Ana içeriğe geç
Sözlük

tüm ile cümle

tüm kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tüm bu beni aşırı strese sokuyor.All of this is stressing me out.
Tom, tüm eşyalarını arabasına doldurup Boston'a doğru yola çıktı.Tom packed all of his things into his car and left for Boston.
Geçen yıl, tüm şirket iş için İtalya'ya yolculuk etti.Last year, the whole company traveled to Italy for business.
Tüm gün git-gel yapacağım için beni akşam yemeğinden sonra araman en uygunu.I'll be in and out all day, so it might be best if you call around after dinner.
Tüm dünyada insanlar İngilizce konuşur.People around the whole world speak English.
Tom kısa sürede Mary'nin tüm parasını çaldığını fark etti.Tom soon realized that Mary had stolen all his money.
Tüm pencereler kapalı mı?Are all the windows closed?
Senin tüm şarkılarını ezbere biliyorum.I know all your songs by heart.
Tüm hediyeler için teşekkür ederim.Thank you for all the gifts.
Daha sonra sana tüm detayları anlatacağım.I'll tell you all the details later.
Karıştırma kabında tüm malzemeyi birleştirin.Combine all the ingredients in the mixing bowl.
Tüm eğlenceden sonra daire büyük bir karışıklık içindeydi.After all the merrymaking, the apartment was in great disarray.
Tom tüm kişisel eşyalarını küçük bir valize koydu.Tom put all his belongings in a small suitcase.
Onun saçı neredeyse tüm yüzünü kapadı.His hair almost covered his whole face.
Zaman müthiş bir öğretmendir, ama ne yazık ki tüm öğrencilerini öldürür.Time is a great teacher, but unfortunately it kills all its pupils.
Görüşme videoya kaydedilip tüm internette paylaşılmıştı.The interview was recorded on video and shared all over the Internet.
O tüm müşterilerinin adlarını bilir.He knows the names of all his customers.
Tüm bu kargaşa ne hakkında?What's this commotion all about?
Devam eden tüm bu kargaşa yüzünden konsantre olamıyorum.I can't concentrate with all this commotion going on.
Tüm çocuklarımı eşit olarak seviyorum.I love all my children equally.
Sence tüm sınavları geçmek mümkün müdür?Do you think it's possible to pass all the exams?
Tüm böceklerin altı bacağı vardır.All insects have six legs.
Mozart: Tüm zamanların en büyük müzikal dahilerinden biri.Mozart: one of the great musical prodigies of all time.
Birisi tüm otobüs duraklarının camlarını kırdı.Someone broke all the bus shelter windows.
Neredeyse tüm Fransızcamı unuttum, fakat Almanca konuşabilirsin.I've forgotten almost all my French, but you can speak German.
Tüm ilaçları çocukların ulaşamayacağı ve göremeyeceği yerde tutun.Keep all medicines out of the reach and sight of children.
Tüm sahip olduğum bir kitap.All I have is one book.
Tüm başvuruyu kontrol edin.Check all that apply.
Tüm başarıların başlangıç noktası arzudur.The starting point of all achievement is desire.
Bugün, tüm bana yaptıkları için Allah'a şükretmek istiyorum.Today, I want to thank God for all that he does for me.
Şu anda tüm yapmak istediğim ağlamak.Right now, all I want to do is cry.
Meryem, tüm bunlar gerçek miydi yoksa rüya mı görüyordu emin değildi.Mary wasn't sure if she was dreaming or if all this was a reality.
Tüm ziyaretçiler denetimine tabidir.All visitors are subject to inspection.
Tüm elektronik cihazlar görevli tarafından kontrol edilmelidir.All electronic devices must be checked with the guard.
Tüm evlerin yaşanabilir olması gerekiyor.All houses are supposed to be habitable.
Çocuk tüm bozuk paralarını bir kumbarada tuttu.The kid kept all of his coins in a piggy bank.
Çocuk tüm parasını bir kumbarada tuttu.The kid kept all of his money in a piggy bank.
Neredeyse tüm kapılar kapalıydı.Almost all the doors were closed.
Seninle tüm paran için evlenmeyeceğim.I won't marry you, for all your money.
Tüm paran için seni boşayacağım.I'll divorce you, for all your money.
Tom tüm krediyi hak ediyor.Tom deserves all the credit.
Ben tüm yaşamım boyunca sıkı çalıştım.I've worked hard my entire life.
Tüm bilge insanlar iyidir ama tüm iyi insanlar bilge değildir.All wise men are good, but not all good men are wise.
Tom çaldığı tüm parayı geri vererek özür dilemeye çalıştı.Tom tried to make amends by giving back all the money he had stolen.
Tüm partiler için kabul edilebilir bir anlaşmaya sonunda ulaşıldı.An agreement acceptable to all parties was finally reached.
Tüm sayıları, renkleri ve evdeki eşyaları ezbere biliyorum.I know all the numbers, colors and things at home by heart.
Toma'nın tüm yaptığı bu.It's all Toma's doing.
Biz sağanak yağmurda benzin istasyonuna kadar tüm yolu gittik.We went all the way to the service station in torrential rain.
O, tüm umudunu kaybetti.He has lost all hope.
Bilginin tümüne erişemiyordum.I wasn't able to access all of the information.
Tüm dilleri severim.I like all languages.
O, tüm erkek kardeşlerim ve kız kardeşlerimin en küçüğüdür.He is the youngest of all my brothers and sisters.
Tom hiç sıkılmadı. O tüm boş zamanını cümleleri çevirerek harcar.Tom has never been bored. He spends all of his free time translating sentences.
Şimdi, tüm sabrımı kaybettim.Now, I've lost all my patience.
Tom'un, öğle yemeğini paylaştığı tüm sınıf arkadaşları ishale yakalandı.The classmates Tom shared his lunch with all came down with diarrhea.
Tüm yönleriyle güzelsin.You're beautiful in every way.
Belki Tom'un önerilerinin tümü aptalca değildi.Maybe all of Tom's suggestions weren't stupid.
Tüm bunlar aynı fiyata mı mal olur?Do these all cost the same?
Tüm parasını kıyafetlere çarçur ediyor.She wastes all of her money on clothes.
Bu film tüm yaşlar için uygundur.This movie is appropriate for all ages.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod