Tövbe etmek için çok geç.It is too late to repent.
Tövbe etmeden günahlardan arınma olamaz.There can be no redemption without repentance.
Yeremya'nın uyarılarına kulak asmayan İsrailoğulları tövbe etmedi.Though of Israel, their tribe distinction is not mentioned as it is with the descendants of Lehi.
Vaktinin önemli bir bölümünü önceki günahlarının affedilmesi için tövbe etmekle geçirmiştir.He made his debut against the former, coming on as a late substitute for Todor Nedelev.
Tövbe etmesi için ona bir süre tanıdım, ama fuhuş yapmaktan tövbe etmek istemiyor.I gave her time to repent, but she refuses to repent of her sexual immorality.
Yeremya'nın uyarılarına kulak asmayan İsrailoğulları tövbe etmedi.Gott hat Israels Bund zu keinem Zeitpunkt gekündigt.
Tövbe etmek için çok geç.È troppo tardi per pentirsene.
Yeremya'nın uyarılarına kulak asmayan İsrailoğulları tövbe etmedi.Точных сведений о месте и времени рождения Х. Исраилова нет.
Yeremya'nın uyarılarına kulak asmayan İsrailoğulları tövbe etmedi.Verleid geen Israëliet tot afgoderij.
Yeremya'nın uyarılarına kulak asmayan İsrailoğulları tövbe etmedi.他同時否認以色列在幕後插手示威。
Yeremya'nın uyarılarına kulak asmayan İsrailoğulları tövbe etmedi.너는 ‘이스라엘을 거슬러 예언하지 말고 이사악의 집안을 거슬러 설교하지 마라.’
Adam öldürmekten, büyü, fuhuş, hırsızlık yapmaktan da tövbe etmediler.ani neurobili pokánia zo svojich vrážd ani zo svojich čarov ani zo svojho smilstva ani zo svojich krádeží.
Adam öldürmekten, büyü, fuhuş, hırsızlık yapmaktan da tövbe etmediler.Ani pokutowali z mężobójstw swoich, ani z czarów swoich, ani z wszeteczeństw swoich, ani z złodziejstw swoich.
Adam öldürmekten, büyü, fuhuş, hırsızlık yapmaktan da tövbe etmediler.Aniž činili pokání z vražd svých, ani z trávení svých, ani z smilstva svého, ani z krádeží svých.
Adam öldürmekten, büyü, fuhuş, hırsızlık yapmaktan da tövbe etmediler.Chúng nó cũng không ăn năn những tội giết người, tà thuật, gian dâm, trộm cướp của mình nữa.
Adam öldürmekten, büyü, fuhuş, hırsızlık yapmaktan da tövbe etmediler.Chúng_nó cũng không ăn_năn những tội giết người , tà_thuật , gian_dâm , trộm_cướp của mình nữa .
Adam öldürmekten, büyü, fuhuş, hırsızlık yapmaktan da tövbe etmediler.És nem tértek meg az õ gyilkosságaikból, sem az õ ördöngösségeikbõl, sem paráználkodásaikból, sem lopásaikból.
Adam öldürmekten, büyü, fuhuş, hırsızlık yapmaktan da tövbe etmediler.He eivät tehneet parannusta murhistaan eikä velhouksistaan eikä haureudestaan eikä varkauksistaan.
Adam öldürmekten, büyü, fuhuş, hırsızlık yapmaktan da tövbe etmediler.in niso se izpokorili od moritev svojih, ne od čaranj in ne od nečistosti in ne od tatvin svojih.
Adam öldürmekten, büyü, fuhuş, hırsızlık yapmaktan da tövbe etmediler.또 그 살인과 복술과 음행과 도적질을 회개치 아니하더라
Adam öldürmekten, büyü, fuhuş, hırsızlık yapmaktan da tövbe etmediler.non rinunziò nemmeno agli omicidi, né alle stregonerie, né alla fornicazione, né alle ruberie
Adam öldürmekten, büyü, fuhuş, hırsızlık yapmaktan da tövbe etmediler.Şi nu s'au pocăit de uciderile lor, nici de vrăjitoriile lor, nici de curvia lor, nici de furtişagurile lor.
Adam öldürmekten, büyü, fuhuş, hırsızlık yapmaktan da tövbe etmediler.und taten auch nicht Buße für ihre Morde, Zauberei, Hurerei und Dieberei.
Adam öldürmekten, büyü, fuhuş, hırsızlık yapmaktan da tövbe etmediler.Zij wilden ook niet ophouden met hun moordpartijen, hun tovenarij, hun overspel en diefstallen.
Adam öldürmekten, büyü, fuhuş, hırsızlık yapmaktan da tövbe etmediler.И не раскаялись они в убийствах своих, ни в чародействах своих, ни в блудодеянии своем, ни в воровстве своем.
Adam öldürmekten, büyü, fuhuş, hırsızlık yapmaktan da tövbe etmediler.І не каялись в убииствах своїх, анї в чарах своїх, анї в блудодїяннях своїх, анї в крадїжах своїх.
Adam öldürmekten, büyü, fuhuş, hırsızlık yapmaktan da tövbe etmediler.ולא שבו מדרכם לרצח ולכשף ולזנות ולגנב׃
Adam öldürmekten, büyü, fuhuş, hırsızlık yapmaktan da tövbe etmediler.ولا تابوا عن قتلهم ولا عن سحرهم ولا عن زناهم ولا عن سرقتهم
Adam öldürmekten, büyü, fuhuş, hırsızlık yapmaktan da tövbe etmediler.又 不 悔 改 他 們 那 些 凶 殺 、 邪 術 、 姦 淫 、 偷 竊 的 事
Adam öldürmekten, büyü, fuhuş, hırsızlık yapmaktan da tövbe etmediler.又 不 悔改 他 們 那些 凶殺 、 邪術 、 姦淫 、 偷竊 的 事
Istırap ve yaralarından ötürü Göğün Tanrısına küfrettiler. Yaptıklarından tövbe etmediler.A rouhali se Bohu nebeskému pro bolesti své a pro vředy své, avšak nečinili pokání z skutků svých.
Istırap ve yaralarından ötürü Göğün Tanrısına küfrettiler. Yaptıklarından tövbe etmediler.a rúhali sa Bohu neba od svojich bolestí a od svojich vredov, ale neučinili pokánia zo svojich skutkov.
Istırap ve yaralarından ötürü Göğün Tanrısına küfrettiler. Yaptıklarından tövbe etmediler.bestemmiarono il Dio del cielo a causa dei dolori e delle piaghe, invece di pentirsi delle loro azioni
Istırap ve yaralarından ötürü Göğün Tanrısına küfrettiler. Yaptıklarından tövbe etmediler.És káromlák a menny Istenét az õ kínjaik és fekélyeik miatt; és meg nem térének az õ cselekedeteikbõl.
Istırap ve yaralarından ötürü Göğün Tanrısına küfrettiler. Yaptıklarından tövbe etmediler.in preklinjali Boga nebeškega od muk in od uljés svojih, in niso se izpokorili od svojih del.
Istırap ve yaralarından ötürü Göğün Tanrısına küfrettiler. Yaptıklarından tövbe etmediler.ja pilkkasivat taivaan Jumalaa tuskiensa ja paiseittensa tähden, mutta eivät tehneet parannusta teoistansa.
Istırap ve yaralarından ötürü Göğün Tanrısına küfrettiler. Yaptıklarından tövbe etmediler.아픈 것과 종기로 인하여 하늘의 하나님을 훼방하고 저희 행위를 회개치 아니하더라
Istırap ve yaralarından ötürü Göğün Tanrısına küfrettiler. Yaptıklarından tövbe etmediler.Og de spottet himmelens Gud for sine piner og for sine bylder, og omvendte sig ikke fra sine gjerninger.
Istırap ve yaralarından ötürü Göğün Tanrısına küfrettiler. Yaptıklarından tövbe etmediler.und lästerten Gott im Himmel vor ihren Schmerzen und vor ihren Drüsen und taten nicht Buße für ihre Werke.
Istırap ve yaralarından ötürü Göğün Tanrısına küfrettiler. Yaptıklarından tövbe etmediler.y blasfemaron al Dios del cielo por sus dolores y sus llagas, pero no se arrepintieron de sus obras
Istırap ve yaralarından ötürü Göğün Tanrısına küfrettiler. Yaptıklarından tövbe etmediler.и хулили Бога небесного от страданий своих и язв своих; и не раскаялись в делах своих.
Istırap ve yaralarından ötürü Göğün Tanrısına küfrettiler. Yaptıklarından tövbe etmediler.і хулили Бога небесного задля болещів своїх, і задля боляків своїх, а не покаялись від діл своїх.
Istırap ve yaralarından ötürü Göğün Tanrısına küfrettiler. Yaptıklarından tövbe etmediler.ויגדפו את אלהי השמים ממכאבם ושחינם ולא שבו ממעשיהם׃
Istırap ve yaralarından ötürü Göğün Tanrısına küfrettiler. Yaptıklarından tövbe etmediler.وجدفوا على اله السماء من اوجاعهم ومن قروحهم ولم يتوبوا عن اعمالهم
Istırap ve yaralarından ötürü Göğün Tanrısına küfrettiler. Yaptıklarından tövbe etmediler.又 因 所 受 的 疼 痛 、 和 生 的 瘡 、 就 褻 瀆 天 上 的 神 、 並 不 悔 改 所 行 的
Istırap ve yaralarından ötürü Göğün Tanrısına küfrettiler. Yaptıklarından tövbe etmediler.又 因所 受 的 疼痛 、 和 生 的 瘡 、 就 褻瀆 天上 的 神 、 並不悔改 所 行的
Tövbe etmesi için ona bir süre tanıdım, ama fuhuş yapmaktan tövbe etmek istemiyor.A dal som jej čas, aby učinila pokánie zo svojho smilstva, ale neučinila pokánia.
Tövbe etmesi için ona bir süre tanıdım, ama fuhuş yapmaktan tövbe etmek istemiyor.Adtam néki idõt is, hogy megtérjen az õ paráználkodásából; és nem tért meg.
Tövbe etmesi için ona bir süre tanıdım, ama fuhuş yapmaktan tövbe etmek istemiyor.Ale dalť jsem jí čas, aby pokání činila z smilstva svého, avšak nečinila pokání.
Tövbe etmesi için ona bir süre tanıdım, ama fuhuş yapmaktan tövbe etmek istemiyor.e dei-lhe tempo para que se arrependesse; e ela não quer arrepender-se da sua prostituição.
Tövbe etmesi için ona bir süre tanıdım, ama fuhuş yapmaktan tövbe etmek istemiyor.I-am dat vreme să se pocăiască, dar nu vrea să se pocăiască de curvia ei!
Tövbe etmesi için ona bir süre tanıdım, ama fuhuş yapmaktan tövbe etmek istemiyor.I dałem jej czas, aby pokutowała z wszeteczeństwa swego; ale nie pokutowała.
Tövbe etmesi için ona bir süre tanıdım, ama fuhuş yapmaktan tövbe etmek istemiyor.Ik heb haar de tijd gegeven om zich te bekeren van haar ontucht, maar zij wil niet.
Tövbe etmesi için ona bir süre tanıdım, ama fuhuş yapmaktan tövbe etmek istemiyor.In dal sem ji časa, da se izpokori, a se noče izpokoriti od nečistosti svoje.
Tövbe etmesi için ona bir süre tanıdım, ama fuhuş yapmaktan tövbe etmek istemiyor.Io le ho dato tempo per ravvedersi, ma essa non si vuol ravvedere dalla sua dissolutezza
Tövbe etmesi için ona bir süre tanıdım, ama fuhuş yapmaktan tövbe etmek istemiyor.Jag har givit henne tid till bättring, men hon vill icke göra bättring och upphöra med sin otukt.
Tövbe etmesi için ona bir süre tanıdım, ama fuhuş yapmaktan tövbe etmek istemiyor.Je lui ai donné du temps, afin qu`elle se repentît, et elle ne veut pas se repentir de son impudicité.
Tövbe etmesi için ona bir süre tanıdım, ama fuhuş yapmaktan tövbe etmek istemiyor.또 내가 그에게 회개할 기회를 주었으되 그 음행을 회개하고자 아니하는도다
Tövbe etmesi için ona bir süre tanıdım, ama fuhuş yapmaktan tövbe etmek istemiyor.Le he dado tiempo para que se arrepienta, y no quiere arrepentirse de su inmoralidad
Tövbe etmesi için ona bir süre tanıdım, ama fuhuş yapmaktan tövbe etmek istemiyor.Og jeg gav henne tid til å omvende sig; men hun vil ikke omvende sig fra sitt hor.