Ağ biçiminde tunç bir ızgara da yap, dört köşesine birer tunç halka tak.Du sollst auch ein ehernes Gitter machen wie ein Netz und vier eherne Ringe an seine vier Enden.
Ağ biçiminde tunç bir ızgara da yap, dört köşesine birer tunç halka tak.Farai per esso una graticola di rame alle sue quattro estremità
Ağ biçiminde tunç bir ızgara da yap, dört köşesine birer tunç halka tak.단을 위하여 놋으로 그물을 만들고 그 위 네 모퉁이에 놋고리 넷을 만들고
Ağ biçiminde tunç bir ızgara da yap, dört köşesine birer tunç halka tak.Lại làm cho bàn thờ một tấm rá bằng lưới đồng; và nơi bốn góc rá làm bốn cái khoen bằng đồng;
Ağ biçiminde tunç bir ızgara da yap, dört köşesine birer tunç halka tak.Lại làm cho bàn_thờ một tấm rá bằng lưới đồng ; và nơi bốn góc rá làm bốn cái khoen bằng đồng ;
Ağ biçiminde tunç bir ızgara da yap, dört köşesine birer tunç halka tak.Maak een koperen rooster met aan elke punt een koperen ring.
Ağ biçiminde tunç bir ızgara da yap, dört köşesine birer tunç halka tak.Uděláš mu i rošt mřežovaný měděný, a u té mříže čtyři kruhy měděné na čtyřech rozích jejích.
Ağ biçiminde tunç bir ızgara da yap, dört köşesine birer tunç halka tak.Сделай к нему решетку, род сетки, из меди, и сделай на сетке, начетырех углах ее, четыре кольца медных;
Ağ biçiminde tunç bir ızgara da yap, dört köşesine birer tunç halka tak.ועשית לו מכבר מעשה רשת נחשת ועשית על הרשת ארבע טבעת נחשת על ארבע קצותיו׃
Ağ biçiminde tunç bir ızgara da yap, dört köşesine birer tunç halka tak.وتصنع له شبّاكة صنعة الشبكة من نحاس. وتصنع على الشبكة اربع حلقات من نحاس على اربعة اطرافه.
Ağ biçiminde tunç bir ızgara da yap, dört köşesine birer tunç halka tak.要 為 壇 作 一 個 銅 網 . 在 網 的 四 角 上 、 作 四 個 銅 環
Ağ biçiminde tunç bir ızgara da yap, dört köşesine birer tunç halka tak.要 為壇 作 一個銅網 . 在網 的 四 角上 、 作四 個銅環
Ahtapot küçük bir kayaya tünemişti, kayadan ayrıldı ve o da camın tam önüne geldiA polip ott ült a trónján, egy kis kövön, és leszállt a kőről, és ő is odajött közvetlenül az üvegfal elé.
Ahtapot küçük bir kayaya tünemişti, kayadan ayrıldı ve o da camın tam önüne geldiDe octopus zat op een kleine rots. Hij kwam van de rots en ging eveneens vlak voor het glas zitten.
Ahtapot küçük bir kayaya tünemişti, kayadan ayrıldı ve o da camın tam önüne geldi녀석은 작은 돌 모퉁이에 앉아 있었고요 그런데 이 녀석도 돌에서 내려와 바로 수조 유리앞으로 왔지뭡니까!
Ahtapot küçük bir kayaya tünemişti, kayadan ayrıldı ve o da camın tam önüne geldiMustekala istui lepokivellään ja laskeutui myös ihan lasin taa.
Ahtapot küçük bir kayaya tünemişti, kayadan ayrıldı ve o da camın tam önüne geldiOśmiornica, która siedziała na skałce jak na grzędzie, zeszła z niej i też podeszła bardzo blisko szyby.
Ahtapot küçük bir kayaya tünemişti, kayadan ayrıldı ve o da camın tam önüne geldiVà gã bạch tuộc đang ngồi trên chỗ cao, một hòn đá nhỏ và hắn rời khỏi hòn đá, đến ngay phía bên kia tấm kính.
Ahtapot küçük bir kayaya tünemişti, kayadan ayrıldı ve o da camın tam önüne geldiА октоподът беше приседнал на един малък камък, слезе от камъка и също дойде точно пред стъклото.
Ahtapot küçük bir kayaya tünemişti, kayadan ayrıldı ve o da camın tam önüne geldiОсьминог сидел на небольшом каменном выступе; затем он спустился с камня и тоже подплыл к стеклу.
Ahtapot küçük bir kayaya tünemişti, kayadan ayrıldı ve o da camın tam önüne geldiוהתמנון היה יושב על סלע קטן והוא היה יורד מהסלע וגם הוא היה מתקרב לזכוכית
Ahtapot küçük bir kayaya tünemişti, kayadan ayrıldı ve o da camın tam önüne geldiوالأخطبوط كان جالسا على جثم, حصاة صغيرة ونزل عن الحصاة وجاء كذلك لمقدمة الزجاج
Ahtapot küçük bir kayaya tünemişti, kayadan ayrıldı ve o da camın tam önüne geldi岩を離れて水槽の正面にやって来ました ガラス越しに15センチ程の距離でにらみ合いました
Alex Nortonumuzu bulduk. Bu adam tek bir hareketle tunayı tutup başka bir su havuzuna aktarabilir.Chuck Farwell, Alex Norton, qui peuvent prendre un gros thon et en un mouvement,
Ama bu bile benim bugüne kadar etiketlediğim en büyük tunanın yarısı kadar.Aber der ist nur halb so groß wie der größte Thunfisch, den wir je markiert haben.
Ama bu bile benim bugüne kadar etiketlediğim en büyük tunanın yarısı kadar.Ale jest ona aż o połowę mniejsza od największego oznaczonego tuńczyka.
Ama bu bile benim bugüne kadar etiketlediğim en büyük tunanın yarısı kadar.Dar acesta este aproape jumătate faţă de cel mai mare ton pe care l-am marcat.
Ama bu bile benim bugüne kadar etiketlediğim en büyük tunanın yarısı kadar.De még ő is csak feleakkora, mint a legnagyobb megjelölt példányunk.
Ama bu bile benim bugüne kadar etiketlediğim en büyük tunanın yarısı kadar.Ed è solo la metà del tonno più grande che abbiamo etichettato.
Ama bu bile benim bugüne kadar etiketlediğim en büyük tunanın yarısı kadar.하지만 우리가 칩을 단 가장 큰 참치의 절반 정도 크기 입니다
Ama bu bile benim bugüne kadar etiketlediğim en büyük tunanın yarısı kadar.Maar dat is ongeveer de helft van de grootte van de grootste tonijn die we ooit hebben getagd.
Ama bu bile benim bugüne kadar etiketlediğim en büyük tunanın yarısı kadar.Mais c'est la moitié de la taille du plus grand thon que nous ayons jamais marqué.
Ama bu bile benim bugüne kadar etiketlediğim en büyük tunanın yarısı kadar.Pero eso es la mitad del tamaño de los más grandes que hemos marcado.
Ama bu bile benim bugüne kadar etiketlediğim en büyük tunanın yarısı kadar.Но дори тази риба е наполовина на най-голямата риба, която сме маркирали.
Ama bu bile benim bugüne kadar etiketlediğim en büyük tunanın yarısı kadar.Но она вполовину меньше самой большой особи, которую нам удалось пометить.
Ama bu bile benim bugüne kadar etiketlediğim en büyük tunanın yarısı kadar.אבל זה בערך חצי מהגודל של הטונות הגדולות ביותר שאנחנו תייגנו.
Ama bu bile benim bugüne kadar etiketlediğim en büyük tunanın yarısı kadar.ولكن هذا حوالي نصف حجم أضخم سمكة تونة تم وضع بطاقة عليها
Ama bu bile benim bugüne kadar etiketlediğim en büyük tunanın yarısı kadar.一番大きい個体の 半分しかありません マグロを引き揚げるには
Ama sonra sular ısınıyor, tuna da dalıp biraz balık avlıyor조금 더워지자 참치가 올라가 물고기를 잡습니다
Ama sonra sular ısınıyor, tuna da dalıp biraz balık avlıyorאבל אז הדג "מתחמם" ודג הטונה נראה שוב בתמונה, ניזון מכמה דגים,
Ama sonra sular ısınıyor, tuna da dalıp biraz balık avlıyorولكنها تبدأ في الدفء ، وتدخل التونة هنا , تحصل على بعض الأسماك
Ama sonra sular ısınıyor, tuna da dalıp biraz balık avlıyor元の場所に帰ったり
Amerika'daki aynı senaryoda, yüzlerce evsiz... ...yakın dönemde yeraltı tünellerinden tahliye edilmişti.I ett liknande scenario i USA, hundratals hemlösa har nyligen vräkts från underjordiska tunnlar.
Amerika'daki aynı senaryoda, yüzlerce evsiz... ...yakın dönemde yeraltı tünellerinden tahliye edilmişti.In einem ähnlichen Szenario in den USA, wurden hunderte Obdachlose kurzfristig aus den Tunneln vertrieben.
Amerika'daki aynı senaryoda, yüzlerce evsiz... ...yakın dönemde yeraltı tünellerinden tahliye edilmişti.Podobny przypadek miał miejsce w USA, swego czasu, setki bezdomnych było wyrzucanych z tuneli.
Amerika'daki aynı senaryoda, yüzlerce evsiz... ...yakın dönemde yeraltı tünellerinden tahliye edilmişti.Σε ένα παρόμοιο σενάριο στις ηνωμένες πολιτείες, εκατοντάδες άστεγοι πρόσφατα διώχτηκαν από τα υπόγεια τούνελ.
Amir'in de dediği gibi Tunus'ta olanlar hepimize ilham oldu ve bir çıkış yolu olduğunu gösterdi.A tunéziai kísérlet, ahogyan Amir mondta, mindannyiunkra ösztönzőleg hatott, megmutatta, hogy van kiút.
Amir'in de dediği gibi Tunus'ta olanlar hepimize ilham oldu ve bir çıkış yolu olduğunu gösterdi.Det tunisiska experimentet, som Amir sa, inspirerade oss alla, visade oss att det är möjligt.
Amir'in de dediği gibi Tunus'ta olanlar hepimize ilham oldu ve bir çıkış yolu olduğunu gösterdi.El experimento tunecino, como decía Amir, nos inspiró a todos, nos mostró que hay un camino.
Amir'in de dediği gibi Tunus'ta olanlar hepimize ilham oldu ve bir çıkış yolu olduğunu gösterdi.Experimentul tunisian, după cum spunea Amir, ne-a inspirat pe toți, ne-a arătat că există o cale.
Amir'in de dediği gibi Tunus'ta olanlar hepimize ilham oldu ve bir çıkış yolu olduğunu gösterdi.Het Tunesische experiment, zoals Amir zei, inspireerde ons allemaal, toonde dat er een weg was.
Amir'in de dediği gibi Tunus'ta olanlar hepimize ilham oldu ve bir çıkış yolu olduğunu gösterdi.Jak mówił Amir, eksperyment w Tunezji zainspirował nas, pokazał nam drogę.
Amir'in de dediği gibi Tunus'ta olanlar hepimize ilham oldu ve bir çıkış yolu olduğunu gösterdi.아미르가 말했던 것처럼, 튀니지의 시도는 우리 모두에게 영향을 끼쳤고, 방법이 있다는 것을 보여줬습니다.
Amir'in de dediği gibi Tunus'ta olanlar hepimize ilham oldu ve bir çıkış yolu olduğunu gösterdi.L'esperimento tunisino, come diceva Amir, ha ispirato tutti noi, dimostrandoci che c'è una possibilità.
Amir'in de dediği gibi Tunus'ta olanlar hepimize ilham oldu ve bir çıkış yolu olduğunu gösterdi.L'expérience tunisienne, comme le disait Amir, nous a tous inspirés, nous a montré la voie.
Amir'in de dediği gibi Tunus'ta olanlar hepimize ilham oldu ve bir çıkış yolu olduğunu gösterdi.Tuniský experiment, ako Amir vravel, nás všetkých inšpiroval, ukázal nám, že je tu cesta.
Amir'in de dediği gibi Tunus'ta olanlar hepimize ilham oldu ve bir çıkış yolu olduğunu gösterdi.Το πείραμα της Τυνησίας, όπως έλεγε ο Αμίρ, μας ενέπνευσε, μας έδειξε πως υπάρχει τρόπος.
Amir'in de dediği gibi Tunus'ta olanlar hepimize ilham oldu ve bir çıkış yolu olduğunu gösterdi.Тунизийския експеримент, както Амир каза, вдъхнови всички нас, показа ни, че има изход.
Amir'in de dediği gibi Tunus'ta olanlar hepimize ilham oldu ve bir çıkış yolu olduğunu gösterdi.Тунисский эксперимент, как сказал Амир, вдохновил нас всех, показал нам, что путь есть.
Amir'in de dediği gibi Tunus'ta olanlar hepimize ilham oldu ve bir çıkış yolu olduğunu gösterdi.הניסיון מתוניסיה, כפי שאמיר אמר,