Tabun az miktarlarda bile "çok zehirli" bir sinir ajanıdır.VX is a "particularly toxic nerve agent".
Sarin ve Tabun'dan daha çok, Sayklosarin'den ise daha az tehlikelidir.It is both more lethal and more persistent than sarin or tabun, but less so than cyclosarin.
Dionysios bu tabunun nedenini sorduğunda yanıt vermeyi reddetti.Dionysius questioned her as to the reason for this taboo, but she refused to answer.
Tabun ekmeği (Arapça: خبز طابون), Levant bölgesinde yaygın olan bir yassı ekmektir.Taboon bread (Arabic: خبز طابون khubz tabun) or laffa (Arabic: لفة) is a Levantine flatbread.
Tandırda veya tabun adı verilen bir fırında pişirilir.It is cooked in a tannur (tandoor) or taboon oven.
Genellikle tabun ekmeğiyle servis edilir.It is also known as muhammar (Arabic: محمر).
Yusra, Tabun 1'i keşfetmesi ile bilime kalıcı bir katkı yaptı.Yusra's discovery of Tabun 1 made a lasting contribution to science.
Genellikle kimyasal silah olarak kullanılan bu maddeler başlıca Tabun, Soman ve Sarin'dir.As principais armas químicas desse gênero são o soman, o tabun, o VX e o sarin.
Kimyasal Savaş Sinir Ajanları Kimyasal Silahlar Siklosarin Tabun Sarin神經毒素 沙林 化學武器公約
Tabun az miktarlarda bile "çok zehirli" bir sinir ajanıdır.VX е "особено токсичен нервен агент".
Kimyasal Savaş Sinir Ajanları Kimyasal Silahlar Siklosarin Tabun SarinЯдрено оръжие Химическо оръжие Биологично оръжие
Aradaki buzları çözüyordu, bir tabunun üstesinden geliyordu, ve bence bu da tasarımın yapabileceği birşey.Ça brisait la glace, ça surmontait un stigmate, et je pense que c'est aussi ce que le design peut faire.
Aradaki buzları çözüyordu, bir tabunun üstesinden geliyordu, ve bence bu da tasarımın yapabileceği birşey.Era romper el hielo, era superar un estigma, y pienso que eso es algo que el diseño puede hacer.
Aradaki buzları çözüyordu, bir tabunun üstesinden geliyordu, ve bence bu da tasarımın yapabileceği birşey.E' stato un rompere il ghiaccio, superare uno stigma sociale, e credo che il design possa fare anche questo.
Aradaki buzları çözüyordu, bir tabunun üstesinden geliyordu, ve bence bu da tasarımın yapabileceği birşey.덕분에 좌중은 입을 열었죠. 부끄러움을 넘어서는 것 이것도 디자인이 할 수 있는 일이라고 생각해요.
Aradaki buzları çözüyordu, bir tabunun üstesinden geliyordu, ve bence bu da tasarımın yapabileceği birşey.Nó đã phá tan tảng băng, nó đã vượt qua sự mặc cảm, và tôi nghĩ đó cũng là điều mà thiết kế có thể làm.
Aradaki buzları çözüyordu, bir tabunun üstesinden geliyordu, ve bence bu da tasarımın yapabileceği birşey.To przełamało lody, pokonało przepaść. Uważam, że to właśnie potrafi design.
Aradaki buzları çözüyordu, bir tabunun üstesinden geliyordu, ve bence bu da tasarımın yapabileceği birşey.Крига скресла, сором був подоланий і, я думаю, це теж заслуга дизайну.
Aradaki buzları çözüyordu, bir tabunun üstesinden geliyordu, ve bence bu da tasarımın yapabileceği birşey.Лед был сломан, стыд был преодолен и, я думаю, это тоже заслуга дизайна.
Aradaki buzları çözüyordu, bir tabunun üstesinden geliyordu, ve bence bu da tasarımın yapabileceği birşey.זה שבר את הקרח, זה היה להתגבר על סטיגמה, ולדעתי גם זה משהו שהעיצוב יכול לעשות.
Aradaki buzları çözüyordu, bir tabunun üstesinden geliyordu, ve bence bu da tasarımın yapabileceği birşey.كانت بمثابة كسر للحواجز، لدفع الخجل، وايضاً امكانية التصميم لايصال الفكره.
Aradaki buzları çözüyordu, bir tabunun üstesinden geliyordu, ve bence bu da tasarımın yapabileceği birşey.解き放てることも デザインがなしうることなのです