Ana içeriğe geç
Sözlük

taşrada ile cümle

taşrada kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Taşrada eski âdetler, kolay kolay kaybolmadı.Old practices died hard in the country.
Babam taşrada yaşıyor.My father lives in the country.
Şehirde yaşamak taşrada yaşamaya göre gerçekten farklıdır.Living in the city is really different to living in the country.
Taşrada yaşıyorum.I live upstate.
Küçükken büyükanne ve büyükbabalarımla taşrada çok vakit geçirdim.When I was little, I spent a lot of time in the country with my grandparents.
Tom taşrada yaşarken asla kapılarını kilitlemedi.Tom never locked his doors when he lived in the country.
Fadıl taşrada yeni bir ev satın aldı.Fadil bought a new house in the country.
Leyla taşrada yalnız başına uzun bir gece geçirdi.Layla spent a long night alone in the outback.
Leyla taşrada hemen hemen ölmüş bulundu.Layla was found almost dead in the outback.
Leyla'nın taşradaki sıkıntısı yeni başlıyordu.Layla's ordeal in the outback was just beginning.
Leyla taşrada dolaşmaya devam etti.Layla continued to wander in the outback.
Ancak bu parti taşradan ve sendikalardan destek bulamadı.Generally speaking, those sections were not challenged by the states and the unions.
Bizler taşrada yaşıyoruz.So we live in the boonies.
Kallisto ve Zeus'un oğlu Arkas'tır ve Lykaion civarında taşrada yaşamıştır.He is Arkas the son of Kallisto and Zeus, and he lived in the country about Lykaion.
Bunlar çoğunlukla taşradan gelen atlılardı.They were mostly horsemen from the provinces.
Çocukluğu boyunca Parra, sekiz kardeşiyle birlikte, taşrada yoksulluk içinde yaşar.Während ihrer Kindheit lebte Violeta mit acht Geschwistern auf dem Land in Armut.
Taşrada ise, müftüler eğitim teşkilatının sorumlusu olmuşlardır.Por ejemplo, el Derecho de Autor estaba bajo la responsabilidad del Ministerio de Educación.
Genellikle taşrada etkin oldular.Обычно они били отовсюду.
Bu devirde, Osmanlı Devleti’nin merkezî otoritesi taşrada büyük ölçüde etkisizdi.في ذلك العصر كانت السلطة المركزية للدولة العثمانية بلا تأثير خارج المدن.
Taşrada yaşayan Kürtler ise, daha çok geleneksel Kürt kültüründe kalmışlardır.Danças em círculo similares também são tradicionais em outras culturas da região.
Taşrada ise, müftüler eğitim teşkilatının sorumlusu olmuşlardır.Os municípios são responsáveis pela contratação de professores.
Taşrada büyüdüm.Ik ben opgegroeid op het platteland.
Ayrıca merkezden taşradaki bir adliyenin denetlenebilmesi mümkün hale gelmiştir.Mógł go jedynie przejrzeć pod nadzorem urzędnika sądowego.
Ben taşrada yaşarken o, Moskova'da yaşamalı ve onu görmeye gideceğim...Dacă crede că este potrivit să rămână în Berlin atunci voi sta cu el.
Taşrada ise, müftüler eğitim teşkilatının sorumlusu olmuşlardır.I nogle lande er posten dog forenet med træner-posten.
Kıyı ve iç bölgelerdeki kent merkezlerinin tamamı Romanize olmuşken taşrada durum tamamıyla farklıdır.尽管沿海和内陆的城市中心几乎完全罗马化,农村状况却截然不同。
Kıyı ve iç bölgelerdeki kent merkezlerinin tamamı Romanize olmuşken taşrada durum tamamıyla farklıdır.Пътищата в града, а и в цялата провинция Маниема са като цяло в лошо състояние.
Taşradaki tüm sınıflardan insanların yaptırdığı daha büyük ve daha iyi mezarlar da bunu göstermektedir.Svedčia o tom väčšie a lepšie hrobky všetkých spoločenských tried.
Bizler taşrada yaşıyoruz.Aşa că trăim la periferie.
Bizler taşrada yaşıyoruz.Donc nous vivons dans la campagne.
Bizler taşrada yaşıyoruz.Dus wij wonen in de rimboe.
Bizler taşrada yaşıyoruz.Entonces nosotros vivimos en la mitad de la nada.
Bizler taşrada yaşıyoruz.우리는 완전 시골에 살고 있는거죠.
Bizler taşrada yaşıyoruz.Quindi noi viviamo sperduti nella vastita'.
Bizler taşrada yaşıyoruz.Tehát mi a világ végén lakunk.
Bizler taşrada yaşıyoruz.Wir leben also im Busch.
Bizler taşrada yaşıyoruz.Żyjemy na zadupiu. Nie jesteśmy w centrum Układu Słonecznego,
Bizler taşrada yaşıyoruz.Ζούμε λοιπόν στη μέση του πουθενά.
Bizler taşrada yaşıyoruz.Така че ние живеем в предградията.
Bizler taşrada yaşıyoruz.Так что мы живем в глуши.
Bizler taşrada yaşıyoruz.Тож ми живемо на відшибі.
Bizler taşrada yaşıyoruz.אז, אנו חיים באזור נידח.
Bizler taşrada yaşıyoruz.لذا نعيش بعيدا في الهامش.
Bizler taşrada yaşıyoruz.私たちは太陽系の中心にはいません
Şehrin ortasında kocaman bina yapılıyordu o yüzden taşradaki minicik yerdeydik.중간 지구에 아주 커다란 건물을 짓는 중이었는데 아주 작은 오지에 있었던 거에요
Şehrin ortasında kocaman bina yapılıyordu o yüzden taşradaki minicik yerdeydik.Stavamo costruendo, il grande, grande palazzo a Midtown ma ci trovavamo ancora in una piccola zona sperduta.
Şehrin ortasında kocaman bina yapılıyordu o yüzden taşradaki minicik yerdeydik.We bouwden het grote, grote, grote gebouw in Midtown dus waren we in een of ander vergeten gebied.
Şehrin ortasında kocaman bina yapılıyordu o yüzden taşradaki minicik yerdeydik.Строяхме голямата, голяма, голяма, голяма сграда в Мидтаун, затова бяхме в малките, малки, малки пущинаци.
Şehrin ortasında kocaman bina yapılıyordu o yüzden taşradaki minicik yerdeydik.בנינו את הבניין הממש, ממש, ממש גדול במרכז העיר, אז היינו באזור הכפרי הממש, ממש קטן.
Şehrin ortasında kocaman bina yapılıyordu o yüzden taşradaki minicik yerdeydik.لقد قمنا ببناء أكبر، أكبر، أكبر، أكبر مبنى في وسط المدينة حيث بدونا أصغر، أصغر، أصغر نعمة من السماء.
Şehrin ortasında kocaman bina yapılıyordu o yüzden taşradaki minicik yerdeydik.クイーンズの狭い 狭い場所にいました 私のキャリアの中でも 最も楽しかった時のひとつです
Yahudilerin Fısıh Bayramı yakındı. Taşradakilerin birçoğu bayramdan önce arınmak için Yeruşalime gitti.Byla pak blízko velikanoc Židovská. I šli mnozí do Jeruzaléma z krajiny té před velikonocí, aby se očistili.
Yahudilerin Fısıh Bayramı yakındı. Taşradakilerin birçoğu bayramdan önce arınmak için Yeruşalime gitti.유대인의 유월절이 가까우매 많은 사람이 자기를 성결케 하기 위하여 유월절 전에 시골서 예루살렘으로 올라갔더니
Yahudilerin Fısıh Bayramı yakındı. Taşradakilerin birçoğu bayramdan önce arınmak için Yeruşalime gitti.Lễ Vượt Qua của dân Giu-đa gần đến, có lắm người trong xứ lên thành Giê-ru-sa-lem trước ngày lễ để tẩy uế.
Yahudilerin Fısıh Bayramı yakındı. Taşradakilerin birçoğu bayramdan önce arınmak için Yeruşalime gitti.Lễ_Vượt_Qua của dân Giu-đa gần đến , có lắm người trong xứ lên thành Giê-ru-sa-lem trước ngày lễ để tẩy_uế .
Yahudilerin Fısıh Bayramı yakındı. Taşradakilerin birçoğu bayramdan önce arınmak için Yeruşalime gitti.Men jødenes påske var nær, og mange drog før påsken fra landet op til Jerusalem for å rense sig.
Yahudilerin Fısıh Bayramı yakındı. Taşradakilerin birçoğu bayramdan önce arınmak için Yeruşalime gitti.Men Jødernes Påske var nær; og mange fra Landet gik op til Jerusalem før Påsken for at rense sig.
Yahudilerin Fısıh Bayramı yakındı. Taşradakilerin birçoğu bayramdan önce arınmak için Yeruşalime gitti.Була ж близько пасха Жидівська; і йшло багато в Єрусалим із сіл перед пасхою, щоб очищати себе.
Yahudilerin Fısıh Bayramı yakındı. Taşradakilerin birçoğu bayramdan önce arınmak için Yeruşalime gitti.Исус в отговор им рече: Едно дело извърших и всички се чудите на Мене поради него.
Yahudilerin Fısıh Bayramı yakındı. Taşradakilerin birçoğu bayramdan önce arınmak için Yeruşalime gitti.Приближалась Пасха Иудейская, и многие из всей страны пришли в Иерусалим перед Пасхою, чтобы очиститься.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod