Ana içeriğe geç
Sözlük

tün ile cümle

tün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
11
ORT. KELİME
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.und seine Füße gleichwie Messing, das im Ofen glüht, und seine Stimme wie großes Wasserrauschen;
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.Zijn voeten glansden als gesmolten brons en Hij had een stem als een donderende waterval.
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.και οι ποδες αυτου ομοιοι με χαλκολιβανον, ως εν καμινω πεπυρωμενοι, και η φωνη αυτου ως φωνη υδατων πολλων,
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.а ноги Його подібні до мідї, наче в печі розпаленої; а голос Його, як шум многих вод;
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.и ноги Его подобны халколивану, как раскаленные в печи, и голос Его, как шум вод многих.
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.ומרגלתיו כעין נחשת קלל כצרופות בכור וקולו כקול מים רבים׃
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.ورجلاه شبه النحاس النقي كانهما محميّتان في أتون وصوته كصوت مياه كثيرة
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.腳 好 像 在 爐 中 煆 煉 光 明 的 銅 . 聲 音 如 同 眾 水 的 聲 音
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.腳 好像 在 爐中煆煉 光明 的 銅.聲音 如同 眾水 的 聲音
Aynı yerde durduğu halde tuna kendini Japonya ya gidiyor sanıyor.Acel ton crede că merge în Japonia, dar stă pe loc.
Aynı yerde durduğu halde tuna kendini Japonya ya gidiyor sanıyor.Die tonijn denkt dat hij onderweg is naar Japan, maar hij blijft ter plekke.
Aynı yerde durduğu halde tuna kendini Japonya ya gidiyor sanıyor.Et ce thon pense qu'il va au Japon, mais il fait du sur-place.
Aynı yerde durduğu halde tuna kendini Japonya ya gidiyor sanıyor.Ez a tonhal úgy véli, Japánba tart, de helyben úszik.
Aynı yerde durduğu halde tuna kendini Japonya ya gidiyor sanıyor.참치는 일본으로 가고 있다 여기겠지만 한 곳에서 헤엄칩니다
Aynı yerde durduğu halde tuna kendini Japonya ya gidiyor sanıyor.Qui il tonno crede di nuotare verso il Giappone, mentre in realtà rimane fermo.
Aynı yerde durduğu halde tuna kendini Japonya ya gidiyor sanıyor.Und der Thunfisch denkt, dass er nach Japan schwimmt, aber eigentlich bleibt er an Ort und Stelle.
Aynı yerde durduğu halde tuna kendini Japonya ya gidiyor sanıyor.Y ese atún piensa que va a Japón, pero se queda en el lugar.
Aynı yerde durduğu halde tuna kendini Japonya ya gidiyor sanıyor.Така рибата си мисли, чи отива в Япония, но остава при нас.
Aynı yerde durduğu halde tuna kendini Japonya ya gidiyor sanıyor.Тунец, таким образом, думает, что плывёт в Японию, но на самом деле он стоит на месте.
Aynı yerde durduğu halde tuna kendini Japonya ya gidiyor sanıyor.והטונה חושבת שהיא בדרכה ליפן, אבל היא נשארת במקומה.
Aynı yerde durduğu halde tuna kendini Japonya ya gidiyor sanıyor.وهذه التونة تعتقد أنها ذاهبة إلى اليابان ، ولكنها لا تبرح مكانها
Aynı yerde durduğu halde tuna kendini Japonya ya gidiyor sanıyor.実際はマグロの酸素消費量と
Aynı zamanda 1700 tunayı, mavi yüzgeçlileri, sarı yüzgeçlileri ve akorkinoz balığını etiketledi.세 개 팀이 참다랑어, 황다랑어, 다랑어류 1700마리에 칩을 달았습니다
Aynı zamanda 1700 tunayı, mavi yüzgeçlileri, sarı yüzgeçlileri ve akorkinoz balığını etiketledi.Drei Teams haben 1700 Thunfische markiert,
Aynı zamanda 1700 tunayı, mavi yüzgeçlileri, sarı yüzgeçlileri ve akorkinoz balığını etiketledi.שלושה צוותים תייגו 1,700 טונות, כחולת ספיר, צהובת ספיר, טונת אלבקור
Aynı zamanda 1700 tunayı, mavi yüzgeçlileri, sarı yüzgeçlileri ve akorkinoz balığını etiketledi.ثلاث فرق قاموا وضع بطاقات على 1700 سمكة تونة زرقاء الزعانف ، صفراء الزعانف و سمكة الباكور
Aynı zamanda 1700 tunayı, mavi yüzgeçlileri, sarı yüzgeçlileri ve akorkinoz balığını etiketledi.クロマグロ、キハダマグロ ビンチョウマグロ すべてに同時に-
Ayrıca Hadadezerin yönetimindeki Betah ve Berotay kentlerinden bol miktarda tunç aldı.Aber von Betah und Berothai, den Städten Hadadesers, nahm der König David sehr viel Erz.
Ayrıca Hadadezerin yönetimindeki Betah ve Berotay kentlerinden bol miktarda tunç aldı.Asimismo, el rey David tomó gran cantidad de bronce de Beta y de Berotai, ciudades de Hadad-ezer
Ayrıca Hadadezerin yönetimindeki Betah ve Berotay kentlerinden bol miktarda tunç aldı.A z Bétachu a Berótaja, z miest Hadadézerových, pobral kráľ Dávid veľmi mnoho medi.
Ayrıca Hadadezerin yönetimindeki Betah ve Berotay kentlerinden bol miktarda tunç aldı.De Betá e de Berotai, cidades de Hadadézer, o rei Davi tomou grande quantidade de bronze.
Ayrıca Hadadezerin yönetimindeki Betah ve Berotay kentlerinden bol miktarda tunç aldı.Hoza annakfelette Dávid király a Hadadézer városaiból, Bétákhból és Berótaiból felette igen sok rezet.
Ayrıca Hadadezerin yönetimindeki Betah ve Berotay kentlerinden bol miktarda tunç aldı.Il re Davide prese anche grande quantità di rame a Bètach e a Berotài, città di Hadad-Ezer
Ayrıca Hadadezerin yönetimindeki Betah ve Berotay kentlerinden bol miktarda tunç aldı.Împăratul David a mai luat multă aramă din Betah şi din Berotai, cetăţile lui Hadadezer.
Ayrıca Hadadezerin yönetimindeki Betah ve Berotay kentlerinden bol miktarda tunç aldı.In iz Betaha in iz Berotaja, mest Hadadezerjevih, je kralj David vzel mnogo brona.
Ayrıca Hadadezerin yönetimindeki Betah ve Berotay kentlerinden bol miktarda tunç aldı.또 하닷에셀의 고을 베다와 베로대에서 매우 많은 놋을 빼앗으니라
Ayrıca Hadadezerin yönetimindeki Betah ve Berotay kentlerinden bol miktarda tunç aldı.Le roi David prit encore une grande quantité d`airain à Béthach et à Bérothaï, villes d`Hadadézer.
Ayrıca Hadadezerin yönetimindeki Betah ve Berotay kentlerinden bol miktarda tunç aldı.Mutta Hadadeserin kaupungeista, Betahista ja Beerotaista, kuningas Daavid otti sangen paljon vaskea.
Ayrıca Hadadezerin yönetimindeki Betah ve Berotay kentlerinden bol miktarda tunç aldı.Ở Bê-tách và Bê-rô-tôi , hai thành của Ha-đa-đê-xe , vua cũng đoạt lấy đồng rất nhiều .
Ayrıca Hadadezerin yönetimindeki Betah ve Berotay kentlerinden bol miktarda tunç aldı.Ở Bê-tách và Bê-rô-tôi, hai thành của Ha-đa-đê-xe, vua cũng đoạt lấy đồng rất nhiều.
Ayrıca Hadadezerin yönetimindeki Betah ve Berotay kentlerinden bol miktarda tunç aldı.Och från Hadadesers städer Beta och Berotai tog konung David koppar i stor myckenhet.
Ayrıca Hadadezerin yönetimindeki Betah ve Berotay kentlerinden bol miktarda tunç aldı.Og fra Hadadesers byer Betah og Berotai tok kong David en stor mengde kobber.
Ayrıca Hadadezerin yönetimindeki Betah ve Berotay kentlerinden bol miktarda tunç aldı.og fra Hadad'ezers Byer Teba og Berotaj bortførte Kong David Kobber i store Mængder.
Ayrıca Hadadezerin yönetimindeki Betah ve Berotay kentlerinden bol miktarda tunç aldı.Przytem z Betachu i z Berotu, miast Hadadezerowych, przyniósł król Dawid bardzo wiele miedzi.
Ayrıca Hadadezerin yönetimindeki Betah ve Berotay kentlerinden bol miktarda tunç aldı.Z Betach též a z Berot, měst Hadadezerových, nabral král David velmi mnoho mědi.
Ayrıca Hadadezerin yönetimindeki Betah ve Berotay kentlerinden bol miktarda tunç aldı.Και εκ της Βεταχ και εκ Βηρωθαι, πολεων του Αδαδεζερ, ο βασιλευς Δαβιδ ελαβε χαλκον πολυν σφοδρα.
Ayrıca Hadadezerin yönetimindeki Betah ve Berotay kentlerinden bol miktarda tunç aldı.А в Бефе и Берофе, городах Адраазаровых, взял царь Давид весьма много меди.
Ayrıca Hadadezerin yönetimindeki Betah ve Berotay kentlerinden bol miktarda tunç aldı.И от Ветах и от Веротай, Ададезерови градове, цар Давид взе твърде много мед.
Ayrıca Hadadezerin yönetimindeki Betah ve Berotay kentlerinden bol miktarda tunç aldı.ומבטח ומברתי ערי הדדעזר לקח המלך דוד נחשת הרבה מאד׃
Ayrıca Hadadezerin yönetimindeki Betah ve Berotay kentlerinden bol miktarda tunç aldı.ومن باطح ومن بيروثاي مدينتي هدد عزر اخذ الملك داود نحاسا كثيرا جدا
Ayrıca Hadadezerin yönetimindeki Betah ve Berotay kentlerinden bol miktarda tunç aldı.大 衛 王 又 從 屬 哈 大 底 謝 的 比 他 、 和 比 羅 他 城 中 、 奪 取 了 許 多 的 銅
Ayrıca Hadadezerin yönetimindeki Betah ve Berotay kentlerinden bol miktarda tunç aldı.大 衛王 又 從屬 哈 大 底謝 的 比他 、 和 比羅 他 城中 、 奪取 了 許多 的 銅
Babalığın tanınması (Isyyden tunnustaminen)Fastställande av faderskap (Isyyden tunnustaminen)
Babalığın tanınması (Isyyden tunnustaminen)Isyyden tunnustaminen
Babalığın tanınması (Isyyden tunnustaminen)Reconnaissance de la paternité (Isyyden tunnustaminen)
Babalığın tanınması (Isyyden tunnustaminen)Reconocimiento de la paternidad (Isyyden tunnustaminen)
Babalığın tanınması (Isyyden tunnustaminen)Установление отцовства (Isyyden tunnustaminen)
Babalığın tanınması (Isyyden tunnustaminen)إثبات الأبوة (Isyyden tunnustaminen)
Bacakları dimdikti, ayakları buzağı ayağına benziyor ve cilalı tunç gibi parlıyordu.A ich nohy boly rovné, a spodok ich nôh bol ako spodok nohy teľaťa, a leskly sa na pohľad ako vyleštená meď.
Bacakları dimdikti, ayakları buzağı ayağına benziyor ve cilalı tunç gibi parlıyordu.Chơn nó thẳng , bàn chơn như bàn chơn bò con đực ; sáng_ngời như đồng bóng_nhoáng .
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod