tümsek ile cümle
tümsek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ama sol retinam üzerinde kırmızı ok tarafından gösterilen bir tümseklik var.Але ліворуч на сітківці є горбочок, на який вказує червона стрілка.
Ama sol retinam üzerinde kırmızı ok tarafından gösterilen bir tümseklik var.Но на лявата ми ретина има подутина, която е означена с червената стрелка.
Ama sol retinam üzerinde kırmızı ok tarafından gösterilen bir tümseklik var.Однако, на сетчатке моего левого глаза видно выпуклый участок, на него указывает красная стрелка.
Ama sol retinam üzerinde kırmızı ok tarafından gösterilen bir tümseklik var.אבל ברשתית השמאלית שלי ישנה בליטה, שמסומנת בחץ האדום.
Ama sol retinam üzerinde kırmızı ok tarafından gösterilen bir tümseklik var.ولكن على شبكية العين اليسرى هناك عثرة، عُلمت بالسهم الاحمر
Ama sol retinam üzerinde kırmızı ok tarafından gösterilen bir tümseklik var.それを赤の矢印で示しています これはその下に埋もれた嚢胞に
Bu turuncu tümsekleri de sayarsam.이 작은 오렌지색 삼각형을 더하면요
Bu turuncu tümsekleri de sayarsam.Vi tilføjer de små orange bump her.
Bu turuncu tümsekleri de sayarsam.We kunnen tellen om zeker te zijn of wat we doen goed is,
Eğer cebir dersi alıyorsanız, bu şeklin tümsek parabole benzediğini söyleyebilirsiniz.Náš celkový příjem vypadá takhle.
Eğer cebir dersi alıyorsanız, bu şeklin tümsek parabole benzediğini söyleyebilirsiniz.Nasz przychód całkowity... przychód całkowity wygląda tak. Przychód całkowity...
Miktar karenin önünde eksi işareti var. bu tümsek şeklinde bir parabol.A skoro przed składnikiem podnoszonym do kwadratu jest minus - przed Q² - to parabola jest odwrócona.
Miktar karenin önünde eksi işareti var. bu tümsek şeklinde bir parabol.Protože máte záporné číslo před řádem druhého stupně, před Q na druhou, je to dolů otevřená parabola.
Miktar karenin önünde eksi işareti var. bu tümsek şeklinde bir parabol.У нас стоїть мінус перед Q в другому степені, це направлена вниз парабола.
O zamanlar daha çok tümsekmiş.Atunci cocoaşa era mai mare.
O zamanlar daha çok tümsekmiş.Tehdy byl ten hrb větší.
O zamanlar daha çok tümsekmiş.Toen was er meer sprake van een bult.
O zamanlar daha çok tümsekmiş. Ve tam yoksulluk içinde yaşayanlar Asyalılarmış.Då hade vi en större puckel, och de flesta som levde under fattigdomsgränsen var asiater.
O zamanlar daha çok tümsekmiş. Ve tam yoksulluk içinde yaşayanlar Asyalılarmış.E a maior parte dos que viviam em pobreza absoluta eram asiáticos.
O zamanlar daha çok tümsekmiş.Wówczas garb był większy.
Sahilde yürüyüşe çıktım, balıkçıların kumların üstünde ağlarını tümseklere bağlamalırını izledim.Am mers la o plimbare pe plajă, priveam pescarii cum îşi aşezau morman năvoadele pe nisip.
Sahilde yürüyüşe çıktım, balıkçıların kumların üstünde ağlarını tümseklere bağlamalırını izledim.Egyszer a parton sétáltam, és néztem, ahogy a halászok halmokba gyűjtik a hálóikat a homokon.
Sahilde yürüyüşe çıktım, balıkçıların kumların üstünde ağlarını tümseklere bağlamalırını izledim.Fui a caminar por la playa, observando cómo los pescadores anidaban sus redes sobre promontorios de arena.
Sahilde yürüyüşe çıktım, balıkçıların kumların üstünde ağlarını tümseklere bağlamalırını izledim.Fui dar um passeio pela praia, a ver os pescadores enrolarem as suas redes em montes na areia.
Sahilde yürüyüşe çıktım, balıkçıların kumların üstünde ağlarını tümseklere bağlamalırını izledim.Ich ging am Strand spazieren, und beobachtetet die Fischer, die ihre Netze auf dem Sand gebündelt aufhäuften.
Sahilde yürüyüşe çıktım, balıkçıların kumların üstünde ağlarını tümseklere bağlamalırını izledim.Išla som sa prejsť na pláž, pozorovala som rybárov zväzujúcich siete do hromád na piesku.
Sahilde yürüyüşe çıktım, balıkçıların kumların üstünde ağlarını tümseklere bağlamalırını izledim.Je suis allée me balader sur la plage, j'ai regardé les pêcheurs ranger leur filets en tas sur le sable.
Sahilde yürüyüşe çıktım, balıkçıların kumların üstünde ağlarını tümseklere bağlamalırını izledim.바다가에서 모래사장위에 있는 어부들의 그물꾸러미를 보면서 산책을 하고 있었습니다.
Sahilde yürüyüşe çıktım, balıkçıların kumların üstünde ağlarını tümseklere bağlamalırını izledim.Poszłam na spacer po plaży i obserwowałam rybaków, zwijających sieci w stosy na piasku.
Sahilde yürüyüşe çıktım, balıkçıların kumların üstünde ağlarını tümseklere bağlamalırını izledim.Šla jsem se projít po pláži a pozorovala rybáře jak na písku smotávají své sítě do kupiček.
Sahilde yürüyüşe çıktım, balıkçıların kumların üstünde ağlarını tümseklere bağlamalırını izledim.Tijdens een wandeling over het strand, keek ik hoe de vissers hun netten bundelden als terpen op het zand.
Sahilde yürüyüşe çıktım, balıkçıların kumların üstünde ağlarını tümseklere bağlamalırını izledim.Tôi đã đi dạo trên bờ biển, quan sát những ngư dân bó những chiếc lưới của họ vào trong những gò cát.
Sahilde yürüyüşe çıktım, balıkçıların kumların üstünde ağlarını tümseklere bağlamalırını izledim.Πήγα μια βόλτα στην παραλία, κοιτάζοντας τους ψαράδες να μοντάρουν τα δίχτυα τους σε στοίβες στην άμμο.
Sahilde yürüyüşe çıktım, balıkçıların kumların üstünde ağlarını tümseklere bağlamalırını izledim.Излезнах на разходка по плажа, гледайки рибарите които плетяха мрежите си в пясъка.
Sahilde yürüyüşe çıktım, balıkçıların kumların üstünde ağlarını tümseklere bağlamalırını izledim.Прогулюючись пляжем, я спостерігала за рибалками, які зв"язували на піску свої сітки.
Sahilde yürüyüşe çıktım, balıkçıların kumların üstünde ağlarını tümseklere bağlamalırını izledim.Я пошла побродить по пляжу и наблюдала за рыбаками, сворачивающими на песке свои сети.
Sahilde yürüyüşe çıktım, balıkçıların kumların üstünde ağlarını tümseklere bağlamalırını izledim.יצאתי לטיול בחוף, הסתכלתי על הדייגים אוספים את הרשתות שלהם לערמות על החול.
Sahilde yürüyüşe çıktım, balıkçıların kumların üstünde ağlarını tümseklere bağlamalırını izledim.فأخذت اسير على الشاطىء لعلي اجد فكرة ما وانا اراقب الصيادين وهم يسحبون شباك صيدهم نحو الشاطىء الرملي
Sahilde yürüyüşe çıktım, balıkçıların kumların üstünde ağlarını tümseklere bağlamalırını izledim.砂の上に網を巻き上げている 漁師を目にしました こんな風景は毎日見ていましたが
Şimdi, tam şuradaki tümsek gerçekten tam böyle görünüyor.Acum, acea movilă de acolo, de fapt arată așa.
Şimdi, tam şuradaki tümsek gerçekten tam böyle görünüyor.Bene, quella montagnola che vediamo lì di fatto ha quest'aspetto.
Şimdi, tam şuradaki tümsek gerçekten tam böyle görünüyor.Bien, ese montículo allí en realidad tiene este aspecto.
Şimdi, tam şuradaki tümsek gerçekten tam böyle görünüyor.Et ce monticule, là, ressemble en fait à ça.
Şimdi, tam şuradaki tümsek gerçekten tam böyle görünüyor.자, 바로 여기 설치되면 사실 이렇게 보일 겁니다.
Şimdi, tam şuradaki tümsek gerçekten tam böyle görünüyor.Nu, die hoop daar ziet er eigenlijk zo uit.
Şimdi, tam şuradaki tümsek gerçekten tam böyle görünüyor.Nun, der Hügel da, sieht eigentlich so aus.
Şimdi, tam şuradaki tümsek gerçekten tam böyle görünüyor.Teraz, ta hałda tutaj wygląda mniej więcej tak.
Şimdi, tam şuradaki tümsek gerçekten tam böyle görünüyor.Τώρα, αυτός ο λόφος ακριβώς εκεί στη πραγματικότητα φαίνεται κάπως έτσι.
Şimdi, tam şuradaki tümsek gerçekten tam böyle görünüyor.Тази купчина ето там всъщност изглежда така.
Şimdi, tam şuradaki tümsek gerçekten tam böyle görünüyor.Холм, который вы видите, выглядит так.
Şimdi, tam şuradaki tümsek gerçekten tam böyle görünüyor.התל הזה שם באמת נראה כך.
Şimdi, tam şuradaki tümsek gerçekten tam böyle görünüyor.والآن, هذه الربوة هناك تبدو في الحقيقة هكذا
Şimdi, tam şuradaki tümsek gerçekten tam böyle görünüyor.実際はこんなふうに見えます これが実際の様子です
Tarih çizgizel değildir. daima kazaların meydana geldiği tümsekli yollar varç ikinci neden iseA história não é linear. Há frequentemente percalços ao longo da estrada, acidentes ao longo do caminho.
Tarih çizgizel değildir. daima kazaların meydana geldiği tümsekli yollar varç ikinci neden iseAle historia nie jest liniowa. Często są wyboje po drodze, wypadki się zdarzają. Po drugie,
Tarih çizgizel değildir. daima kazaların meydana geldiği tümsekli yollar varç ikinci neden iseDer Weg ist voller Schlaglöcher und es passieren Unfälle.
Tarih çizgizel değildir. daima kazaların meydana geldiği tümsekli yollar varç ikinci neden iseGeschiedenis is niet lineair. Er zijn vaak bulten op de weg, ongelukjes onderweg.
Tarih çizgizel değildir. daima kazaların meydana geldiği tümsekli yollar varç ikinci neden iseHistorie není lineární. Na cestě jsou překážky, dochází k nenadálým událostem.
Tarih çizgizel değildir. daima kazaların meydana geldiği tümsekli yollar varç ikinci neden iseIstoria nu este liniară. Deseori sunt obstacole de-a lungul drumului, accidente.
Tarih çizgizel değildir. daima kazaların meydana geldiği tümsekli yollar varç ikinci neden ise역사는 선형이 아닙니다. 길에는 종종 요철도 있고, 가다보면 사고도 발생합니다. 두 번째는,