taşıyan ile cümle
taşıyan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Ve işte bu nedenle bence iyimserlik mimariyi ileri taşıyan değerlerden biri.Và tôi vì thế tin tưởng rằng sự lạc quan giúp thúc đẩy ngành kiến trúc về phía trước.
Ve işte bu nedenle bence iyimserlik mimariyi ileri taşıyan değerlerden biri.Y por tanto creo que el optimismo es lo que conduce a la arquitectura hacia adelante.
Ve işte bu nedenle bence iyimserlik mimariyi ileri taşıyan değerlerden biri.И поради това вярвам, че оптимизмът е онова, което движи архитектурата напред.
Ve işte bu nedenle bence iyimserlik mimariyi ileri taşıyan değerlerden biri.Поэтому я считаю оптимизм движущей силой архитектуры.
Ve işte bu nedenle bence iyimserlik mimariyi ileri taşıyan değerlerden biri.ולכן אני מאמין שהאופטימיות היא שדוחפת את הארכיטקטורה קדימה.
Ve işte bu nedenle bence iyimserlik mimariyi ileri taşıyan değerlerden biri.ولذا فـأنا أؤمن أن التفاؤل هو مايدفع العمارة للأمام
Ve işte bu nedenle bence iyimserlik mimariyi ileri taşıyan değerlerden biri.建築家は、未来があると信じなくてはならない唯一の職業です
Ve sahne: gökyüzü onu oraya taşıyan helikopter filosuyla doludur.Also, die Szene: am Himmel die Helikopterflotte, die ihn hinbringt.
Ve sahne: gökyüzü onu oraya taşıyan helikopter filosuyla doludur.Așadar scena: cerul este acoperit de o flotă de elicoptere ce îl transportă.
Ve sahne: gökyüzü onu oraya taşıyan helikopter filosuyla doludur.Beginilah adegannya: Langit dipenuhi oleh armada helikopter yang membawanya.
Ve sahne: gökyüzü onu oraya taşıyan helikopter filosuyla doludur.Dans cette scène : le ciel est rempli de cette flotte d'hélicoptères qui le transportent.
Ve sahne: gökyüzü onu oraya taşıyan helikopter filosuyla doludur.Đến cảnh này: bầu trời dày đặc phi đội trực thăng mang anh ta đến
Ve sahne: gökyüzü onu oraya taşıyan helikopter filosuyla doludur.Dus de scène: de horizon is gevuld met een vloot helikopters die hem brengt.
Ve sahne: gökyüzü onu oraya taşıyan helikopter filosuyla doludur.Eccoci alla scena: il cielo è gremito dalla flotta di elicotteri incaricati di trasportarlo.
Ve sahne: gökyüzü onu oraya taşıyan helikopter filosuyla doludur.Eis a cena: o céu está coberto pela esquadrilha de helicópteros que o transportam.
Ve sahne: gökyüzü onu oraya taşıyan helikopter filosuyla doludur.En esta escena el cielo está repleto de helicópteros que lo llevan.
Ve sahne: gökyüzü onu oraya taşıyan helikopter filosuyla doludur.그래서 그 장면은: 하늘은 그를 운반해 들여오는 이 헬리콥터의 무리로 가득차 있죠.
Ve sahne: gökyüzü onu oraya taşıyan helikopter filosuyla doludur.Oto ta scena: niebo wypełnione flotą helikopterów, które go eskortują.
Ve sahne: gökyüzü onu oraya taşıyan helikopter filosuyla doludur.Takže ta scéna: obloha je plná helikoptér, které nesou kapitána Willarda.
Ve sahne: gökyüzü onu oraya taşıyan helikopter filosuyla doludur.Tehát a jelenet: az égbolt alig látszik a helikopter flottától, ami őt szállítja.
Ve sahne: gökyüzü onu oraya taşıyan helikopter filosuyla doludur.Οπότε η σκηνή: ο ουρανός είναι γεμάτος με αυτό το στόλο από ελικόπτερα που τον μεταφέρουν.
Ve sahne: gökyüzü onu oraya taşıyan helikopter filosuyla doludur.Итак, сцена: небо заполнено эскадрильей вертолётов, несущей его к месту.
Ve sahne: gökyüzü onu oraya taşıyan helikopter filosuyla doludur.Сцената изглежда така: небето е пълно с рояк хеликоптери, които го превозват.
Ve sahne: gökyüzü onu oraya taşıyan helikopter filosuyla doludur.זה הקטע: השמיים מלאים בצי של מסוקים הנושא אותו.
Ve sahne: gökyüzü onu oraya taşıyan helikopter filosuyla doludur.لذا فالمشهد: السماء ممتلئة بأسطول من الطائرات المروحية التي تحمله.
Ve sahne: gökyüzü onu oraya taşıyan helikopter filosuyla doludur.彼を乗せたヘリコプター軍団が空いっぱいに広がり スリリングな音楽が大きく響きます
Yakın zamanda El-Kaide'nin son ev sahipliğini yapan ve halen Amerika'ya ve Batı'ya hücum etme arzusunu taşıyanIch war vor Kurzem im Jemen, wo ...
Yakın zamanda El-Kaide'nin son ev sahipliğini yapan ve halen Amerika'ya ve Batı'ya hücum etme arzusunu taşıyan저는 최근 예멘에 방문하였습니다. 이 곳은 아직도 서양과 미국에 대한 공격이라는 큰 꿈을 품고 있는
Yakın zamanda El-Kaide'nin son ev sahipliğini yapan ve halen Amerika'ya ve Batı'ya hücum etme arzusunu taşıyanOstatnio byłem z Jemenie...
Yakın zamanda El-Kaide'nin son ev sahipliğini yapan ve halen Amerika'ya ve Batı'ya hücum etme arzusunu taşıyanהייתי בתימן לאחרונה -- זהו ביתה של הזכיינית האחרונה של אל קאעידה
Yakın zamanda El-Kaide'nin son ev sahipliğini yapan ve halen Amerika'ya ve Batı'ya hücum etme arzusunu taşıyanزرت اليمن مؤخراً، حيث -- آخر معاقل القاعدة
Yakın zamanda El-Kaide'nin son ev sahipliğini yapan ve halen Amerika'ya ve Batı'ya hücum etme arzusunu taşıyan今でも欧米諸国の攻撃を目標とする アルカイダ集団の最後の拠点です
Yani, elektrik yük taşıyan bir parçacıkla ilgilidir.Det er knyttet til en partikel med en bestemt ladning.
Yani, elektrik yük taşıyan bir parçacıkla ilgilidir.Está asociado con una partícula que tiene alguna carga.
Yani, elektrik yük taşıyan bir parçacıkla ilgilidir.Je spojená s částicí, která má náboj. Pouze taková částice může mít energii.
Yani, elektrik yük taşıyan bir parçacıkla ilgilidir.Jest związana z częścią która ma pewien ładunek.
Yani, elektrik yük taşıyan bir parçacıkla ilgilidir.전하가 있는 입자들로 구성되어 있죠
Yani, elektrik yük taşıyan bir parçacıkla ilgilidir.Свързана е със заредена частица. Само тази частица може да има енергия.
Yani, elektrik yük taşıyan bir parçacıkla ilgilidir.היא קשורה עם חלקיק טעון.
Yonatanla silahını taşıyan genç bu ilk saldırıda iki dönümlük bir alanda yirmi kadar asker öldürdüler.요나단과 그 병기 든 자가 반일경 지단안에서 처음으로 도륙한 자가 이십 인 가량이라
Yonatanla silahını taşıyan genç bu ilk saldırıda iki dönümlük bir alanda yirmi kadar asker öldürdüler.ותהי המכה הראשנה אשר הכה יונתן ונשא כליו כעשרים איש כבחצי מענה צמד שדה׃
Yonatanla silahını taşıyan genç bu ilk saldırıda iki dönümlük bir alanda yirmi kadar asker öldürdüler.وكانت الضربة الاولى التي ضربها يوناثان وحامل سلاحه نحو عشرين رجلا في نحو نصف تلم فدان ارض.
Yonatanla silahını taşıyan genç bu ilk saldırıda iki dönümlük bir alanda yirmi kadar asker öldürdüler.約 拿 單 和 拿 兵 器 的 人 、 起 頭 所 殺 的 、 約 有 二 十 人 、 都 在 一 畝 的 的 半 犁 溝 之 內
Yonatanla silahını taşıyan genç bu ilk saldırıda iki dönümlük bir alanda yirmi kadar asker öldürdüler.約拿單 和 拿 兵器 的 人 、 起頭 所 殺 的 、 約 有 二十 人 、 都 在 一 畝 的 的 半犁溝之內
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.A nedopustil, aby kdo jakou nádobu nesl skrze chrám.
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.a nedopustil, aby niekto preniesol nádobu cez chrám.
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.A nie dopuścił, żeby kto miał nieść naczynie przez kościół.
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.Dan tidak seorang pun yang diizinkan-Nya membawa apa saja melalui halaman Rumah Tuhan itu
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.eikä sallinut kenenkään kantaa mitään astiaa pyhäkön kautta.
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.e não consentia que ninguém atravessasse o templo levando qualquer utensílio;
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.e non permetteva che si portassero cose attraverso il tempio
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.És nem engedi vala, hogy valaki edényt vigyen a templomon keresztül.
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.et il ne laissait personne transporter aucun objet à travers le temple.
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.han tillstadde icke heller att man bar någonting genom helgedomen.
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.in ne pusti, da bi kdo nesel posodo skozi tempelj.
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.아무나 기구를 가지고 성전 안으로 지나다님을 허치 아니하시고
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.Ngài cấm không cho ai được đem đồ gì đi ngang qua đền thờ .
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.Ngài cấm không cho ai được đem đồ gì đi ngang qua đền thờ.
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.og han tillot ikke at nogen bar noget kar gjennem templet.
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.Og han tilstedte ikke, at nogen bar nogen Ting igennem Helligdommen.