Tom sandviç tabağını Mary'nin önündeki masaya koydu.Tom put the plate of sandwiches on the table in front of Mary.
Tom hızla tabancasını yeniden yükledi.Tom quickly reloaded his pistol.
Tom tabancasına uzandı.Tom reached for his pistol.
Tom yemek tabağını Mary'ye doğru itti.Tom shoved his plate of food toward Mary.
Tom bir tabanca ile Mary'yi tehdit etti.Tom threatened Mary with a pistol.
Tom oğluna tabağındaki her şeyi yemesi gerektiğini söyledi.Tom told his son that he had to eat everything that was on his plate.
Lavabo kirli tabaklarla dolu.The sink is full of dirty dishes.
Bu ayakkabılarda yeni tabanlara ihtiyacım var.I need new soles on these shoes.
Tabaktaki nedir?What is that on the plate?
Tom tabağını bir kenara itti ve yeterince yediğini söyledi.Tom pushed his plate away and said that he had eaten enough.
Kaç tane tabak ve fincan var?How many plates and cups are there?
Mary için tabanca bir silahtır.For Mary, the gun is a weapon.
Bir çocuğa bir tabanca vermezdin, değil mi?You wouldn't give a child a gun, would you?
Yaklaşık onun yarısını yedim ve geriye kalanını tabağımda bıraktım.I ate about half of it and left the rest on my plate.
Kutuplardaki buz tabakası eriyor.The permafrost is thawing.
Tabakta biraz yeşil fasulye vardı.There were some green beans on the plate.
Sana bu su tabancasını veren kişi Tom'muydu?Was Tom the one who gave you this squirt gun?
Dolabın içinde ve masanın üzerinde temiz tabaklar var.There are clean plates inside the closet and on the table.
Tabakları yıkamak için sabun satın almak zorundayız.We have to buy soap to wash the dishes.
Jérôme ayaklarını tabağın içine koydu.Jérôme put his feet in the dish.
Bir tabak ev yapısı dondurma gibi bir şey yoktur.There's nothing like a dish of homemade ice cream.
Ben orta tabaka değilim.I'm not middle class.
Tabana dokundun mu?Did you touch the bottom?
Tabanları yağlayalım.Let's run for it.
Tom tabağındaki her şeyi bitirdi.Tom finished everything on his plate.
Tom orta tabaka, değil mi?Tom is middle class, isn't he?
Tom mermileri tabancasına yüklüyor.Tom is loading bullets into his gun.
Tom Mary'yi bir tabancayla vurdu.Tom shot Mary with a pistol.
Tom tabağındaki her şeyi yedi mi?Did Tom eat everything on his plate?
Keşke tabağımda bir balık olsan.I wish you were a fish in my dish.
Masada bir tabak artık yemek vardı.There was a plate of uneaten food on the table.
Tabak mı yoksa tepsi mi kullanmak istiyorsun?Do you want to use a platter or a tray?
Tom'un izleri tabancada.Tom's prints are on the gun.
Tom önündeki yemek tabağına baktı.Tom looked down at the plate of food in front of him.
Karışıklığı önlemek için taban da etiketlendi.In order to avoid confusion, the bottom is labelled too.
Bir tabağa ihtiyacım yok.I don't need a plate.
Tom'un tabağında başka şeyleri var.Tom has got other things on his plate.
Tom'un tabağındaki her şeyi yemeyeceğini düşündüm.I thought Tom wouldn't eat everything on his plate.
Tabanda büyük bir halı var.There's a large carpet on the floor.
Tabancada parmak izlerin bulundu.Your fingerprints were found on the gun.
Tom kendine büyük bir tabak dondurma ikram etti.Tom treated himself to a large dish of ice cream.
Tom kendine bir tabak daha dondurma aldı.Tom helped himself to another dish of ice cream.
Mary çatalını tabağındaki yemekle oynamak için kullandı.Mary used her fork to play with the food on her plate.
Tom çatalıyla tabağındaki yemekle oynadı.Tom played with the food on his plate with his fork.
Sanırım Tom tabağı bilerek kırdı.I think Tom broke the dish on purpose.
Tom bir tabanca çıkardı ve Mary'yi vurdu.Tom pulled out a pistol and shot Mary.
Chavacano, İspanyolca tabanlı kreol dilidir.Chavacano is a Spanish-based creole language.
Çocuklar yaz aylarında serin kalmak için su tabancalarıyla oynamayı severler.Children love playing with squirt guns in the summer to stay cool.
Onları sebzelerden uzak tutmak için bahçemdeki tavşanları bir su tabancası ile vurdum.I shoot the rabbits in my garden with a squirt gun to keep them away from the vegetables.
Tabaklar yanlış masaya gönderilmiş.The dishes got sent to the wrong table.
Tom'un yürüyüş botlarıyla sorunu var. Bir ayağının tabanında kabarcıklar var.Tom has trouble with his walking boots. He has blisters on the sole of one foot.
Tom outdoor botlarıyla problem yaşıyor. Bir ayağının tabanı su toplamış.Tom has trouble with his walking boots. He has blisters on the sole of one foot.
Fırtınalar boyanın dış tabakasını aşındırdı.Storms have abraded the outer layer of paint.
Tom iki tabak spagetti yedi.Tom ate two plates of spaghetti.
Birçok biyometrik sistem parmak izi tarayıcısı tabanlıdır.Many biometric systems are based on the fingerprint scanner.
Tabak ellerimden kaydı.The plate slipped from my hands.
Polis tabancayı çekti.The policeman drew the revolver.
Tom üç tane tabak kırdı.Tom broke three dishes.
Tom tabakları kırdı.Tom broke the dishes.
Tom bir tabanca satın aldı.Tom bought a gun.