Ana içeriğe geç
Sözlük

tül ile cümle

tül kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
10
ORT. KELİME
Pekala, hiç bir şey söylemedim, fakat aslında İtalya'da, Tulin'de,טוב, אני אומר שום דבר, אבל למעשה ישנה יחידת מחקר פיצפונת קטנה
Pekala, hiç bir şey söylemedim, fakat aslında İtalya'da, Tulin'de,حسنا، أقول لا أحد، و لكن في الحقيقة توجد وحدة الأبحاث الصغيرة هذه
Pekala, hiç bir şey söylemedim, fakat aslında İtalya'da, Tulin'de,ある小さな調査機関が イタリアのトリノにあります
Serdar Soytetir tulliana@ gmail. com& erik. kjaer. pedersen. role;
Serdar Soytetir tulliana@ gmail. comJosé Pires jncp@ netcabo. pt Tradução
Serdar Soytetir tulliana@ gmail. comLuciano Montanaro mikelima@cirulla. net Traduzione
Serdar Soytetir tulliana@ gmail. comOndřej Šotek ondrej. sotek@ seznam. cz Překlad Jan Bělohoubek j. bel@ atlas. cz Aktualizace překladu
Serdar Soytetir tulliana@ gmail. com& Otto.Bruggeman;
Serdar Soytetir tulliana@ gmail. comPablo de Vicente pablo. devicente@gmail. com Traductor Marcos Fouces Lago mfouces@yahoo. es Traductor
Serdar Soytetir tulliana@ gmail. comStefan Asserhäll stefan. asserhall@ comhem. se Översättare
Serdar Soytetir tulliana@ gmail. comStefan Winter [email protected] Deutsche Übersetzung
Serdar Soytetir tulliana@ gmail. comTamás Szántó Magyar fordítás tszanto@ mol. hu
Serdar Soytetir tulliana@ gmail. com& tradClaudiuCostin;
Serdar Soytetir tulliana@ gmail. com& traducteurLaurentRathle;
Serdar Soytetir tulliana@ gmail. comН Ш shafff@ ukr. net перевод на русский
Serdar Soytetir tulliana@ gmail. comЮрій Чорноіван yurchor@ ukr. net Переклад українською
Sonra Carlton'da, üniversitedeki ilk yılımın tüm masraflarını kapı kapı şarap tulumu satarak karşıladım.Apoi mi-am plătit primul an de universitate la Carlton vânzând din uşă în uşă ploşti din piele pentru vin.
Sonra Carlton'da, üniversitedeki ilk yılımın tüm masraflarını kapı kapı şarap tulumu satarak karşıladım.Assim, paguei o meu primeiro ano na universidade em Carleton a vender odres de vinho de porta em porta.
Sonra Carlton'da, üniversitedeki ilk yılımın tüm masraflarını kapı kapı şarap tulumu satarak karşıladım.그리고 저는 Carlton 대학 1학년에 드는 돈 전부를 방마다 돌아다니며 와인스킨(wine skin: 와인을 담는 가죽 부대)을 팔아서 마련했습니다.
Sonra Carlton'da, üniversitedeki ilk yılımın tüm masraflarını kapı kapı şarap tulumu satarak karşıladım.Első évemet a Carltonon pedig abból finanszíroztam, hogy ajtóról ajtóra mentem és bőrkulacsokat árultam.
Sonra Carlton'da, üniversitedeki ilk yılımın tüm masraflarını kapı kapı şarap tulumu satarak karşıladım.E poi mi pagai tutto il primo anno a Carlton vendendo otri per il vino porta a porta.
Sonra Carlton'da, üniversitedeki ilk yılımın tüm masraflarını kapı kapı şarap tulumu satarak karşıladım.Later betaalde ik mijn hele eerste jaar universiteit van Carlton door wijnzakken huis-aan-huis te verkopen.
Sonra Carlton'da, üniversitedeki ilk yılımın tüm masraflarını kapı kapı şarap tulumu satarak karşıladım.Opłaciłem pierwszy rok na unwersytecie Carleton, chodząc po domach i sprzedając worki na wino.
Sonra Carlton'da, üniversitedeki ilk yılımın tüm masraflarını kapı kapı şarap tulumu satarak karşıladım.Taky jsem úplně zaplatil můj první ročník na univerzitě v Carltonu podomním prodejem vaků na víno.
Sonra Carlton'da, üniversitedeki ilk yılımın tüm masraflarını kapı kapı şarap tulumu satarak karşıladım.Y luego me pagué todo el primer año de universidad en Carlton vendiendo botas de vino de puerta en puerta.
Sonra Carlton'da, üniversitedeki ilk yılımın tüm masraflarını kapı kapı şarap tulumu satarak karşıladım.Μετά πλήρωσα για τον πρώτο χρόνο στο πανεπιστήμιο του Κάρλτον πουλώντας ασκούς κρασιού πόρτα-πόρτα.
Sonra Carlton'da, üniversitedeki ilk yılımın tüm masraflarını kapı kapı şarap tulumu satarak karşıladım.Потом я сам оплатил себе первый курс университета в Карлтоне, продавая бурдюки по домам.
Sonra Carlton'da, üniversitedeki ilk yılımın tüm masraflarını kapı kapı şarap tulumu satarak karşıladım.ואז שילמתי את כל השנה הראשונה שלי באוניברסיטה בקרלטון בעזרת מכירת שקי יין מדלת לדלת
Sonra Carlton'da, üniversitedeki ilk yılımın tüm masraflarını kapı kapı şarap tulumu satarak karşıladım.ومن ثم عملت لكي ادفع مصاريف سنتي الاولى في جامعة كارلتون عن طريق بيع " حافظات النبيذ " هذه
Sonra Carlton'da, üniversitedeki ilk yılımın tüm masraflarını kapı kapı şarap tulumu satarak karşıladım.ワイン用の革袋を売って稼ぎ出しました ラム酒の40オンス瓶や
Sonra Tanrı Hacerin gözlerini açtı, Hacer bir kuyu gördü. Gidip tulumunu doldurdu, oğluna içirdi.A Bôh otvoril jej oči, a videla studňu, v ktorej bola voda. A išla a naplnila kožicu vodou a napojila chlapca.
Sonra Tanrı Hacerin gözlerini açtı, Hacer bir kuyu gördü. Gidip tulumunu doldurdu, oğluna içirdi.A otevřel Bůh oči její, aby uzřela studnici vody. I šla a naplnila láhvici vodou, a napojila dítě.
Sonra Tanrı Hacerin gözlerini açtı, Hacer bir kuyu gördü. Gidip tulumunu doldurdu, oğluna içirdi.Dio le aprì gli occhi ed essa vide un pozzo d'acqua. Allora andò a riempire l'otre e fece bere il fanciullo
Sonra Tanrı Hacerin gözlerini açtı, Hacer bir kuyu gördü. Gidip tulumunu doldurdu, oğluna içirdi.Ðoạn, Ðức Chúa Trời mở mắt nàng ra; nàng bèn thấy một cái giếng nước, và đi lại múc đầy bầu cho đứa trẻ uống.
Sonra Tanrı Hacerin gözlerini açtı, Hacer bir kuyu gördü. Gidip tulumunu doldurdu, oğluna içirdi.E abriu-lhe Deus os olhos, e ela viu um poço; e foi encher de água o odre e deu de beber ao menino.
Sonra Tanrı Hacerin gözlerini açtı, Hacer bir kuyu gördü. Gidip tulumunu doldurdu, oğluna içirdi.하나님이 하갈의 눈을 밝히시매 샘물을 보고 가서 가죽부대에 물을 채워다가 그 아이에게 마시웠더라
Sonra Tanrı Hacerin gözlerini açtı, Hacer bir kuyu gördü. Gidip tulumunu doldurdu, oğluna içirdi.Og Gud åpnet hennes øine, så hun så en brønn; da gikk hun dit og fylte sekken med vann og gav gutten å drikke.
Sonra Tanrı Hacerin gözlerini açtı, Hacer bir kuyu gördü. Gidip tulumunu doldurdu, oğluna içirdi.Otworzył tedy Bóg oczy jej, że ujrzała źródło wody; a szedłszy napełniła łagiew wodą, i dała pić dziecięciu.
Sonra Tanrı Hacerin gözlerini açtı, Hacer bir kuyu gördü. Gidip tulumunu doldurdu, oğluna içirdi.Tedaj odpre Bog oči njene, da vidi studenec; in gre in napolni meh svoj z vodo in da dečku piti.
Sonra Tanrı Hacerin gözlerini açtı, Hacer bir kuyu gördü. Gidip tulumunu doldurdu, oğluna içirdi.Toen opende God haar ogen en zij zag een bron. Ze vulde haar waterzak en gaf het kind te drinken.
Sonra Tanrı Hacerin gözlerini açtı, Hacer bir kuyu gördü. Gidip tulumunu doldurdu, oğluna içirdi.И Бог открыл глаза ее, и она увидела колодезь с водою, и пошла, наполнила мех водою и напоила отрока.
Sonra Tanrı Hacerin gözlerini açtı, Hacer bir kuyu gördü. Gidip tulumunu doldurdu, oğluna içirdi.Тогава Бог й отвори очите, и тя видя кладенец с вода; и отиде да напълни меха с вода и даде на момчето да пие.
Sonra Tanrı Hacerin gözlerini açtı, Hacer bir kuyu gördü. Gidip tulumunu doldurdu, oğluna içirdi.ויפקח אלהים את עיניה ותרא באר מים ותלך ותמלא את החמת מים ותשק את הנער׃
Sonra Tanrı Hacerin gözlerini açtı, Hacer bir kuyu gördü. Gidip tulumunu doldurdu, oğluna içirdi.وفتح الله عينيها فابصرت بئر ماء. فذهبت وملأت القربة ماء وسقت الغلام.
Sonra Tanrı Hacerin gözlerini açtı, Hacer bir kuyu gördü. Gidip tulumunu doldurdu, oğluna içirdi.神 使 夏 甲 的 眼 睛 明 亮 、 他 就 看 見 一 口 水 井 、 便 去 將 皮 袋 盛 滿 了 水 、 給 童 子 喝
Sonra Tanrı Hacerin gözlerini açtı, Hacer bir kuyu gördü. Gidip tulumunu doldurdu, oğluna içirdi.神 使 夏 甲 的 眼睛 明亮 、 他 就 看 見 一 口 水井 、 便 去 將 皮袋 盛滿 了 水 、 給 童子 喝
Sonuç olarak birkaç fikir bulduk. Mesela yatak tülleri (cibinlik).Ces moustiques ne sont pas infectés.
Sonuç olarak birkaç fikir bulduk. Mesela yatak tülleri (cibinlik).그래서 몇가지 새로운 아이디어를 내봤습니다. 모기장이죠.
Sonuç olarak birkaç fikir bulduk. Mesela yatak tülleri (cibinlik).Van egy találmány, az ágy körüli szúnyogháló.
Sonuç olarak birkaç fikir bulduk. Mesela yatak tülleri (cibinlik).אז יש לנו כמה דברים חדשים. יש לנו כילות.
Sonuç olarak birkaç fikir bulduk. Mesela yatak tülleri (cibinlik).وقد ابتكرنا بعض الحلول الجديدة. حيث توصلنا للناموسيات -أسرة مغطاة بشبكة-
Sonuç olarak birkaç fikir bulduk. Mesela yatak tülleri (cibinlik).これは素晴らしい道具です。
Taşınacak eşyalarınızı gümrüğe (tulli) bildirmeniz de gerekmez.Du behöver inte heller anmäla dina flyttsaker i tullen (tulli).
Taşınacak eşyalarınızı gümrüğe (tulli) bildirmeniz de gerekmez.Sinun ei myöskään tarvitse ilmoittaa muuttotavaroistasi tullille.
Taşınacak eşyalarınızı gümrüğe (tulli) bildirmeniz de gerekmez.Tampoco deberá declarar sus bienes en la aduana (tulli).
Taşınacak eşyalarınızı gümrüğe (tulli) bildirmeniz de gerekmez.Vous n’avez pas non plus à déclarer vos biens de déménagement aux douanes (tulli).
Taşınacak eşyalarınızı gümrüğe (tulli) bildirmeniz de gerekmez.Вам также не потребуется декларировать в таможне (tulli) ввозимые вещи.
Taşınacak eşyalarınızı gümrüğe (tulli) bildirmeniz de gerekmez.كما أنك لست بحاجة أيضاً إلى أن تبلغ عن بضائعك المنقولة إلى الجمارك (tulli).
Taşınacak eşyalarınızı gümrüğe (tulli) bildirmeniz de gerekmez.从其他欧盟国家移居芬兰,通常无需为行李,即私人物品,缴纳关税或增值税。您也不必向海关(tulli)报关。
tulliana@ gmail. comrunerl@ skjoldhoej. dk, erik@ binghamton. edu, anders@ alweb. dk
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod