taşları ile cümle
taşları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Belki onları Central'a götürür Felsefe Taşları için malzeme yaparım.Talvez eu os leve de volta para Central e os use como ingredientes para Pedras Filosofais.
Belki onları Central'a götürür Felsefe Taşları için malzeme yaparım.Ίσως να τους πάω στο Σέντραλ, ως υλικά Φιλοσοφικής Λίθου.
Belki onları Central'a götürür Felsefe Taşları için malzeme yaparım.Может, я перенесу их в Централ и использую как ингредиенты для Философского Камня.
Ben bu sekiz karaktere kökler diyorum. Bunlar daha fazla karakter yaratabilmeniz için temel taşları.Te znaki to podstawy, podstawowe elementy, które pozwolą wam poznać wiele więcej.
Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.Als Kind hatte ich Sammlungen von Stöckern, Steinen, Kieseln und Muscheln.
Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.Când eram mică, aveam diverse colecții de bețe, roci, pietricele și scoici.
Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.Da bambina avevo tante raccolte di bastoncini, di pietre, di sassi e di conchiglie.
Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.De niña yo tenía muchas colecciones: de palos, piedras, guijarros y conchas.
Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.Gyerekként rengeteg gyüjteményem volt botokból, kövekből és kavicsokból és kagylókból.
Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.Když jsem byla malá, měla jsem spoustu sbírek klacíků a kamínků a oblázků a mušliček.
Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.Keď som bola malá, mala som niekoľko zbierok nálepiek, kameňov, okruhliakov a mušlí.
Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.Ketika saya masih anak-anak, saya memiliki banyak kumpulan ranting, batuan, kerikil, dan kerang.
Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.Khi còn nhỏ, tôi có hàng loạt bộ sưu tập que, đá, sỏi và vỏ sò.
Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.제가 어렸을때 저는 나무작대기, 돌, 자갈 그리고 조개껍질 같은 것을 모았었지요.
Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.När jag var liten så hade jag flera olika samlingar av pinnar och stenar och grus och snäckor.
Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.Quand j"étais enfant, j'avais plusieurs collections de bâtons, de cailloux, de galets et de coquillages.
Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.Quando eu era pequena, fazia muitas coleções de paus e pedras e seixos e conchas.
Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.Toen ik een kind was, had ik vele verzamelingen van stokken, stenen, kiezelstenen en schelpen.
Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.W dzieciństwie z zapałem kolekcjonowałam patyki, kamienie małe i duże oraz muszelki.
Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.Όταν ήμουν παιδί, είχα πολλές συλλογές από ξυλάκια και πέτρες και μάρμαρα και κοχύλια.
Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.Когато бях дете, имах различни сбирки от пръчки и камъни, и камъчета, и черупки.
Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.Когда я была маленькой, у меня были многочисленные коллекции палочек, камней, гальки и ракушек.
Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.Коли я була дитиною, то мала величезні колекції наклейок, камінців, ракушок.
Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.כשהייתי ילדה, היו לי אוספים רבים של מקלות ואבנים וחלוקי נחל וקונכיות.
Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.عندما كنت طفلا، كان عندي مجموعات مشكّلة مختلفة من عصي وأحجار وحصي وأصداف.
Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.小石や貝殻などを沢山集めていたものですが なぜか今の子はそういうことをしません
Biz bankacılık endüstrisinin temel taşlarından olan, önde gelen bir markayız,あなたはアメリカの資本主義を表すこの物を一つ、
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.Aivomme kehittyivät keskikokoisissa esi-isissä, jotka eivät voineet kävellä kivien läpi.
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.A mi agyunk közepes méretű ősökben fejlődött ilyenné, akik nem tudtak átmenni a kősziklán.
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.Avem creiere care au evoluat din strămoşi de mărime medie care nu puteau să treacă prin perete.
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.Kita punya otak yang berevolusi dari nenek moyang berukuran sedang yang tak dapat berjalan menembus batu.
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.우리가 가진 뇌는 바위를 뚫고 지나지 못하는 중간 크기의 조상으로부터 진화한 것입니다.
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.Máme mozog, ktorý sa vyvinul v stredne veľkých predchodcoch, ktorí nedokážu prechádzať skalami.
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.My máme mozky, které se vyvinuly ve středně velkých předcích, kteří nemohli procházet skálou.
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.Nasze mózgi ewoluowały w skali naszych przodków, którzy nie potrafili przechodzić przez skały.
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.Nhưng não bộ của chúng ta, tiến hóa từ tổ tiên có kích thước vừa và không thể đi xuyên qua đá.
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.Nós temos cérebros que evoluíram de antepassados de tamanho médio que não conseguiam atravessar as rochas.
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.Onze hersenen zijn geëvolueerd in middelgrote voorouders die niet door rotsen konden lopen.
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.Tenemos cerebros que evolucionaron de ancestros tamaño medio que no podían atravesar rocas.
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.Vi har hjärnor som utvecklats i medelstora förfäder som inte kunde gå igenom stenar.
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.Vi har hjerner, der udvikledes i mellemstore forfædre, der ikke kunne gå igennem sten.
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.Wir haben Gehirne, die sich in mittelgroßen Vorfahren entwickelt haben, die nicht durch Steine gehen konnten.
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.Наш же мозг развился у предков среднего размера, которые не могли проходить сквозь камни.
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.Ние имаме мозъци, които са еволюирали в средни по размер прадеди които не са могли да минават през скали.
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.לנו יש מוחות שהתפתחו אצל אבות מסדר-גודל בינוני, שלא יכלו לעבור דרך סלעים.
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.لدينا أدمغة تطورت من أحجام أسلافنا في العالم-الوسط.. لم تكن بمقدورها المشي من خلال الصخور.
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.進化したのです 生存をする上で脳が必要とすることは
Böyle bir zaman için o kadar uğraşıp bu Felsefe Taşlarını yapmadık mı?Det var väl för nåt sånt här som vi gjorde alla stenar?
Böyle bir zaman için o kadar uğraşıp bu Felsefe Taşlarını yapmadık mı?Det var vel med det formål, at vi lavede alle De Vises Sten?
Böyle bir zaman için o kadar uğraşıp bu Felsefe Taşlarını yapmadık mı?È per un momento come questo che abbiamo lavorato tanto, per creare tante Pietre Filosofali, giusto?
Böyle bir zaman için o kadar uğraşıp bu Felsefe Taşlarını yapmadık mı?Foi para um momento como este que nos esforçámos tanto para criar estas Pedras Filosofais, não foi?!
Böyle bir zaman için o kadar uğraşıp bu Felsefe Taşlarını yapmadık mı?Hemos trabajado para momentos como este, para hacer todas estas Piedras Filosofales.
Böyle bir zaman için o kadar uğraşıp bu Felsefe Taşlarını yapmadık mı?Juuri tällaista tilannetta varten me valmistimme Viisasten kiviä.
Böyle bir zaman için o kadar uğraşıp bu Felsefe Taşlarını yapmadık mı?To dla takiej chwili harowaliśmy, robiąc te Kamienie Filozoficzne.
Böyle bir zaman için o kadar uğraşıp bu Felsefe Taşlarını yapmadık mı?Για μια τέτοια ώρα παλέψαμε τόσο να φτιάξουμε τόσες Φιλοσοφικές Λίθους!
Böyle bir zaman için o kadar uğraşıp bu Felsefe Taşlarını yapmadık mı?Мы трудились ради таких моментов, как этот, создавая все эти Философские Камни?!
Bu adamların en ünlülerinden biri, Frere Jacques, burada mesaneden taşların çıkartıldığıJeden z najsławniejszych z tych ludzi:
Bu adamların en ünlülerinden biri, Frere Jacques, burada mesaneden taşların çıkartıldığı이런 사람중에 가장 유명한 사람으로 페레 쟈끄란 사람은 여기 보인 그림처럼 당시로서는
Bu adamların en ünlülerinden biri, Frere Jacques, burada mesaneden taşların çıkartıldığıUno de los tipos más famosos, Frere Jacques, mostrado aquí haciendo una litotomía.
Bu adamların en ünlülerinden biri, Frere Jacques, burada mesaneden taşların çıkartıldığıאחד מהמפורסמים יותר מבין האנשים האלה, האח יעקב, שנראה כאן בניתוח ליתוטומיה,