Bir mantar kol var, sanırım, ve aldı kapatın. Sonra düşündüm, bir tuhaflık var söyledi.Sau đó, tôi nghĩ, có điều gì đó lẻ trong đó.
Bir mantar kol var, sanırım, ve aldı kapatın. Sonra düşündüm, bir tuhaflık var söyledi.Τότε, σκέφτηκα, υπάρχει κάτι περίεργο το γεγονός ότι.
Bir noktayı göremezsiniz. Tanım olarak zaten boyutsuzdur, bir elektron gibi yani, yeterince tuhaftır.Ennek, definíciója szerint, nincsenek dimenziói, olyan mint egy elektron, eléggé fura.
Bir noktayı göremezsiniz. Tanım olarak zaten boyutsuzdur, bir elektron gibi yani, yeterince tuhaftır.Er ist, per Definition, dimensionslos, wie ein Elektron, seltsam genug.
Bir noktayı göremezsiniz. Tanım olarak zaten boyutsuzdur, bir elektron gibi yani, yeterince tuhaftır.Este prin definiție fără dimensiuni, ca un electron, destul de straniu.
Bir noktayı göremezsiniz. Tanım olarak zaten boyutsuzdur, bir elektron gibi yani, yeterince tuhaftır.Het is, per definitie, dimensieloos, als een elektron, vreemd genoeg.
Bir noktayı göremezsiniz. Tanım olarak zaten boyutsuzdur, bir elektron gibi yani, yeterince tuhaftır.Již svou definicí je bezrozměrný, jako elektron, kupodivu.
Bir noktayı göremezsiniz. Tanım olarak zaten boyutsuzdur, bir elektron gibi yani, yeterince tuhaftır.Non ha dimensioni per definizione, come un elettrone, stranamente.
Bir noktayı göremezsiniz. Tanım olarak zaten boyutsuzdur, bir elektron gibi yani, yeterince tuhaftır.Par définition, il n'a pas de dimensions, comme un électron, plutôt bizarrement.
Bir noktayı göremezsiniz. Tanım olarak zaten boyutsuzdur, bir elektron gibi yani, yeterince tuhaftır.Po definiciji je brez dimenzij, tako kot elektron, čudno, ne?
Bir noktayı göremezsiniz. Tanım olarak zaten boyutsuzdur, bir elektron gibi yani, yeterince tuhaftır.Тя по дефиниция няма измерения, като електрон - странно.
Bir papaz olarak, bir çok tuhaf tip görüyorum.Ako pastor vidím veľa cvokov.
Bir papaz olarak, bir çok tuhaf tip görüyorum.Als predikant kom ik veel excentriekelingen tegen.
Bir papaz olarak, bir çok tuhaf tip görüyorum.Als Seelsorger sehe ich wirklich viele Verrückte.
Bir papaz olarak, bir çok tuhaf tip görüyorum.Ca preot, văd o mulţime de ţăcăniţi.
Bir papaz olarak, bir çok tuhaf tip görüyorum.Come pastore, incontro molte persone stravaganti.
Bir papaz olarak, bir çok tuhaf tip görüyorum.En tant que pasteur, je rencontre beaucoup d'excentriques.
Bir papaz olarak, bir çok tuhaf tip görüyorum.Jako kazatel vidím mnoho cvoků.
Bir papaz olarak, bir çok tuhaf tip görüyorum.Jako pastor widzę wielu dziwaków.
Bir papaz olarak, bir çok tuhaf tip görüyorum.저는 목사이기 때문에 많은 괴짜들을 만납니다.
Bir papaz olarak, bir çok tuhaf tip görüyorum.Là một mục sư, tôi gặp rất nhiều điều không ra gì.
Bir papaz olarak, bir çok tuhaf tip görüyorum.Sebagai seorang pendeta, Saya melihat banyak orang aneh.
Bir papaz olarak, bir çok tuhaf tip görüyorum. Ve hayatın her alanından tuhaf tiplerin olduğunu öğrendim.Lelkipásztorként sok furcsa embert látok, és megtanultam, hogy az élet minden területén vannak furcsa emberek.
Bir papaz olarak, bir çok tuhaf tip görüyorum.Σαν πάστορας, βλέπω πολύ εκκεντρικό κόσμο.
Bir papaz olarak, bir çok tuhaf tip görüyorum.Като пастор, срещам много чешити.
Bir papaz olarak, bir çok tuhaf tip görüyorum.Я, как пастор, встречаю много чудаков.
Bir papaz olarak, bir çok tuhaf tip görüyorum.Як пастор, я бачу чимало диваків.
Bir papaz olarak, bir çok tuhaf tip görüyorum.ככומר, אני רואה הרבה משוגעים.
Bir papaz olarak, bir çok tuhaf tip görüyorum.وك قس، أرى الكثير من المجانين.
Bir papaz olarak, bir çok tuhaf tip görüyorum.どんな所にも変わり者がいると知りました
Bir tuhaflık var.Dei rumori.
Bir tuhaflık var.Há distúrbios.
Bir tuhaflık var.Jag känner en störning.
Bir tuhaflık var.Jeg mærker en uro.
Bir tuhaflık var.Oigo un ruido.
Bir tuhaflık var.Panuje jakieś poruszenie.
Bir tuhaflık var.Tuolla on levottomuutta.
Bir tuhaflık var.Αναταραχή. Κάποιος έρχεται.
Bir tuhaflık var.Какие-то помехи. Сюда кто-то идёт.
Bir yandan da tuhaf şeyler yapıyordum.A bolo to tiež tak trochu surreálne.
Bir yandan da tuhaf şeyler yapıyordum.Bylo to ale také docela absurdní.
Bir yandan da tuhaf şeyler yapıyordum.Claro que também foi muito surrealista
Bir yandan da tuhaf şeyler yapıyordum.Das Ganze war natürlich gleichermaßen surreal.
Bir yandan da tuhaf şeyler yapıyordum.Ed era certo, anche surreale.
Bir yandan da tuhaf şeyler yapıyordum.En het was natuurlijk ook surrealistisch.
Bir yandan da tuhaf şeyler yapıyordum.És persze az egész olyan álomszerű volt.
Bir yandan da tuhaf şeyler yapıyordum.Et c'était également, bien sûr, surréaliste.
Bir yandan da tuhaf şeyler yapıyordum.Itu juga, tentu saja, sulit dipercaya.
Bir yandan da tuhaf şeyler yapıyordum.이것 또한, 물론 초현실적인 느낌이었습니다.
Bir yandan da tuhaf şeyler yapıyordum.Por supuesto que fue algo surrealista.
Bir yandan da tuhaf şeyler yapıyordum.Şi era şi, desig, fantastic.
Bir yandan da tuhaf şeyler yapıyordum.To było też, oczywiście, surrealistyczne.
Bir yandan da tuhaf şeyler yapıyordum.Và điều này tất nhiên rất kì dị.
Bir yandan da tuhaf şeyler yapıyordum.Και ήταν επίσης, φυσικά, σουρεαλιστικό.
Bir yandan da tuhaf şeyler yapıyordum.И конечно, весь этот опыт казался нереальным.
Bir yandan da tuhaf şeyler yapıyordum.И това беше също така, разбира се, нереално.
Bir yandan da tuhaf şeyler yapıyordum.І це все, також, звісно здавалося нереальним.
Bir yandan da tuhaf şeyler yapıyordum.וזה כמובן היה סוריאליסטי.
Bir yandan da tuhaf şeyler yapıyordum.وكنت في الحقيقة .. سريالياً ..
Bir yandan da tuhaf şeyler yapıyordum.念のために名札を確認したほどでした