tahtaları ile cümle

tahtaları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Para döşeme tahtalarının altında gizlenmişti.The money was hidden beneath the floorboards.
Yazı Tahtaları her zaman siyah değildir.Blackboards are not always black.
Tom levye ile döşeme tahtalarını parçaladı.Tom ripped up the floorboards with a crowbar.
Tom gizli altın paraları aramak için döşeme tahtalarını kaldırdı.Tom pried up the floorboards looking for the hidden gold coins.
Tahtaları çivilemem için bir çekice ihtiyacım var.I need a hammer to nail the boards.
Döşeme tahtaları gıcırdadı.The floorboards creaked.
Salondaki döşeme tahtaları gıcırdadı.The floorboards in the hall creaked.
Tom yazı tahtalarını sevmez.Tom doesn't like chalkboards.
Kara tahtaların üzerinde yazılanların okunması karanlıkta kolay değildir.The writing on blackboards is difficult to read in the dark.
Zombiler pencerelerdeki tahtaları kırıp sizi öldürmeye çalışıyorlar, sizde kendinizi koruyorsunuz.If you shoot your fellow Scavs, they will defend themselves.
Longboard diye isimlendirilen kaykay modellerinin ise daha uzun tahtaları vardır.Gray Tree frogs, on the other hand, have a much longer calling period.
Bir şaman kutuları ve tahtaları renkli çivilerle bağlayabilir.Cracks or leaks can be patched with thick refractory paste.
Öğretmenler devasa PVC beyaz tahtaları sınıflara taşıdılar, yani iyi fikilerimiz vardı.The teachers dragged giant PVC whiteboards into the classrooms.
Yüzme tahtaları denedim.I tried kickboards.
Bilim insanları şimdi yazı tahtalarının başına dönmeli-Scientists now have to go back to the drawing board - As though we're sitting up in our office,
Tahtaları dalgaya karşı kuma teker teker dizdim.Drove the pilings against the tide of the sand, plank by plank.
Sedir ağaçlarıdır evimizin kirişleri, Tavanımızın tahtaları ardıçlar.The beams of our house are cedars. Our rafters are firs. Beloved
Gemi tahtaları üzerinde yapılan analiz, gemilerden birinin 13. yüzyılda inşa edildiğini gösteriyor.Analysis of the wood suggests one ship was built in the 13th century.
Sadako dışarıdayken Haru, döşeme tahtalarıyla oynandığını fark eder.While Sadako is out, Haru notices the floorboards have been disturbed.
Mutfak eşyaları ve çatal bıçak tahtaları, yemek hazırlamadan önce ve sonra iyice temizlenmelidir.[1]Utensils and cutlery boards should be cleaned thoroughly before and after food preparation.[1]
Geometrik figürler haçları, dama tahtalarını ve güneş patlamalarını içerir.[1][2]Geometric figures include crosses, checkerboards, and sunbursts.[1][3]
Bir şaman kutuları ve tahtaları renkli çivilerle bağlayabilir.Tiegel und Büchse sind mittels Klafterschnüren verbunden.
Para döşeme tahtalarının altında gizlenmişti.El dinero estaba escondido debajo de las tablas del suelo.
Olimpiyat Oyunları'nda yalnızca 10 m'lik platformlarla 3 m'lik sıçrama tahtaları kullanılır.En competición olímpica, solamente se utilizan los trampolines de altura de 3 metros.
Kara tahtaların üzerinde yazılanların okunması karanlıkta kolay değildir.وحتى أن كانت هناك بطاقات تعليمية سيصعب قراءتها في الظلام.
Orada onları bulamaz ve yazı tahtalarında da 'Too late!' yazıyordur.قال النووي في ترجمته للطبري: «وله كتاب التاريخ المشهور وكتاب في التفسير لم يصنف أحد مثله.»
Longboard diye isimlendirilen kaykay modellerinin ise daha uzun tahtaları vardır.Steltlopers hebben, zoals de naam al zegt, lange poten.
Bazı akçe tahtaları üzerinde sayılan paraların, sayılmayan paralarla karışmaması için ayrı bir kısım bulunur.У середнього візка колісні пари не пов'язані між собою.
Zamanla geminin tahtaları çürüdükçe yenileriyle değiştirilir.Jejich výměnou lze rychle měnit vlastnosti lodě.
Bazı akçe tahtaları üzerinde sayılan paraların, sayılmayan paralarla karışmaması için ayrı bir kısım bulunur.Eller en helt anden slags penge, som man måske ikke kender møntfoden på.
Genellikle 8×8, 10×10 ya da 12×12'lik dama tahtaları üzerinde oynanır.For eksempel 6, 8 eller 12 skåler, eller 6 buktninger på slangesølja.
Theseus'un gemisinin tahtaları değişse de maksadı (Theseus'u taşımak) değişmemiştir, hala aynı gemidir.」雷修斯的船已經變化很多了,因此它不是同一艘船。
Orada onları bulamaz ve yazı tahtalarında da 'Too late!' yazıyordur.譙周因病說話並不清楚,於是寫上:“典午忽兮,月酉沒兮。
Genellikle 8×8, 10×10 ya da 12×12'lik dama tahtaları üzerinde oynanır.8×8、10×10、20×20多用于工具栏的按钮。
Longboard diye isimlendirilen kaykay modellerinin ise daha uzun tahtaları vardır.ספרים מאוחרים יותר כמו "הלורקס" מכילים יותר צבעים.
Akıllı yazı tahtaları kullanır, blog yazarlığı yapar,Cô ấy sử dụng những cái bảng thông minh, cô ấy viết blog dùng Tweet, và cả Facebook
Akıllı yazı tahtaları kullanır, blog yazarlığı yapar,Foloseşte table Smart, bloguri,
Akıllı yazı tahtaları kullanır, blog yazarlığı yapar,전자칠판을 사용하고, 블로깅도 하고,
Akıllı yazı tahtaları kullanır, blog yazarlığı yapar,Okostáblákat használ, blogol,
Akıllı yazı tahtaları kullanır, blog yazarlığı yapar,היא משתמשת בלוחות חכמים, כותבת בלוגים,
Akıllı yazı tahtaları kullanır, blog yazarlığı yapar,تستعمل اللائحات الذكية، تكتب مدونات على الإنترنيت،
Akıllı yazı tahtaları kullanır, blog yazarlığı yapar,フェイスブックまで、ありとあらゆる
Eğer o bir sursa, Üzerine gümüş mazgallı siper yaparız; Eğer bir kapıysa, Sedir tahtalarıyla onu kaplarız.Ako je zid, zgradimo na njej srebrn nadzidek v utrdbo; ako je ona duri, ogradimo jo z deskami cedrovimi.
Eğer o bir sursa, Üzerine gümüş mazgallı siper yaparız; Eğer bir kapıysa, Sedir tahtalarıyla onu kaplarız.Er hun en Mur, så bygger vi en krone af sølv derpå, men er hun en Dør, så spærrer vi den med Cederplanke.
Eğer o bir sursa, Üzerine gümüş mazgallı siper yaparız; Eğer bir kapıysa, Sedir tahtalarıyla onu kaplarız.Er hun en mur, vil vi bygge på den tinder av sølv; er hun en dør, vil vi stenge den med en sederplanke.
Eğer o bir sursa, Üzerine gümüş mazgallı siper yaparız; Eğer bir kapıysa, Sedir tahtalarıyla onu kaplarız.Ha õ kõfal, építünk azon ezüstbõl palotát; ha pedig ajtó õ, elrekesztjük õt czédrus-deszkával.
Eğer o bir sursa, Üzerine gümüş mazgallı siper yaparız; Eğer bir kapıysa, Sedir tahtalarıyla onu kaplarız.Jestliže jest zed, vzděláme na ní palác stříbrný; pakli jest dveřmi, obložíme je dskami cedrovými.
Eğer o bir sursa, Üzerine gümüş mazgallı siper yaparız; Eğer bir kapıysa, Sedir tahtalarıyla onu kaplarız.Jeźliże jest murem, zbudujmyż na niej pałac srebrny; a jeźli jest drzwiami, oprawmyż ją deszczkami cedrowymi.
Eğer o bir sursa, Üzerine gümüş mazgallı siper yaparız; Eğer bir kapıysa, Sedir tahtalarıyla onu kaplarız.Jos hän on muuri, rakennamme sille hopeasta harjan; jos hän on ovi, sen setrilaudalla suljemme."
Eğer o bir sursa, Üzerine gümüş mazgallı siper yaparız; Eğer bir kapıysa, Sedir tahtalarıyla onu kaplarız.그가 성벽일진대 우리는 은망대를 그 위에 세울 것이요 그가 문일진대 우리는 백향목 판자로 두르리라
Eğer o bir sursa, Üzerine gümüş mazgallı siper yaparız; Eğer bir kapıysa, Sedir tahtalarıyla onu kaplarız.Ако бъде стена ще съградим на нея сребърни укрепления; И ако бъде врата, ще я оградим с кедрови дъски.
Eğer o bir sursa, Üzerine gümüş mazgallı siper yaparız; Eğer bir kapıysa, Sedir tahtalarıyla onu kaplarız.אם חומה היא נבנה עליה טירת כסף ואם דלת היא נצור עליה לוח ארז׃
Eğer o bir sursa, Üzerine gümüş mazgallı siper yaparız; Eğer bir kapıysa, Sedir tahtalarıyla onu kaplarız.ان تكن سورا فنبني عليها برج فضة. وان تكن بابا فنحصرها بألواح ارز
Eğer o bir sursa, Üzerine gümüş mazgallı siper yaparız; Eğer bir kapıysa, Sedir tahtalarıyla onu kaplarız.他 若 是 牆 、 我 們 要 在 其 上 建 造 銀 塔 . 他 若 是 門 、 我 們 要 用 香 柏 木 板 圍 護 他
Eğer o bir sursa, Üzerine gümüş mazgallı siper yaparız; Eğer bir kapıysa, Sedir tahtalarıyla onu kaplarız.他 若是 牆 、 我 們 要 在 其上 建造 銀塔 . 他 若是門 、 我 們 要 用 香柏 木板 圍護他
Eve gidip zemin tahtalarını kazdılar. kazdılar ve küt! kazma bir şeye çarptı.In sta šla do hiše ter začela dvigovati talne plošče in med kopanjem "bum" - nekaj sta zadela.
Eve gidip zemin tahtalarını kazdılar. kazdılar ve küt! kazma bir şeye çarptı.Odamentek a házhoz, feltörték a padlót és ástak ... Aztán kopp ... valaminek nekiütköztek.
Eve gidip zemin tahtalarını kazdılar. kazdılar ve küt! kazma bir şeye çarptı.Und sie gehen zum Haus und graben die Bodenbretter aus, und sie graben und 'klonk' treffen auf etwas.
Öğretmenler devasa PVC beyaz tahtaları sınıflara taşıdılar, yani iyi fikilerimiz vardı.A tanárok hatalmas PVC írótáblákat hoztak a tantermekbe, ami adott egy pár jó ötletet.
Öğretmenler devasa PVC beyaz tahtaları sınıflara taşıdılar, yani iyi fikilerimiz vardı.De leraren haalden gigantische PVC whiteboards in de klas, dus hadden we een paar goede ideeën.

İlgili Sayfalar