taşları ile cümle
taşları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Örnek olarak deniz tabanındaki taşların büyük bir kısmı yuvarlak şekillidir.Върху някои от тях, предимно върху вкопаната в земята част, са изрязани рунически знаци.
Doğal seçilim, modern biyolojinin temel taşlarından biridir.В днешно време естественият отбор е един от крайъгълните камъни на модерната биология.
Taşların içine oyulmuştur.Живее под камъните.
Böbrek taşları lokalizasyonlarına ve kimyasal yapılarına göre sınıflandırılırlar.Минералите са разделени на съответните класове и секции съгласно химичния им състав и структура.
Bu mezar taşlarının kime ait olduğu ile ilgili bir bilgi bulunmamaktadır.Не е известно какво се е случило с останките в гроба.
Öbürleri ise taşların altında ya da bitki döküntüleri arasında yaşar.Някои видове живеят в калта или между камъните.
Mezar taşlarının hemen hepsi Polonyaca ile yazılmıştır.Така, всички останки в гробовете са приети за прабългарски.
Safra taşlarının %20'sini oluştururlar.С тях се заема 20% от площите.
Gerekirse başka oyun taşlarından bir vezir alınması gerekmektedir.При необходимост се долепват до тях още стаи.
Bunlar binek taşlarıdır.Ъглните са от дялани камъни.
Sokaklardaki kaldırım taşları, baskıcı asillere karşı ayaklanmış halkın kanları ile kırmızıya dönüşüyor.Павираните улици почервеняват от кръвта на хората, изправили се пред деспотичната аристокрация.
Mezar taşlarının üzerinde ölen kişilerin ismi, nereli oldukları, doğum tarihi ve ölüm yaşları yazmaktadır.Край гроба се поставя надгробна плоча с имената на починалия, неговите дати на раждане и смърт.
Karşı tarafın taşları için bu böyle değildir.No kod zvijezda nije tako.
Batılı oyuncular sık sık iki tarafların bu taşlarını „fil“ adlandırır.Kako bi ih se razlikovalo, afričkog slona često nazivaju i "stepskim slonom".
Taşların içine oyulmuştur.Još uvijek zatrpan je kamenjem.
Vezir , satranç taşlarının en kuvvetlisidir.Kraljica je najvrijednija figura u šahu.
Pırlanta ve değerli taşların seçimi için de aynısı geçerlidir.Isit se postupak primjenjuje i za odabir dijamanata i dragog kamenja.
Yüksek kalitede yapı taşları Mısır'da bolca vardı.Kvalitný stavebný kameň bol v Egypte hojný.
Hamle: Zayıf oyuncu beyaz taşları alır.Biely hráč umiestni jeden biely kameň.
Ancak söz konusu inşa işlerinde kullanılmak üzere birçok antik kalıntının taşları söküldü.Na postavenie tejto stavby boli použité mnohé staroveké kamene z predošlých stavieb.
Taşlarının nereye götürüldüğü bugün bilinmemektedir.Nie je známe kade vystúpili.
Şu anlık Kepler-22b'nin hangi yapı taşlarına ait olduğu bilinmemektedir.Nie je jasné, či sa na planéte Kepler-452b nachádza obývateľné prostredie.
Proton ve nötron gibi bileşik fermiyonlar maddenin yapı taşlarıdır.Zložené fermióny, ako protóny a neutróny, sú základnými prvkami hmoty.
Mezar taşlarının yaklaşık 200'ü fresklerle süslenmiştir.Približno 200 nagrobnikov je okrašeno s freskami.
Fakat 1940'ların ortalarına kadar, kaldırım taşlarının betondan üretilmeye başlamadı.Do sredine 1940-ih pa so se tlakovci začeli proizvajati iz betona.
Vezir , satranç taşlarının en kuvvetlisidir.Dama je najmočnejša šahovska figura.
Dolayısıyla asal sayılar, doğal sayıların "temel inşa taşları" olarak düşünülebilir.S tem so praštevila »osnovni gradniki« naravnih števil.
Ayrıca daha sonraki başka inşaatlarda kullanılmak üzere bu tapınağın taşlarından yararlanılmıştır.Vsaj nekateri kamni iz templja so bili uporabljeni pri gradnji drugih stavb.
Doğal seçilim, modern biyolojinin temel taşlarından biridir.Naravno odbiranje je eden ključnih konceptov v sodobni biologiji.
Yüksek kalitede yapı taşları Mısır'da bolca vardı.Zelo kakovosten kamen za gradbeništvo je bil na razpolago po celem Egiptu.
Hanın taşları sökülerek civardaki yerleşim yerlerinde yapı malzemesi olarak kullanılmıştır.Kamni iz stebrov so bili uporabljeni kot gradbeni material v bližnjih naseljih.
(Çin taşların sağ tarafında batılaştırıkmış üstyazısı.)(Nekatere interpretacije Zlatega trikotnika vključujejo tudi del kitajske province Yunan.)
Amaçları: Tüm kıtanın kontrolünü ele geçirmek ve Metin Taşlarının artan gücünü engellemek.Skrbi za red na le-teh in odstranjuje sporne teme.
Belki de hiçbir müzik türüne yakışmayan almanca dili, Rammstein'ın müziğinin adeta temel taşlarından biri.Ne bi zgrešili, če bi rekli, da je Gibonni ena redkih pravih »mainstream« glasbenih zvezd na Hrvaškem.
Şu anlık Kepler-22b'nin hangi yapı taşlarına ait olduğu bilinmemektedir.Apie Kepler-22b orbitos formą neturima jokios informacijos.
Satranç taşları, satranç oyununda kullanılan simgelerdir.Šachmatų taisyklės yra taisyklės, naudojamos žaidžiant šachmatais.
Kale kendi taşları veya rakip taşlarının üzerinden atlayamaz.Ikrelius neršia ant akmenų arba augalų lapų.
Bazen taşların üzerine kum da dökülür.Mõnikord poeb kärnkonn päevaks ka kivi alla.
Gerekirse başka oyun taşlarından bir vezir alınması gerekmektedir.Vajadusel annab žürii välja eriauhindu.
Burada 200-300 yıllık mezar taşlarına rastlamak mümkündür.Eestis hinnatakse pesitsusajal must-kärbsenäpi arvukust 200 000–300 000 haudepaarile.
Taşların üstünde insan ayak izleri vardır.Kivi jalamile on kuhjatud väiksemaid kive.
(Çin taşların sağ tarafında batılaştırıkmış üstyazısı.)(Puskari rollist setude kultuuris.)
Taşlarının nereye götürüldüğü bugün bilinmemektedir.Pole teada, kuhu nad sealt edasi viidi.
Geçmişten günümüze gelebilen eski taşların çoğunluğu 19. yüzyıla aittir.Suurem osa mõisakompleksi praeguseks säilinud ehitistest pärineb aga XIX sajandist.
20.yüzyıl bu probleme bir çözüm önerdi, ama bütünüyle beklenmedik, taşları yerinden oynatan bir biçimde.1920年代にクルト・ゲーデルが 連続体仮説を偽であると 証明することは不可能だと示し
20.yüzyıl bu probleme bir çözüm önerdi, ama bütünüyle beklenmedik, taşları yerinden oynatan bir biçimde.20세기에 와서 전혀 기대하지 않았던 패러다임이 깨지는 방법으로 이 문제의 해결책을 보게 되었습니다.
20.yüzyıl bu probleme bir çözüm önerdi, ama bütünüyle beklenmedik, taşları yerinden oynatan bir biçimde.A 20. század eldöntötte a problémát, de igen váratlan, meghökkentő módon.
20.yüzyıl bu probleme bir çözüm önerdi, ama bütünüyle beklenmedik, taşları yerinden oynatan bir biçimde.Secolul XX a rezolvat acestă problemă, neaşteptat, printr-o schimbare radicală a paradigmei.
20.yüzyıl bu probleme bir çözüm önerdi, ama bütünüyle beklenmedik, taşları yerinden oynatan bir biçimde.Thế kỉ 20 đã có những bước tiến trong vấn đề này, nhưng theo cách hoàn toàn ngoài mong đợi.
20.yüzyıl bu probleme bir çözüm önerdi, ama bütünüyle beklenmedik, taşları yerinden oynatan bir biçimde.Решение данной проблемы было найдено в XX веке, однако оно заставило полностью пересмотреть научную парадигму.
20.yüzyıl bu probleme bir çözüm önerdi, ama bütünüyle beklenmedik, taşları yerinden oynatan bir biçimde.Розв'язок цієї задачі з'явився у 20 столітті, несподівано зруйнувавши усталену парадигму.
20.yüzyıl bu probleme bir çözüm önerdi, ama bütünüyle beklenmedik, taşları yerinden oynatan bir biçimde.במאה ה-20 נמצא פתרון לבעיה, בצורה לגמרי בלתי צפויה ומהפכנית.
20.yüzyıl bu probleme bir çözüm önerdi, ama bütünüyle beklenmedik, taşları yerinden oynatan bir biçimde.وقد تم إيجاد حل لهذه المشكلة في القرن العشرين، ولكن بطريقة نموذجية غير متوقعة أبداً.
Amino asitlerden bahsetmelerinin nedeniyse, dediğim gibi, bunların proteinlerin yapı taşları olmaları.Deze zouden een eiwit kunnen bepalen.
Amino asitlerden bahsetmelerinin nedeniyse, dediğim gibi, bunların proteinlerin yapı taşları olmaları.Maintenant, tous les gènes ne font pas de protéines, mais toutes les les protéines sont faites par les gènes.
Amino asitlerden bahsetmelerinin nedeniyse, dediğim gibi, bunların proteinlerin yapı taşları olmaları.Pokud máte 1 500 aminokyselin, tak to odpovídá 1 500 kodonům, což znamená zhruba 4 500 párů bází.
Amino asitlerden bahsetmelerinin nedeniyse, dediğim gibi, bunların proteinlerin yapı taşları olmaları.מפרסמים את חומצות האמינו כתוספי תזונה
Amino asitlerden bahsetmelerinin nedeniyse, dediğim gibi, bunların proteinlerin yapı taşları olmaları.これが、タンパク質の固まりだからです。
Ana kötü karakter, Rughal, bu taşların kendilerini güncellemesini istemiyor.Acum, personajul negativ, Rughal, nu vrea ca pietrele să se actualizeze.
Ana kötü karakter, Rughal, bu taşların kendilerini güncellemesini istemiyor.Der größte Bösewicht, Rughal, möchte nicht, dass diese Steine sich updaten.