıp kalmamız için yapısal bir neden.Deci acesta e un motiv, un motiv structural, din pricina căruia ne blocăm pe sentimentul că avem dreptate.
İşte bu da haklı olma hissine takılıp kalmamız için yapısal bir neden.Dies ist also ein Grund, ein struktureller Grund, warum wir in dem Gefühl, recht zu haben, gefangen sind.
İşte bu da haklı olma hissine takılıp kalmamız için yapısal bir neden.Dit is een reden, een structurele reden, waarom we vast komen te zitten in dit gevoel van juistheid.
İşte bu da haklı olma hissine takılıp kalmamız için yapısal bir neden.Esta es una razón, una razón estructural, por la que nos obstinamos en que tenemos razón.
İşte bu da haklı olma hissine takılıp kalmamız için yapısal bir neden.Esta é uma razão, uma razão estrutural, para o facto de ficarmos presos nesta sensação de estarmos certos.
İşte bu da haklı olma hissine takılıp kalmamız için yapısal bir neden.Ez az egyik oka, a struktúrális oka annak, hogy miért ragadunk meg tévedéseinknél.
İşte bu da haklı olma hissine takılıp kalmamız için yapısal bir neden.Jadi ini adalah salah satu alasan, alasan yang mendasar, mengapa kita terjebak didalam perasaan selalu benar.
İşte bu da haklı olma hissine takılıp kalmamız için yapısal bir neden.이 한가지 구조적 이유때문에 우리가 옳다는 기분에 잡혀 있는 것입니다.
İşte bu da haklı olma hissine takılıp kalmamız için yapısal bir neden.Så dette er en grund, en strukturel grund, til hvorfor vi bliver fanget i denne følelse af at have ret.
İşte bu da haklı olma hissine takılıp kalmamız için yapısal bir neden.Takže toto je jeden dôvod, štruktúrovaný dôvod, prečo sa zasekávame v pocite správnosti.
İşte bu da haklı olma hissine takılıp kalmamız için yapısal bir neden.Tässä on yksi rakenteellinen syy, miksi jumiudumme oikeassa olemisen tunteeseen.
İşte bu da haklı olma hissine takılıp kalmamız için yapısal bir neden.To je tedy jeden důvod, ten nosný, proč se vždycky zasekneme v pocitu neomylnosti.
İşte bu da haklı olma hissine takılıp kalmamız için yapısal bir neden.Więc jest to jeden z powodów, strukturalny, który sprawia, że utknęliśmy w tym poczuciu własnej poprawności.
İşte bu da haklı olma hissine takılıp kalmamız için yapısal bir neden.Οπότε αυτός είναι ένας λόγος, ένας δομικός λόγος, γιατί κολλάμε μέσα σε αυτό το συναίσθημα της ορθότητας.
İşte bu da haklı olma hissine takılıp kalmamız için yapısal bir neden.Відтак це одна з причин, структурна причина, чому ми загрузаємо в цьому почутті правоти.
İşte bu da haklı olma hissine takılıp kalmamız için yapısal bir neden.И това е една причина, структурна причина, поради която се затваряме в това чуство за правота.
İşte bu da haklı olma hissine takılıp kalmamız için yapısal bir neden.Так что это одна из причин, структурных причин, почему мы застряли внутри этого чувства правоты.
İşte bu da haklı olma hissine takılıp kalmamız için yapısal bir neden.אם כך זוהי סיבה אחת, סיבה מבנית, מדוע אנו תקועים בהרגשה שאנו צודקים.
İşte bu da haklı olma hissine takılıp kalmamız için yapısal bir neden.هذا احد الاسباب .. سبب اساسي .. حسناً .. لماذا نعلق في شعورنا بأننا مصيبون ..
İşte bu da haklı olma hissine takılıp kalmamız için yapısal bir neden.構造上の1つの理由です 間違いの盲目性と私は呼んでいます
İşte bu "şahıs" tamamen zamana takılı kalmıştır ve korkaktır.'Я' знаходиться в повній часовій залежності і воно налякане.
Julian ve ben orada dikilmiş duruyorduk- -en basitinden beraber takılırız işte diye düşünüyorduk.Còn Julian và tôi thì đứng đằng kia, chúng tôi nghĩ là cũng nên đi ra ngoài hoặc là đến 1 chỗ nào đó
Julian ve ben orada dikilmiş duruyorduk- -en basitinden beraber takılırız işte diye düşünüyorduk.En Julian en ik stonden daar en we dachten eigenlijk... dat we uit zouden gaan of zoiets.
Julian ve ben orada dikilmiş duruyorduk- -en basitinden beraber takılırız işte diye düşünüyorduk.Eu şi Julian ne gândisem iniţial că vom merge pe undeva sau cine ştie.
Julian ve ben orada dikilmiş duruyorduk- -en basitinden beraber takılırız işte diye düşünüyorduk.Julian dan aku berdiri di sana dan pada dasarnya berpikiran... ...bahwa kami ingin keluar atau semacamnya.
Julian ve ben orada dikilmiş duruyorduk- -en basitinden beraber takılırız işte diye düşünüyorduk.Julian ed io stavamo li' pensando, sostanzialmente, che avremmo dovuto sporgerci... o roba cosi'.
Julian ve ben orada dikilmiş duruyorduk- -en basitinden beraber takılırız işte diye düşünüyorduk.Julian és én álltunk ott, és arra gondoltunk, hogy beszélgetünk egy kicsit.