sur ile cümle

sur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Uzun bir elbise yapmak için bir sürü kumaşa ihtiyacım var.I need a lot of cloth to make a long dress.
Laura için yapılan sürpriz parti bu gece değil, yarın gece.The surprise party for Laura is not tonight, but tomorrow night.
Roma bir sürü antik yapılara sahiptir.Rome has a lot of ancient buildings.
Lindbergh'in tek başına sürekli transatlantik uçuşu kayda değer bir başarıydı.Lindbergh's solo nonstop transatlantic flight was a remarkable accomplishment.
O, Wripple'ın köşesine yakın yaşıyor, bu yüzden o her gün araba sürmektedir.She lives near the edge of Wripple, so she drives in every day.
Eğer sakıncası yoksa bir süre yalnız bırakılmak istiyorum.I'd like to be left alone for a while, if you don't mind.
Tamam. En kısa sürede geleceğim.All right. I'll come as soon as possible.
Avrupa'da bir sürü farklı insan var.There are a lot of different people in Europe.
Yavaş yavaş sür.Drive slowly.
Eğer uzun süre İngilizce konuşmadıysan, körelirsin.You get rusty if you haven't spoken English for a long time.
Ben sonunda bir sürücü belgesi aldım.I got a driver's license at last.
Nihayet sürekli formumu yeniden kazandım.I have finally regained my regular form.
Bir sürü zamanımı alan eylemlerim var.I have a lot of activities which take up my time.
Uzun süredir seni görmedim, Bill.I haven't seen you for a long time, Bill.
Daha dikkatli sür yoksa kaza yapacaksın.Drive more carefully, or you will have an accident.
Kısa sürede cevap vermediğim için üzgünüm.Sorry I didn't reply sooner.
O beni kısa sürede ona yazmamakla suçladı.She accused me of not writing to her sooner.
Size kısa sürede e-posta yazmadığım için üzgünüm.Sorry I didn't e-mail you sooner.
Daha yavaş sürer misin?Could you drive more slowly?
Daha yavaş sür yoksa ceza yersin.Drive more slowly, or you'll get a ticket.
Elbette çok iyi araba sürebilirim.Of course I can drive a car very well.
Öyle içmeyi sürdürürse, sorun yaşayacak.If he carries on drinking like that, he's going to have a problem.
Eğer bir süre evden uzak olursam, posta servisini bırakacağım.If I'm away from home for a period of time, I will stop mail delivery.
Uzun süredir onu görmedim.I haven't seen her for ages.
Niçin bir süre kalmıyorsun?Why don't you stay a little while?
Sürekli seni desteklemekten bıktım.I'm fed up with always backing you up.
Ne kadar süredir Tokyo'da yaşıyorsun?How long have you been living in Tokyo?
Onun iyileşmesi uzun sürmeyecek.It will not be long before he gets well.
Kısa sürede sana yetişirim.I'll catch up with you soon.
Artık it gibi sürünmek istemiyorum.I don't want to lead a dog's life any more.
Artık mutsuz bir hayat sürmek istemiyorum.I don't want to lead a dog's life any more.
Mary ve ben yıllarca yakın arkadaşlar olmayı sürdürdük.Mary and I remained firm friends for years.
Mary ve John tartıştılar, ancak bir süre sonra barıştılar.Mary and John quarreled, but made up after a while.
Şurada gazete okuyan adam benim amcam.The man reading a paper over there is my uncle.
Şurada gazete okuyan adam benim dayım.The man reading a paper over there is my uncle.
Dr. Miller, bir süre beklemenizi istiyor.Dr. Miller wants you to wait for a while.
Marie bana araba sürmeyi sevdiğini söyledi.Marie told me that she enjoyed the drive.
Mayuko bir bisiklet sürebilir.Mayuko can ride a bicycle.
Akşam yemeği kısa bir süre içerisinde hazır olacak.Dinner will be ready soon.
Çok sürmeden geri geleceğim.It will not be long before I come back.
Haberi duymamızdan uzun süre önce değildi.It was not long before we heard the news.
Bay Yamazaki iyileşmeden uzun süre önce değildi.It was not long before Mr Yamazaki recovered.
Bu kiraz çiçekleri çıkmadan uzun süre önce olmayacak.It will not be long before the cherry blossoms come out.
Kısa sürede yağmur şiddetli yağmaya başladı.It soon began to rain very hard.
Kısa süre sonra yağmur yağmaya başladı.Soon after, it began to rain.
Kısa sürede İngilizce konuşmayı öğrendi.Soon, he learned how to speak English.
Madonna'nın kariyerine bir süre için geri dönmeyeceğine bahse girerim.I'll bet Madonna doesn't return to her career for awhile.
Adresimi henüz bilmiyorum. Bir süre arkadaşımla kalacağım.I don't know my address yet, I'm going to stay with my friend for a while.
Hâlâ bir sürü zamanımız kaldı.We still have plenty of time left.
Henüz bir bisiklet sürmediysen bir denemelisin.If you haven't driven a bike yet, you should give it a shot.
Michael geçim yapmak için zor bir süreç geçirdi.Michael had a hard time making ends meet.
Otur ve bir süre dinlen.Sit down and take it easy for a while.
Marcy haberi duyduğunda göz yaşlarına boğuldu ama kısa sürede toparlandı.Marcy burst into tears on hearing the news, but soon pulled herself together.
Eğer dikkatsizce sürersen, sıranı kaçıracaksın.If you drive carelessly, you will miss your turn.
Sadece birkaç dakika sürer.It only takes a few minutes.
Bob da bir araba sürebilir.Bob can drive a car, too.
Bob'ın odasında bir sürü kitap var.Bob has a lot of books in his room.
Bob, Mary ile bir yılı aşkın bir süredir nişanlıdır.Bob has been engaged to Mary for over a year.
Bugün bir sürü aptalca fikrim var.I am so full of foolish ideas today.
Tekne akıntıyla sürüklendi.The boat drifted down the stream.

İlgili Sayfalar